Kıbrıs Cumhuriyeti'nin BM Güvenlik Konseyi nezdindeki Daimi Temsilcisi Büyükelçi Maria Mihail, Yunanistan'ın Güvenlik Konseyi başkanlığında düzenlenen "Yeni Teknolojiler ve Deniz Güvenliği" başlıklı açık tartışmada, 2019 tarihli Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatının "geçersiz ve hükümsüz" olduğu yönündeki Kıbrıs'ın tutumunu yineledi. Mihail, toplantıyı düzenlediği için Yunanistan'a teşekkür etti.
Mihail, Türkiye-Libya mutabakatına değinirken özellikle mutabakatın son dönemde Libya Temsilciler Meclisi'nin onayından geçmesine dikkat çekti. Mihail, "Bu iddia edilen anlaşma geçersiz ve hükümsüzdür; uluslararası hukuka, özellikle de antlaşmaların yapılmasını düzenleyen kurallara ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (UNCLOS) aykırıdır" dedi.
Mihail, "Coğrafya değişemez. Keyfi deniz sınırlandırmaları yoluyla devletlerin egemenlik haklarını da hiçbir şekilde göz ardı etmek mümkün değildir" diyerek sözlerini sürdürdü. Mihail, "UNCLOS'un 121. maddesi, adaların statüsünü ve bu adaların deniz bölgelerindeki haklarını açıkça belirler" ifadelerini kullandı.
Mihail, UNCLOS'un deniz güvenliği, hukuki güvenlik ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözümü için temel bir dayanak olduğunu vurguladı. Mihail, sözleşmenin örf ve âdet hukukunu yansıtan hükümlerinin tüm devletleri bağladığını da hatırlattı. Mihail, "Akdeniz hepimizin ortak denizidir. Buradaki güvenlik ve istikrar, uluslararası hukuka ve tüm kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygıya dayanan iyi komşuluk ilişkilerine bağlıdır" dedi.
Mihail, toplantının konusuna ilişkin olarak yapay zekânın deniz alanındaki gözetimi güçlendirebileceğini, erken uyarı, kriz yönetimi ve kritik deniz altyapılarının korunmasına katkı sağlayabileceğini söyledi. Ayrıca yapay zekânın barış ve insani yardım operasyonlarını ve ateşkes ile yaptırımların izlenmesini destekleyebileceğini belirtti. Ancak Mihail, yeni teknolojilerin liman, gemi, denizaltı kabloları ve enerji altyapılarına yönelik siber saldırılar ve hibrit operasyonlar gibi mevcut tehditleri de artırabileceği konusunda uyardı.
Mihail, bu çerçevede yapay zekânın geliştirilmesi ve kullanımının sorumlu biçimde ve etik ilkelere uygun yapılması gerektiğini ifade etti. Mihail, bunun "anlamlı insan denetimi, şeffaflık ve hesap verebilirlik" ile mümkün olacağını söyledi. Mihail, "Teknolojik ilerlemenin uluslararası hukuka dayanmayı sürdürmesi gerekir" sözleriyle, özellikle BM Şartı ve UNCLOS'un altını çizdi.
Mihail konuşmasının sonunda bilgi paylaşımının, kapasite geliştirmenin ve devletler, uluslararası kuruluşlar ile denizcilik sektörü arasındaki işbirliğinin önemini vurguladı. Mihail ayrıca Güvenlik Konseyi'nin, yeni teknolojilerin uluslararası barış ve güvenlik üzerindeki etkilerini ele almada önemli bir rol oynadığını belirtti. Mihail, BM sisteminde koordineli bir hareket tarzına duyulan ihtiyaca dikkat çekti.
Mihail sözlerini şöyle tamamladı: "Ortak hedefimiz, yeni teknolojilerin deniz güvenliğini güçlendirmesini sağlamaktır. Bunu yaparken de uluslararası hukuka, insan denetimine ve uluslararası işbirliğine sağlam biçimde dayanmalıyız."