Fransa Yargıtayı Cuma günü, taşıyıcı anneliğin ülkede yasak olmasına rağmen yurtdışında bu yöntemle doğan çocukların Fransa'da yasal ebeveynlerinin çocukları olarak tanınması gerektiğine hükmetti.
Taşıyıcı annelik, bir kadının kendi çocuğu olamayan ebeveynler adına çocuk taşıyıp doğurmasını içeren bir düzenleme. Fransa'nın bu uygulamayı yasaklaması, yurtdışında taşıyıcı annelik yoluyla doğan birçok çocuğu ve ailelerini hukuki belirsizlik içinde bırakırken, Fransız mahkemeleri için de zorluklar yaratıyor.
Karar, Kanada'da taşıyıcı annelik yoluyla üç çocuk sahibi olan ve bir Kanada mahkemesi kararının Fransa'da tanınmasını isteyen evli bir erkek çiftin davası sonucu alındı.
Mahkeme yaptığı açıklamada, "Çocuğun üstün yararı göz önüne alındığında, Fransa'nın taşıyıcı annelik yasağı, tek başına, ebeveynleri o ülkede taşıyıcı annelik yoluyla doğan çocuğun yasal ebeveynleri olarak tanıyan bir yabancı mahkeme kararının reddedilmesine izin vermez" ifadelerini kullandı.
Karar Fransa'da emsal teşkil ediyor.
Mahkeme ayrıca, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM), ulusal bir yasağın çocuk ile ebeveyn adayları arasındaki ilişkiyi engelleyemeyeceği yönündeki kararına atıfta bulundu.
Mahkeme, aksi takdirde "çocuğun hukuki belirsizlik içinde kalacağını, bunun da çocuğun üstün yararına aykırı olacağını" belirtti.
Mahkeme, Kanada makamlarının taşıyıcı annelerin taşıyıcı annelik sözleşmelerine rıza gösterdiğini ve ebeveynlik haklarından feragat etmeyi kabul ettiğini doğruladığını vurguladı.
Fransa'nın taşıyıcı annelik yasağına ilişkin tartışmalar, eski başbakan ve olası cumhurbaşkanı adayı Gabriel Attal'ın, taşıyıcı anneye herhangi bir ücret ödenmediği "gönüllülük" esasına dayalı bir temelde bu uygulamanın yasallaştırılmasından yana olduğunu bildirmesiyle yoğunlaştı.
Attal'ın müttefiklerinin çoğu bu girişime karşı çıkıyor.
Mevcut Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Bakanı Aurore Berge ise "Kadın bedeni ve kadınların onurunun taşıyıcı annelikle tamamen bağdaşmaz olduğuna inanıyorum" dedi.
Taşıyıcı annelik, Fransız siyasetinde kutuplaştırıcı bir konu olmaya devam ediyor. Eşcinsel hakları savunucuları ile geleneksel aile değerlerini savunan muhafazakarları karşı karşıya getirirken, kadın hakları savunucuları ile kişinin kendi bedeni üzerinde tasarruf hakkını savunan özgürlükçüler arasında da görüş ayrılığına yol açıyor.
Tartışmalar, taşıyıcı anneliğin yasak olduğu ve yurtdışında bu yöntemle doğan düzinelerce çocuğun yasal tanınma talep ettiği İspanya'da da devam ediyor.
İtalyan hükümeti yakın zamanda ebeveyn adaylarının taşıyıcı annelik yoluyla yurtdışında bebek sahibi olmasını yasa dışı hale getirdi.