Efsanevi caz saksofoncu Sonny Rollins, New York Woodstock'taki evinde 95 yaşında hayatını kaybetti. Sanatçının basın danışmanı ölüm haberini pazartesi günü yaptığı açıklamayla duyurdu.
Rollins, 1956 yılında iddialı bir isimle "Saxophone Colossus" albümünü kaydetmişti. Ancak bu başarıya rağmen kendinden şüphe duymaktan bir türlü kurtulamadı.
1959 yazında New York'taki Williamsburg Köprüsü'nün rüzgârlı yaya geçidinde çalmaya başladı. Başlangıçta hamile komşusunu rahatsız etmemek için seçtiği bu yer, zamanla bitmeyen bir pratik alanına dönüştü.
Rollins, 2022 yılında Guardian gazetesine verdiği röportajda şöyle demişti: "Beni köprüye çeken şey, kendi çalışım hakkında hissettiklerimdi. Memnun olmadığımı biliyordum."
Rollins köprüde ikiden fazla yıl geçirdi; çoğu zaman günde 14-15 saat çaldı.
"Tabii bazen tuvalete gitmek için iniyordum ya da hoşuma giden bir bara gidip bir konyak içiyordum" dedi. "Ama sonra hemen geri çıkıyordum."
Bu dönemin ardından kaydettiği "The Bridge" albümü, önceki tarzından tam bir kopuş olmasa da solo ve doğaçlama çalışlarını yeni bir seviyeye taşıdı. Jazz Journal dergisi o dönem yayımladığı eleştiride, Rollins'in "şarkının melodisinden aldığı bir ifadenin son damlasına kadar anlamını çıkarabildiğini" yazdı.
Bu albüm aynı zamanda Rollins'i John Coltrane ve Wayne Shorter ile birlikte kuşağının en beğenilen sanatçılarından biri olma yoluna koydu.
Harika çocuk olarak bilinen Rollins, saksofoncu Charlie Parker'dan etkilendi ve piyanist Thelonious Monk'un rehberliğinde yetişti"Müziğin İçine Doğdum"
Walter Theodore Rollins, 7 Eylül 1930'da dünyaya geldi ve Harlem'de müzikle iç içe büyüdü. Ağabeyi ve kız kardeşi keman ve piyano eğitimi alıyordu. Piyanist Fats Waller da aynı mahallede yaşıyordu.
Küçük yaşlardan beri Sonny diye bilinen Rollins, Waller'ın müziğinin kendisi için doğru olduğunu içgüdüsel olarak bildiğini anlattı: "Biberonunu alan bir bebek gibi" dedi PBS NewsHour'a.
İdolü saksofoncu Coleman Hawkins da yakınlarda oturuyordu.
Rollins okul yolunda, New York caz dünyasının kalbi olan Cotton Club ve Savoy Ballroom'un önünden geçiyordu. "Gerçekten en başından beri müziğin içine gömülmüştüm" dedi.
Harika çocuk olarak bilinen Rollins, saksofoncu Charlie Parker'dan etkilendi ve piyanist Thelonious Monk'un mentorlüğünde yetişti. 1950'lerin sonlarında Art Blakey, Bud Powell ve Miles Davis gibi önde gelen caz sanatçılarıyla çalmaya başladı.
Davis'in en bilinen erken dönem parçalarından "Oleo" ve "Airegin"i Rollins besteledi.
"Saxophone Colossus" albümü, ABD Virgin Adaları'ndan gelen ailesinin sevdiği calypso müziğinden ilham alan "St Thomas" parçasını içeriyordu. Bu parça, Rollins'in calypso müziğiyle uzun soluklu ilişkisini başlattı.
Rollins'in çoğu zaman maraton gibi süren, güçlü soloları ona "caz tarihinin en büyük saksofon doğaçlamacısı" ünvanını kazandırdı.
Rollins PBS'e verdiği röportajda sahneye boş bir zihinle çıktığını ve soloları için parçanın yapısının ötesinde hiçbir planı olmadığını söyledi: "Doğaçlamayı tamamen güçlere bırakıyorum. Bazen ne çıkacağına ben de şaşırıyorum" dedi.
Rollins ayrıca saksofonunu bir ritim bölümü enstrümanı olarak kullanarak yenilik yaptı.
Albümleri arasında 1966'da kaydedilen "Alfie" film müziği ve "East Broadway Run Down" yer alıyordu.
"Alfie" için bestelediği umursamaz tarzıdaki müzikler, filmin ruh halini tıpkı Miles Davis'in sekiz yıl önce Louis Malle'ın "Darağacına Asansör" filmi için yaptığı büyüleyici müzikler kadar başarılı biçimde yansıttı.
"Son Kalan Benim"
Rollins'in hayatı çok farklı da gidebilirdi. 1950'de silahlı soygundan tutuklandı ve 10 ay hapis yattı.
Uncut dergisine verdiği röportajda o dönemi şöyle değerlendirdi: "Geriye dönüp bakınca, bu benim ilk uzun molam oldu! Diğerlerinden farklı olarak kendi tercihim değildi. Ama öğretici bir yerdi."
"Hapishane acımasız bir yerdi, ama neyse ki müzikle meşguldüm ve vahşetten büyük ölçüde uzak kaldım."
1952'de şartlı tahliye koşullarını eroin kullanarak ihlal ettiği için tekrar tutuklandı. Bu alışkanlığı daha sonra egzersiz ve yoga pratiğiyle değiştirdi. Pek çok müzisyenin kariyerini mahveden gece boyu süren partilerden uzak durdu.
1969'da başlayan bir diğer uzun molasında Japonya ve Hindistan'da zaman geçirdi. Bir manastırda kaldıktan sonra 1970'lerin başında müziğe dönerek yeni albümler kaydetti.
1965'te evlendiği Lucille, aynı zamanda menajeri olarak görev yaptı. Çift, Lucille'in 2004'teki ölümüne kadar birlikte kaldı. Çocukları olmadı.
Rollins, lider olarak 60'tan fazla albüm kaydetti. Rolling Stones ile de çalışarak grubun 1981 tarihli "Tattoo You" albümündeki üç parçaya doğaçlama katkı sağladı. Ancak daha sonra The New York Times'a grupların müziğiyle bağ kuramadığını söyledi: "Bu müzik sadece Siyah blues'unun türevi" diye düşündüğünü belirtti.
Ulusal Kayıt Sanatları ve Bilimleri Akademisi'nden iki Grammy ödülü ve bir Yaşam Boyu Başarı Ödülü kazanan Rollins, solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle çalmayı bırakmak zorunda kaldı ve 2014'te emekli oldu.
Rollins, Parker, Monk ve Coltrane'in öncülük ettiği caz döneminin hayatta kalan son devlerinden biri olduğunun farkındaydı.
2011'de PBS'e şöyle demişti: "Son kalan benim ama bir bakıma değilim, çünkü ben gittikten sonra müziğim burada olacak. Hepimiz hâlâ buradayız, hepimiz hâlâ buradayız."