Lefkoşa, Türkiye-Libya mutabakatı konusunda Atina ve Brüksel ile koordinasyon içinde. Dışişleri Bakanı Konstantinos Kombos, Cuma günü yaptığı açıklamada, doğrudan etkilenen taraf olarak Yunanistan'ın planlamasını ve attığı adımları desteklediklerini söyledi. Bakan bunu, Dışişleri Bakanlığının 2027 yılı bütçesi üzerinde yapılan görüşmeler sırasında dile getirdi.
Kombos, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin mutabakat konusundaki tutumunu daha önce açıkladığını, mutabakatın hukuki sonuç doğurmadığını belirtti. Atina'nın diplomatik girişimlerde bulunduğunu, Lefkoşa'nın ise Yunanistan'ı tamamen desteklediğini ifade etti. Bakan, konuyla ilgili yapılan çalışmalara değinerek AB ve kurumlarının yetkililerinin açıklamalarına işaret etti.
Bakan, Kıbrıs-Yunanistan MEB sınırlandırması ihtimaline ilişkin sorulara yanıt verirken teknik çalışmaların uzun süredir hazır olduğunu, Lefkoşa'nın da bu konuda olumlu bir yaklaşım sergilediğini söyledi. Ancak konunun siyasi unsurlar da dikkate alınarak en üst düzeyde karara bağlanacağını belirtti. Kombos, bir zaman çizelgesi veremeyeceğini de sözlerine ekledi. «Düşünceler var, irade var» diyen Kombos, uygun zamanlamanın bulunması gerektiğini ve görüşmelerin Yunanistan ile işbirliği ve koordinasyon içinde süreceğini kaydetti.
Bakanlığın 2027 yılı bütçesi 137,75 milyon euro olarak belirlendi. Bu rakam, 2026 yılına göre 5,3 milyon euro veya yüzde 4, 2023 yılına göre ise 34,9 milyon euro veya yüzde 34 artış anlamına geliyor. Kombos, bu artışın 57 yeni diplomatın işe alınmasına imkân verdiğini söyledi. Tek üyeli büyükelçiliklerin sayısının 2023'te 34 iken 25'e indiğini, bu sayının daha da azalmasının beklendiğini belirtti. Ayrıca 15 diplomatın daha işe alınmasının planlandığını ekledi. Cari harcamalar 118,47 milyon euro, yatırım harcamaları ise 19,27 milyon euro olarak öngörülüyor. Cari harcamalar içinde UNFICYP'e yapılan 18 milyon euroluk katkı da yer alıyor.
Bakan, istikrarsız bir uluslararası ortam tarif etti. Bölgedeki birbirine bağlı krizlere, Ukrayna savaşına ve AB'de kargaşaya yol açan hibrit saldırılara dikkat çekti. Kombos, Kıbrıs'ın «bazılarının öne sürdüğü gibi değil, aktif olarak orada var olmaya devam ettiğini» vurguladı. Türkiye'nin güçlenen konumuna da değinen Bakan, insansız hava araçlarının kullanımına işaret etti. Türkiye'nin dünya insansız hava aracı pazarının yüzde 65'ini kontrol ettiğini ve Bayraktar araçlarını 40'tan fazla ülkeye sattığını söyledi. Ayrıca Mekke Anlaşması'ndan ve Türkiye'nin kültürel ile dini etkisinden de bahsetti.
Kombos, Kıbrıs'ın batıya yönelik politikasını sürdürdüğünü belirtti. ABD ile ilişkilerin en üst düzeyde olduğunu söyleyen Bakan, Fransa, Birleşik Krallık ve İsrail ile olan bağlara da değindi. Hindistan ile ilişkilerin artık stratejik nitelik kazandığını, Orta Asya'da da önemli adımlar atıldığını ifade etti. Bakan, 2027 için önceliklerin kriz yönetiminin geliştirilmesi ve Asya ile ilişkilerin derinleştirilmesi olduğunu söyledi. Kasım ayında Kıbrıs'ın ASEAN ile Dostluk ve İşbirliği Anlaşması'na katılımının imzalanacağını da açıkladı.
Görüşmelerde milletvekilleri Kıbrıs sorunu, Bakanlığın personel ve kaynakları, Schengen'e üyelik, ABD ile ilişkiler ve vize muafiyeti, silah ambargosu ile Türkiye-Libya mutabakatı gibi konuları gündeme getirdi. DİSİ'den Yiorgos Karoullas ile Haralambos Petrides, ABD ilişkileri hakkında konuştu. Ayrıca Bakanlığın kaynakları, Schengen, vize kaldırılması ve ambargo hakkında sorular sordular. AKEL'den Yiorgos Loukaidis ile Aristos Damianou ise diplomatik kadronun güçlendirilmesini istedi ve dış politikanın yönelimini eleştirdi. Loukaidis, ABD ve İsrail ile ilişkilerin Kıbrıs sorununun çözümüne ne kadar katkı sağladığını sordu. Savaş konusunu ve hükümetin İsrail'e karşı tutumunu da gündeme getirdi. Damianou ise sınır kapılarındaki kontrolleri ve İngiliz Üsleri'ni sordu.
Kombos, Kıbrıs sorununa ilişkin müzakerelerin farklı bir düzeyde yürütüldüğünü söyledi. Türkiye'ye baskı uygulanması konusunda, 1974'ten bu yana hiçbir hükümetin Türkiye'yi tutumunu değiştirmeye zorlamak için mahkemeye taşımadığını belirtti. Türk tarafının iradesinin de önemli bir rol oynadığını ekledi. ABD ve İsrail ile ilişkilere gelince, Kıbrıs'ın Hindistan ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri de kapsayan çok boyutlu bir politika izlediğini savundu. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin varoluşsal bir tehditle karşı karşıya olduğunu ve Bakanlığın görevinin bir kısmının devletin varlığını korumak olduğunu söyledi.
ABD vize muafiyetine ilişkin olarak Bakan, teknik kısmın tamamlandığını ancak programın mevcut Amerikan hükümeti tarafından «donduruldu» olarak nitelendirildiğini belirtti. Hükümetin bunu göçmenlik politikasının bir parçası olarak gördüğünü söyledi. Lefkoşa'nın ABD Dışişleri Bakanlığına (State Department), göç akınlarının veya suçun artmasını desteklemeyen verileri sunduğunu ekledi. Silah ambargosuna gelince, Kongre'de ambargonun beş yılda bir yenilenmesine veya kalıcı olarak kaldırılmasına yönelik iki yasa teklifi bulunduğunu açıkladı.
İsrail'e yönelik yaptırımlar konusunda Kombos, ilgili Komitenin iç görüş ayrılıkları nedeniyle henüz bir öneri sunmadığını söyledi. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ulusal yaptırımları uygulayabilecek bir sisteme sahip olmadığını, ilgili düzenlemelerin ise hazırlık aşamasında olduğunu belirtti. Hedefin 2027'den itibaren ulusal yaptırım uygulanabilmesi olduğunu ifade etti. İngiliz Üsleri konusunda ise Mart ayında Akrotiri'ye bir dronun düşmesinin ardından Birleşik Krallık ile diyalog başladığını söyledi. Hükümetin Akrotiri bölgesindeki topluluklardan 28, Dhekelia bölgesinden ise 10 talep kaydettiğini açıkladı.
Schengen konusunda Bakan, Komisyonun değerlendirmesine göre teknik konuların tamamlandığını belirtti. Bir sonraki adımların, Komisyonun bulgularının Konsey tarafından onaylanmasını ve ardından Konsey düzeyinde görüşülmesini içerdiğini söyledi. Yeşil Hat konusunda ise 10 numaralı Protokol ile Yeşil Hat Yönetmeliği'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni etkili kontroller yapmakla yükümlü kıldığını hatırlattı. İşgal altındaki Tymbou (Tümbü) yakınlarındaki kaçak havalimanından gelenler için, serbest bölgelere geçme hakkı olan herkesin Schengen'e katılımdan sonra da bu hakka sahip olmaya devam edeceğini ifade etti. Bakan ayrıca İngiliz Üsleri ile kontroller konusunda bir anlaşmaya vardıklarını, bu anlaşmanın AB'ye bildirildiğini ve Konsey'de görüşüleceğini söyledi.
Türkiye'nin ev sahipliği yaptığı COP31 zirvesine Kıbrıs'ın katılımı konusunda Kombos, Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni büyük çabaların ardından davet ettiğini söyledi. Lefkoşa'nın konunun AB-Türkiye ilişkilerini ilgilendirdiğini düşündüğünü, Brüksel'den koordinasyon istediğini belirtti. Türk etkisine değinen Bakan, Türk dizilerinin 170 ülkede yayınlandığını söyledi. Cumhurbaşkanının Orta Doğu'da azınlıklar temsilcisi atadığını ve öncelikli olarak Hristiyan nüfusların korunmasına odaklandığını ekledi. Gazze, Lübnan ve Suriye'de kiliselerin ve okulların onarımı ile manastırların desteklenmesi için binlerce euro harcandığını da sözlerine ekledi.
Bakan, Lübnan'ı Kıbrıs için özel öneme sahip bir ülke olarak niteledi ve bu ülkenin hükümetiyle düzenli iletişim içinde olduklarını söyledi. Yıl sonunda UNIFIL'in görevinin sona ermesinden duyduğu endişeyi dile getirdi. Kıbrıs ve Lübnan'ın denizaltı kablosunun uygulanabilirliğine ilişkin bir fizibilite çalışması için Dünya Bankası'na birlikte başvurduğunu açıkladı. Suriye konusunda Kombos, Türkiye'nin önemli bir etkisi olduğunu, ancak Lefkoşa'nın temaslar kurmak istediğini söyledi. Katar, BAE ve Fransa'nın altyapı ve yatırımlar yoluyla etki kazanma çabalarını olumlu bulduğunu, bunun dengelemeye katkı sağladığını ifade etti.
New York'taki Kıbrıs Cumhuriyeti binasına ilişkin bir soruya yanıt veren Kombos, ihalenin tamamlandığını ve tekliflerin yetkili komitenin önünde olduğunu söyledi. Seçilecek yüklenicinin işleri tamamlamak için 70 haftası olacak.
Oturum sonrası yaptığı açıklamada Bakan, görüşmeyi «son derece yapıcı» olarak niteledi. Bakanlığın hedefinin Cumhuriyet'in diplomatik etkisini ve bunun devamı olarak devlet egemenliğinin uygulanmasını ve devletin varlığının korunmasını güçlendirmek olduğunu söyledi. Yunanistan ile MEB sınırlandırmasına ilişkin olarak, teknik çalışmaların hazır olduğunu ancak siyasi unsurların değerlendirilmesi ve uygun zamanlamanın seçilmesi gerektiğini yineledi.
Yiorgos Loukaidis, Kıbrıs'ın bir barış köprüsü olarak hareket etmesi gerektiğini belirtti. Hükümeti, ABD ve İsrail ile daha fazla özdeşleştiği gerekçesiyle eleştirdi. Yiorgos Karoullas, Bakanlığın kaynak ve personel desteğinin hedefli biçimde artırılmasını istedi. Pelekanos ise strateji ve bütçe yönetiminden memnuniyet duyduğunu söyledi. DİKO'dan Hristiana Erotokritou, dış politikanın yönelimini memnuniyetle karşıladı. Türkiye-Libya mutabakatındaki gelişmelerin Kıbrıs-Yunanistan MEB sınırlandırması niyetini yeniden canlandırıp canlandırmayacağını sordu.