Polis, bu sabah erken saatlerde mahkeme kararıyla üç 18 yaşındaki kişiyi tutuklayarak gözaltına aldı. Arnavut, Şilili ve Iraklı kökenli olan ve İsveç pasaportu taşıyan zanlılar, bir Kıbrıslı Türk'e yönelik saldırıyla bağlantılı olarak soruşturma kapsamında gözaltına alındı.
Gazimağusa Kriminal Polisi tarafından şafak vakti gerçekleştirilen tutuklamalar öncesinde bilgi toplandı ve CCTV görüntüleri analiz edildi. Üç turistin bugün öğleden sonra adadan ayrılması beklenirken polis tarafından yakalandığı öğrenildi. Üç kişi, dün Gazimağusa bölgesinde meydana gelen ve ağır yaralama olarak nitelendirilen olayla ilgili soruşturmayı kolaylaştırmak amacıyla gözaltına alındı.
Üç şüpheli, öğle saatlerinde Gazimağusa Bölge Mahkemesi'ne çıkarılacak ve haklarında tutukluluk kararı talep edilecek.
Anımsanacağı üzere polis, gelen bir ihbar üzerine dün sabah saat 06.00 sıralarında 47 yaşındaki Kıbrıslı Türk'ü Ayia Napa'da bir sokakta yaralı halde bulmuştu.
Gazimağusa Devlet Hastanesi'ne kaldırılan adamda beyin kanaması ve kafatası tabanında kırık tespit edildi. Durumunun ciddiyeti nedeniyle entübe edilen hasta, Lefkoşa Devlet Hastanesi'ne sevk edildi ve halen burada tedavi altında tutuluyor.
Tedavisiyle ilgilenen doktorlar, durumunun ciddi ancak stabil olduğunu belirtiyor.
Polis soruşturmasında elde edilen ifadeler ve CCTV kayıtları, 47 yaşındaki kişinin bir arkadaşıyla bölgede olduğunu, saat 05.00 sıralarında arkadaşından ayrıldıktan sonra henüz bilinmeyen bir nedenle üç turistle tartışmaya başladığını ortaya koydu. Turistlerin adamı vurarak yere düşmesine ve kafasını yere çarpmasına neden olduğu, mağdurun zanlıları tanımadığı tespit edildi. Olay Agia Mavri Sokağı'nda meydana geldi.
Gazimağusa Kriminal Polisi soruşturmayı sürdürüyor.
Öte yandan, Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman yaptığı açıklamada olayın kapsamlı bir şekilde araştırılması çağrısında bulunurken, mağdura geçmiş olsun dileklerini iletti. Kendisini başbakan olarak adlandıran Ünal Üstel ise, saldırının etnik nefretten kaynaklanması halinde bunun sıradan bir bireysel suç olarak değerlendirilemeyeceğini, toplumsal barışa karşı bir nefret suçu oluşturacağını belirtti.