Icerige atla
Genel ⭐ 85/100

Averof Neofitu Geri Döndü: Eski Partisine Savaş İlan Etti

Averof Neofitu Geri Döndü: Eski Partisine Savaş İlan Etti
Yaz Boyunca Malta'da İngilizce

Demokratik Seferberlik (DİSİ) Partisi'nin eski lideri Averof Neofitu siyaset sahnesine geri döndü. Ancak bu kez, siyasi kariyerini başlatan ve yıllarca liderliğini yaptığı partisine karşı siyasi ateş açmış durumda.

Fidias Panayiotou'nun sunduğu bir podcast programında yaptığı açıklamalarla eski DİSİ başkanı, partideki iç çatışmalarda yeni bir sayfa açtı. Neofitu, Kıbrıs 2028 cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilerlerken kenarda beklemek gibi bir niyetinin olmadığını net bir şekilde ortaya koydu.

Eleştirilerinin merkezinde, mevcut DİSİ Başkanı Annita Dimitriu ve Neofitu'nun bilgisine sunulmadan yapılan bir iç kamuoyu yoklaması yer alıyor. Ancak burada akla şu soru geliyor: DİSİ bünyesinde artık kurumsal bir görevi bulunmayan eski parti liderinin, neden her iç anketten haberdar edilmesi bekleniyor?

Dolayısıyla mesele sadece bir anket değil. Mesele, bu tepkinin arkasındaki siyasi duruştur.

Neofitu, DİSİ'nin yeni bir liderliğe, yeni bir siyasi gerçekliğe ve yeni karar alma merkezlerine sahip olduğunu kabul etmekte zorlanıyor gibi görünüyor.

2028 cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarının erken başlatılmasına yönelik eleştirileri ise çok daha çarpıcı. Neofitu, bu tartışmanın vaktinden önce başladığını ve Kıbrıs sorunu açısından kritik bir dönemde DİSİ'yi ana muhalefet partisi rolünden uzaklaştırma riski taşıdığını savunuyor.

Siyasi hafızası zayıf olanlar için hatırlatmakta fayda var: Bir önceki seçimden çok önce cumhurbaşkanlığı yarışının merkezindeki isim bizzat Neofitu'nun kendisiydi. Dolayısıyla, kendi siyasi stratejisini uzun bir seçim öncesi dönem üzerine kuran bir siyasetçiden, erken seçim kampanyasının riskleri hakkında ders dinlemek pek de kabul edilebilir bir durum değil.

Ortada bir diğer çelişki daha var.

Neofitu'nun liderliği döneminde kamuoyu yoklamaları ve iç araştırmalar DİSİ için hiç de yabancı kavramlar değildi. Siyasi metrikler, strateji ve seçim planlaması için rutin olarak birer araç olarak kullanılıyordu. Ancak benzer uygulamalar mevcut liderlikle ilişkilendirildiğinde, aniden sorunlu olarak gösterilmeye başlanıyor.

Peki, Neofitu'yu asıl rahatsız eden şey ne?

Ortada bir kamuoyu yoklaması olması mı, yoksa bu yoklamanın kendisi sürecin merkezine alınmadan yapılması mı?

Eski DİSİ liderinin giderek artan sıklıkta yaptığı müdahaleler, daha derin bir duruma işaret ediyor. Neofitu, siyasi olarak hala geçerliliğini koruduğunda ısrar ediyor ve siyasi sahneden kaybolmak gibi bir niyeti olmadığını defalarca hissettirdi. Deneyimi ve nüfuzu tartışmasız. Hırsları da öyle.

Temel gerilimin Temsilciler Meclisi Başkanı Dimitriu ile yaşandığı nokta tam olarak burası.

Bu durum sadece siyasi taktikler üzerinden bir anlaşmazlık değil. DİSİ'nin geleceğini kimin şekillendireceği ve partinin 2028 stratejisi üzerinde kimin belirleyici etkiye sahip olacağı konusunda bir mücadeleye dönüşüyor.

Neofitu'nun dilediği siyasi rolü üstlenmek için çaba sarf etme hakkı saklıdır. Mevcut liderliği eleştirme ve eğer isterse partiden cumhurbaşkanlığı adaylığı talep etme hakkına da sahiptir.

Ancak mevcut liderliğin, kendisi hala başkanlık koltuğunda oturuyormuş gibi davranmasını bekleyemez.

Eski Liderler ve Siyasi Miras

Siyasi görev tesliminin bir anlamı vardır. Eski liderler, sadece siyasi nüfuzlarını koruyorlar diye kalıcı ve gayriresmi lider olarak kalamazlar.

Bir de Crans-Montana meselesi var.

BM öncülüğündeki Kıbrıs görüşmelerinin çöküşünün üzerinden dokuz yıl geçtikten sonra Neofitu, konuya DİSİ'ye ve müzakerelerin siyasi yönetimine yönelik sert eleştirilerle geri döndü. Kıbrıs çözüm sürecine yönelik eleştiriler son derece meşrudur. Ancak siyasi eleştiri aynı zamanda tutarlılık da gerektirir.

Peki, o dönemde DİSİ'nin başkanı kimdi? Averof Neofitu.

Kendisi dışarıdan bir gözlemci değildi. Marjinal bir siyasi figür de değildi. Şimdi geçmişteki tutumunu mercek altına aldığı partinin lideri konumundaydı.

Bu durum, onu eski Anastasiadis hükümetinin aldığı her karardan sorumlu tutmaz. Ancak o dönemki kendi siyasi duruşunu, herhangi bir samimi tarihsel değerlendirmenin kaçınılmaz bir parçası haline getirir.

Neofitu bugün Crans-Montana'da ciddi hatalar yapıldığına inanıyorsa, bunu söyleme hakkına sahiptir. Ancak o olaylar sırasında kendi kamuoyu önündeki duruşunu ve DİSİ'yi yönetirken benimsediği tavrı da açıklamalıdır.

Bir siyasetçi, kendisi o süreçlerin dışında duruyormuş gibi davranırken, başkalarından geçmişin hesabını vermesini isteyemez.

Siyaset seçici bir hafızayla işlemez. İç siyasi dengeler değişti diye tarih de yeniden yazılamaz.

Neofitu'nun siyasi cephenin en ön saflarına geri dönme hakkı saklıdır. Bunu yapacak deneyime, siyasi profile ve kurumsal bilgiye sahiptir. Ancak 2028'de gerçekten de kilit bir oyuncu olmayı niyet ediyorsa, niyetini net bir şekilde ortaya koymalı ve siyasi yarışın açıkça yapılmasına izin vermelidir.

İmalara, siyasi gölgelere veya her iç parti prosedürünün kişisel bir yüzleşmenin başka bir savaş alanına dönüşmesine gerek olmamalıdır.

Temel soru çok basit: Neofitu partiye yeniden hizmet mi etmek istiyor, yoksa partinin kontrolünü yeniden ele mi geçirmek istiyor?

Bu sorunun cevabı, tek bir iç anketin sonucundan çok daha fazlasını belirleyebilir. Cevap, DİSİ'nin 2028 cumhurbaşkanlığı yarışına birleşik bir siyasi güç olarak mı, yoksa geçmiş liderliği üzerinden bir mücadeleyle tüketilen bir parti olarak mı gireceğini belirleyebilir.

Malta'da Eğlen, İngilizce Öğren
Paylaş: