Bir gece boyunca cesedi evinde tutan 43 yaşındaki Suriyeli zanlı, ertesi gün onu tarlasına götürüp bir kanalizasyon çukuruna attı. Zanlının, 61 yaşındaki kadının sosyal çevresinin dar olmasını ve Kıbrıs'ta akrabasının bulunmamasını göz önünde bulundurarak kaybolmasının polisi hemen harekete geçirmeyeceğini ve kendisine ülkeden ayrılmak için zaman kazandıracağını düşündüğü anlaşılıyor.
Olga'nın fotoğrafının 28 Ekim'de kayıp kişi olarak yayımlanmasından sonraki hareketleri bu senaryoyu destekliyor. Ertesi sabah erkenden zanlı, Beyrut'a uçak bileti aldı. Kişisel eşyalarını 4 valize topladı ve 30 Ekim'de Kıbrıs'tan ayrılmaya hazırlanıyordu. Ancak uçağa binemedi. Aynı günün öğleden sonrasında Larnaka Havalimanı'nda fark edilen zanlı, yetkililer tarafından durduruldu.
İtiraf ve ürpertici anlatım
Olga ile beş aydır ilişki yaşayan zanlı, Cumartesi akşamı cinayeti itiraf etti ve sorgulayan memurlara cesedi attığı kanalizasyon çukurunu gösterdi. Adli tabip Nikolas Haralambus'a göre ceset çürümenin ilk aşamasındaydı. Otopsi, ölümün kafatasına künt bir aletle yapılan darbe sonucu oluşan ağır bir beyin yaralanmasından kaynaklandığını ortaya koydu.
Zanlı ifadesinde Olga'yı çekiçle öldürdüğünü söyledi. İddiasına göre evinde bulundukları sırada kadın kendisine hakaret etti, bunun üzerine öfkelenip çekiçle kafasına vurdu. Ardından cesedi bir gece evinde tuttu, ertesi gün de aracıyla tarlasına götürdü. Çekici ise evindeki ahşap pergolaya attığını belirtti.
Sorgulayan memurlar, cinayetin arkasında maddi anlaşmazlıkların olduğuna inanıyor. Zanlı, gayrimenkul yatırımlarıyla uğraşan kadının mali durumunu biliyordu. Sözde bir trafik kazası öne sürerek Olga'dan para koparmaya çalıştığı değerlendiriliyor.
Soruşturmanın odağında ayrıca Olga'nın kaybolmasından birkaç gün önce gerçekleştirdiği büyük miktarlı para çekimleri de var.
Soruşturmada belirleyici olan, kadının avukatı ve yakın arkadaşı Pambos İoannu'nun harekete geçmesi oldu. İoannu, köpeğin dairede durmadan havladığını ve buna rağmen Olga'dan hiçbir belirti alınamadığını öğrenince endişelendi. Olga'nın hayvanını asla yalnız bırakmadığını anlatan İoannu, bu yüzden kötü bir şey olduğundan şüphelendiğini söyledi.
İoannu, 23 Ekim'de polisle birlikte Olga'nın evine gitti. Köpek orada yetersiz beslenmiş halde bulundu. Ardından Rusya'da yaşayan oğulla iletişime geçildi ve bu görüşme sırasında Olga'nın zanlıyla ilişkisi ortaya çıktı. Oğul, annesinin köpeğiyle birlikte olduğu bir fotoğrafı, zanlıya ait olarak polise gönderdi. Bu fotoğraf, soruşturmayı zanlının izine yönelten delillerden biri oldu.
İoannu, Olga'yı iyi bir insan ve girişimci olarak tanımladı. Olga'nın zanlıya âşık olduğunu ve davranışları ile öfke nöbetleri dahil sorunlarında ona yardımcı olmaya çalıştığını anlattı. İoannu'ya göre Olga, mali durumu nedeniyle birilerinin kendisinden çıkar sağlamaya çalışabileceği yönünde zaman zaman endişe duyuyordu.
Soruşturma ekibi, yaklaşık 80 ifadenin alınmasını bekliyor. Kapalı devre kamera kayıtları, telekomünikasyon verileri ve banka hesapları incelenirken dört farklı yerde ek aramalar planlanıyor. Öte yandan yetkililerin Interpol ile iş birliği yapması bekleniyor.