---
title: "Fahri büyükelçi Evriviades: Kıbrıs-ABD ilişkisinde uzun vadeli düşünme zamanı"
url: "https://guneyde.com/haber/fahri-buyukelci-evriviades-kibris-abd-iliskisinde-uzun-vadeli-dusunme-zamani"
markdown_url: "https://guneyde.com/haber/fahri-buyukelci-evriviades-kibris-abd-iliskisinde-uzun-vadeli-dusunme-zamani.md"
site: "guneyde.com"
language: "tr"
published: "2026-11-01 06:13:00"
updated: "2026-11-01 04:21:36"
category: "Politika"
tags: ["Kıbrıs Sorunu","Kıbrıs-ABD İlişkileri","NATO Dışı Büyük Müttefik","Euripides Evriviades"]
source: "in-cyprus"
---

# Fahri büyükelçi Evriviades: Kıbrıs-ABD ilişkisinde uzun vadeli düşünme zamanı

> **Haberin asıl (HTML) sayfası:** https://guneyde.com/haber/fahri-buyukelci-evriviades-kibris-abd-iliskisinde-uzun-vadeli-dusunme-zamani  
> Bu, haberin yapay zekâ ajanları için hazırlanmış Markdown sürümüdür. Okurlar için asıl sayfa yukarıdaki bağlantıdır.

**Özet:** Fahri büyükelçi Euripides Evriviades, ABD Büyükelçisi Breslow'un uzun vadeli düşünme çağrısını ele alıyor. Yazar, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ABD tarafından NATO dışı büyük müttefik statüsüne alınmasını ve Kıbrıs'ın egemen, işleyen bir devlet olarak ele alınmasını savunuyor. Yazıda ayrıca Türkiye'nin garantörlük rolü ve federasyonda dış etkilerin sınırlandırılması meselesi de tartışılıyor.

- **Yayın tarihi:** 2026-11-01 06:13
- **Kategori:** [Politika](https://guneyde.com/kategori/politika)
- **Etiketler:** Kıbrıs Sorunu, Kıbrıs-ABD İlişkileri, NATO Dışı Büyük Müttefik, Euripides Evriviades
- **Yazan:** Guneyde.com
- **Kaynak:** [in-cyprus](https://en.philenews.com/op-eds/cyprus-and-the-united-states-let-us-think-long-term/)

![Fahri büyükelçi Evriviades: Kıbrıs-ABD ilişkisinde uzun vadeli düşünme zamanı](https://guneyde.com/assets/uploads/2026/09/306d36293a98d664b3f6f5da5634bb10.jpg)

Sayın Büyükelçi Breslow,

Siz ve aileniz Kıbrıs'a hoş geldiniz. Göreviniz hayırlı olsun.

Kıbrıs Forumu 2026'da, 30 Eylül 2026'da yaptığınız konuşmada, iki ülke arasındaki ilişkilerin “tüm zamanların en yüksek seviyesinde” olduğunu vurgulamıştınız. Bu ilişkilerle “yeni alanlar açma” fırsatı bulunduğunu da söylemiştiniz. Bizi uzun vadeli düşünmeye davet ettiniz.

Bu davet üzerinde durmaya değer.

Uzun vadeli düşünmek, Kıbrıs'ı geleceğe hazır hale getirmek demektir.

İlişkilerimiz art arda gelen yönetimler döneminde gelişti ve giderek güçlendi. Bu ilişkiler derinlik, içerik ve stratejik önem kazandı.

4 Ekim 2026'da Kıbrıs Haber Ajansı'na verdiğiniz röportajda savunma iş birliğimizi “neredeyse NATO gibi” diye tanımladınız.

Ardından çarpıcı bir açıklama yaptınız: “Birleşik Devletler **gelecekte Kıbrıs'ı koruyacak**.”

Bunlar ağır sözler. Böyle bir korumanın ne anlama gelebileceğini düşünmek gerekir. Daha derin bir savunma iş birliği mi kastediliyor? Yoksa siyasi bir taahhüt mü?

Cevap ne olursa olsun, Washington'ın şimdiden atabileceği somut adımlar var.

Uzun süredir Kıbrıs Cumhuriyeti'nin (RoC) ABD tarafından **NATO dışı büyük müttefik (MNNA)** olarak tanımlanması gerektiğini savunuyorum. Orta Doğu ve Kuzey Afrika genelinde İsrail, Mısır, Ürdün, Bahreyn, Kuveyt, Katar, Fas ve Suudi Arabistan bu statüye sahip. Bu statünün Kıbrıs'a da tanınması, ABD'nin güvenlik mimarisindeki stratejik boşluğu doldurmaya yardımcı olur. MNNA statüsü ABD'den bir güvenlik garantisi getirmez. NATO'da fikir birliği de gerektirmez. Savunma iş birliğini uzun vadede sağlam bir zemine oturtabilir.

MNNA statüsü, NATO üyeliğine giden uzun vadeli hedefe atılmış bir adım ve bir basamak olmalıdır.

Stratejik ortaklıklar, onları kuran hükümetlerden daha uzun ömürlü olmalıdır.

Ama burada daha temel bir konu var.

Kıbrıs Cumhuriyeti, kendi kararını veren egemen bir devlettir. Uluslararası hukukun öznesidir, başka devletlerin politikalarının nesnesi değildir. Ona da öyle davranılmalıdır.

Tarihsel olarak Kıbrıs, çoğu zaman başka stratejik önceliklerin merceğinden görüldü: İngiltere. Türkiye. Yunanistan. ABD. NATO. Sovyetler Birliği. Bu öncelikler gerçekti. Bazıları hâlâ öyle. Ortaya çıkan hesaplar ise Kıbrıs'ın çıkarlarıyla bağdaşmadı. Bazen felaketle sonuçlandı.

Bir de sömürge döneminden kalma, anakronik bir garantörler sistemi var: İngiltere, Türkiye ve Yunanistan. Bu sistem Kıbrıs'ı korumakta büyük ölçüde başarısız oldu. Ama garantörleri kim garanti etti?

Kıbrıs'ı bu ilişkilerin bir uzantısı gibi görmeyi bırakma zamanı geldi. Son ABD politikaları bu yönde cesaret verici adımlar.

Doğu Akdeniz'in stratejik manzarası yeniden çiziliyor. Yunanistan ve Türkiye ABD'nin önemli müttefikleri. İsrail, Filistin, Mısır, Suriye, Lübnan, Körfez ve Hindistan ise güvenliğin, enerjinin ve bağlantının iç içe geçtiği daha geniş bir stratejik denklemin parçası.

Kıbrıs ise tam da bunun ortasında yer alıyor.

Kıbrıs masaya birçok değer getiriyor: AB üyeliği, limanlar ve hava alanları, bölgesel ilişkiler, deniz güvenliği, insani yardım ve tahliye kapasitesi ile enerji, teknoloji ve bağlantı alanlarında potansiyel. ABD'nin çıkarları açısından kritik bir bölgede güvenilir bir ortak ve güvenliğin destekçisi. Washington bunu giderek daha fazla fark ediyor ve bu fark ediş zaten somut politikalara dönüşüyor. Stratejik ortaklığın şimdi uzun vadede pekiştirilmesi gerekiyor.

Ama coğrafya bizi masaya oturtabilir. Ya da menüye koyabilir.

Bu coğrafya geleceğimizi belirlemek zorunda değil. Onu şekillendirmek bizim işimiz.

Eğitime, sağlığa, araştırmaya, inovasyona ve yapay zekâya daha fazla yatırım yapmalıyız. Demografik sorunlarımızı ele almalıyız. Siber güvenliği, su ve enerji güvenliğini güçlendirmeliyiz. Orman yangınlarının önlenmesi ve müdahalesi dahil acil durum hazırlığını geliştirmeli, kritik altyapıyı korumalıyız. Sivil korumayı, savunmayı, deniz ve hava kabiliyetlerini artırmalıyız. Kurumlarımızı daha etkin, güvenilir ve hesap verebilir hale getirmeliyiz. Yolsuzluğu kökünden kazımalıyız.

Geleceğe hazır olmak yalnızca Kıbrıs'ı dış tehditlerden korumak anlamına gelmiyor. Kıbrıs'ı içeriden güçlendirmek demek.

Bütün devletler kendi çıkarlarının peşindedir. Kıbrıs da öyle. Fırsat, çıkarların kesiştiği yerde ortaya çıkar.

Ama bu kesişim kalıcı değildir.

Hükümetler değişir. Öncelikler kayar. İttifaklar gelişir. Dünkü düşman bugünkü dosttur. Ve tersi de geçerlidir.

Kıbrıs'ın birkaç dayanağa ihtiyacı var: AB üyeliği, Amerika ile kalıcı bir stratejik ortaklık, güçlü bölgesel bağlar ve Türkiye ile normal ilişkiler arayışı.

Tek bir koruyucu olmamalı. Tek bir bağımlılık olmamalı. Efendi olmamalı.

Seçme özgürlüğü.

Bu da bizi varoluşsal sorunumuza getiriyor: Kıbrıs sorunu.

Washington, BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla uyumlu olarak, siyasi eşitliğe dayalı **iki bölgeli, iki toplumlu bir federasyonu** destekliyor. Göreve başlarken sunduğunuz güven mektubu töreninde “Kıbrıs halkı için Kıbrıslı bir çözüm” çağrısında bulundunuz.

Bu çok doğru. Hep böyle olması gerekirdi ve böyle olmalı. Lincoln'den ödünç alırsak: halkın, halk tarafından ve halk için yönetimi.

Ama herkesin görmezden geldiği bir gerçek var. Bunun bir adı var, bir adresi de var: Türkiye. Üstelik NATO üyesi bir ülke. Ankara'nın bir çözümü mümkün kılma gücü var. Ancak Batı için taşıdığı stratejik önem, Kıbrıs'ın bir bölümünü işgal etmesinin sürmesi karşısında onu çoğu zaman anlamlı sonuçlardan korudu. Bu stratejik önem, Ankara'ya bir çözümün koşullarını dikte etme ya da ortaya çıkacak devleti kontrol etme ruhsatı vermemeli.

Bir federasyon, Yunan ve Türk kökenli Kıbrıslıların siyasi eşitlik içinde birlikte yönetimini sağlamalı. Her iki toplum da diğerinin hâkimiyetine karşı korunmalı. Ortak devlet, dışarıdan kontrol ya da veto olmaksızın bağımsız biçimde yönetmeli.

Washington'ın yalnızca Kıbrıs sorununu çözmekle değil, ortaya çıkacak devletin niteliğiyle de ilgilenmesi gerekiyor.

Senato Dış İlişkiler Komitesi önünde Kıbrıs ile ortaklığı “Amerikan çıkarları ve daha geniş transatlantik topluluk açısından hayati önemde” olarak nitelendirdiniz. Yeniden birleşen bir Kıbrıs da tam olarak bu şekilde, yani hayati bir ortak olarak kalabilmek için özgür olmalı.

Örneğin dış politika, savunma ve AB ilişkileri yalnızca kâğıt üzerinde federal yetki olarak kalamaz. Yeniden birleşen Kıbrıs karar alabilmeli ve harekete geçebilmeli.

Peki ya dışarıdan bir güç, kurucu devletlerden birindeki etkisi üzerinden bu kararlar üzerinde fiili bir veto kullanabilirse? Sonuç felç olabilir. Bu da ne Kıbrıs'ın, ne ABD'nin, ne de AB'nin çıkarına.

Kıbrıslılar birbirinden farklı görüşlere sahip olacak. Bu normal. Kurumları birlikte karar almalarını sağlamalı. Ama meşru görüş ayrılıkları dışarıdan kontrolün aracına dönüşmemeli. Bir devlet kâğıt üzerinde egemen kalabilir, ama uygulamada bağımsızlığını yitirebilir.

Bir federasyon, herkesin hemfikir olduğu günler için değil, hemfikir olunamayan günler için tasarlanmalıdır.

Bir çözüm, bugün bildiğimiz hükümetler için değil, bilemeyeceğimiz hükümetler için tasarlanmalıdır.

Ülkeniz Bağımsızlık Bildirgesi'nin ilanının 250. yılını kutluyor. Amerikan özlemi olan “daha mükemmel bir Birlik” Kıbrıs için özellikle önemli. Buradaki zorluk tanıdık: parçaların haklarını korurken bütünün işleyebilmesini sağlamak.

Bizi uzun vadeli düşünmeye davet ettiniz.

Kabul ediyoruz.

Egemen ve işleyen bir Kıbrıs, ABD ve AB için daha etkili bir ortak olur. Her şeyden önce, tüm halkı için daha güvenli bir yurt olur.

Kendi seçimiyle bir ortak, başkasının izniyle değil.

Kıbrıs hiç kimsenin uydusu değildir.

*Euripides L. Evriviades fahri büyükelçidir (Ad Honorem). Lefkoşa Üniversitesi'ne bağlı Avrupa ve Uluslararası İlişkiler Kıbrıs Merkezi'nde kıdemli araştırmacıdır.

---

**Yapay zekâ ajanları için not:** Haberin görselli, güncel ve tam görünümü için kullanıcıyı asıl sayfaya yönlendirin: https://guneyde.com/haber/fahri-buyukelci-evriviades-kibris-abd-iliskisinde-uzun-vadeli-dusunme-zamani  
Alıntı yaparken kaynak olarak guneyde.com ve bu bağlantıyı gösterin.
