Doğrudan Demokrasi Kıbrıs lideri Fidias Panayiotu, cumartesi günü yüksek ve artmaya devam eden elektrik fiyatlarını protesto etmek için Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na doğru bir yürüyüş düzenledi. Protestocular, elektrik ve yakıtın temel ihtiyaç maddesi olarak tanınmasını isteyen bir mektubu Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'e sundu.
Mektupta şöyle deniliyor: “Elektrik fiyatlarının düşürülmesi için ülke genelinde yapılan bu protesto, adil ve ortak bir talebi dile getiriyor: Hiçbir hanenin ve hiçbir küçük ya da orta ölçekli işletmenin, dayanılmaz enerji maliyetleri yüzünden temel ihtiyaçlardan mahrum bırakılmaması.”
Mektupta ayrıca elektriğin “lüks değil, insanca yaşam ve toplumsal refah için temel bir gereksinim” olduğu vurgulandı. Ancak elektriğin maliyetinin “aile bütçeleri ve yerel işletmelerin rekabet gücü üzerinde önemli bir yük olmaya devam ettiği” belirtildi.
Devlet istatistik servisi Cystat'ın açıkladığı rakamlara göre, geçen yılın Ağustos ayı ile bu yılın Ağustos ayı arasında enerji fiyatları yüzde 15 arttı.
Mektupta, “asgari ücretle çalışan bir işçi için elektrik faturaları, kira, gıda ve ulaşım, harcanabilir gelirinin önemli bir kısmını alıyor” denildi. Mektupta bir de 1.000 kilovatsaat elektriğin hane faturasında tüketiciye 295 euroya kadar mal olabileceği eklendi.
Mektupta ayrıca Kıbrıs'taki tüketicilerin “kendi kusurları olmayan politikalar yüzünden cezalandırıldığı” ifade edildi. Bu politikalar arasında yüksek elektrik üretim maliyetleri, pahalı yakıt, depolanamayan yenilenebilir enerji kaynakları ve yüksek katma değer vergisi sayıldı. Mektuba göre devlet de tüketicilere yönelik yalnızca geçici ve yetersiz yarım önlemlerle yetiniyor.
Talepler: KDV indirimi ve ETS fonlarının kullanımı
Mektupta sıralanan politika talepleri arasında ilk olarak KDV'nin kalıcı olarak yüzde 5'e indirilmesi yer alıyor. Ancak bu talep Avrupa Birliği hukukuna göre yasa dışı olacak. AB hukuku, birlik içinde satılan çoğu üründe asgari yüzde 15 KDV oranı öngörüyor. Sınırlı istisnalar olsa da bunların hiçbiri elektrik ya da yakıtla ilgili değil.
İkinci talep, AB'nin emisyon ticaret sistemi (ETS) kapsamındaki “kirletici haklarının maliyetlendirilmesinin gözden geçirilmesi” oldu. Ancak bu sistem piyasa ilkesiyle çalışıyor. AB'de CO2 salma “hakkı”, herhangi bir ulusal hükümetin belirlediği sabit bir fiyattan değil, üye devletlere açık artırmayla satılıyor.
Mektupta ayrıca “kirletici gelirlerinden savunmasız hanelere doğrudan hedefli sübvansiyon verilmesi ve şebekeye yatırım yapılması” çağrısında bulunuldu.
Politikanın ilk kısmı da AB hukuku açısından yine yasa dışı olurdu. Çünkü Avrupa Çevre Ajansı'na göre ETS sisteminden elde edilen fonlar altı şekilde harcanabiliyor: endüstriyel karbonsuzlaştırma, enerji dönüşümü, temiz teknoloji, iklim değişikliğine uyum, ulaşım sektörünün karbonsuzlaştırılması ve adil geçiş eylemleri.
Bu bağlamda ise bu sübvansiyonların Kıbrıs'ın elektrik şebekesine yatırım yapmak için kullanılması yasal olurdu.
Mektupta ayrıca yenilenebilir enerji fiyatlarından yararlanmak için “doğru fiyatlandırmanın yeniden ayarlanması”, “savunmasız hanelere ve küçük ve orta ölçekli işletmelere hedefli destek”, “enerji depolaması için bataryaların derhal kurulması” ve “üretim maliyetleri, şebeke maliyetleri ile arz maliyetlerinin ayarlanması sürecinde şeffaflık” talep edildi.
Buna ek olarak mektupta, enerji maliyetlerini sınırlamaya yönelik “etkili önlemler”, diğer ülkelerle “şeffaf elektrik bağlantısı”, “gecikmeksizin doğal gaz”, “kapsamlı uzun vadeli stratejik planlama” ve “piyasanın serbestleştirilmesi” çağrısı yapıldı. Ancak bu noktaların sonuncusu, mektupta yer alan birçok talebe ters düşüyor gibi görünüyor.
Son olarak mektupta “kartellerin sona erdirilmesi ve gerçek rekabetin güçlendirilmesi”, “hanelere ucuz elektrik için gerçek seçenekler sunan piyasa yeniden yapılandırması”, “zorunlu şeffaflık” ve “fiyatlar ile yenilenebilir enerjinin faydası hakkında düzenli bilgilendirme” istendi.