Dış politika konularında, özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ABD ve İsrail ile kurması gereken ilişkiler söz konusu olduğunda son adımlar ve açıklamalar ortada: adada gerçekten bir sağ ittifak var. Bu ittifakın bir tarafında Hristodulidis hükümeti, diğer tarafında ise DİSİ (Demokratik Seferberlik Partisi), DİKO (Demokratik Parti) ve ELAM (Ulusal Halk Cephesi, aşırı sağ) bulunuyor.
Dört tarafın da bunu bir ittifak olarak kabul etmesi zor olsa da sağ partiler açıkça aynı yolda ilerliyor. DİKO'dan başlayıp DİSİ'ye uzanan ve ELAM'a kadar giden Kıbrıs sağının geniş kesimi, dış politika konularında ve özellikle ABD ile İsrail'le ittifak ve iş birlikleri kurulmasında hükümetle aynı çizgide.
Nikos Hristodulidis hükümeti, Nikos Anastasiadis'in hükümetinden devraldığı görevi sürdürerek İsrail ve ABD ile ilişkileri üst seviyeye taşıdı. Bu, uluslararası gelişmelerin pek de kolay olmadığı bir dönemde gerçekleşti. Özellikle savunma gücünü artırma alanında önemli kararlar alındı ve uygulanıyor. Adanın ve komşu devlet İsrail'in iş birliği stratejik bir nitelik kazandı. Bu iş birliğinin tesadüf olmadığı ortada; bu iş birliğinden rahatsız olan tek taraf ise Türkiye.
Dış politika ve savunma alanında Lefkoşa'daki herhangi bir hükümetin öncelikli olarak düşünmesi gereken şey, Türkiye'yi memnun etmek değil, ülke için yararlı olanı yapmaktır. Bu konuda Kıbrıs hükümetinin ne yaptığına dair hiçbir şüphe yok.
Lefkoşa'dan çıkan ve Türkiye'yi rahatsız eden güçlü mesaj da budur. Türkiye'nin Kıbrıs Cumhuriyeti'ni diplomatik olarak güçsüz, askeri olarak etkisiz bırakmak istediği açık; daha doğrusu adanın ortadan kalkmasını istiyor.
Bu konularda, sağın geniş kesimini temsil eden üç parti ile Nikos Hristodulidis hükümeti arasında esaslı bir görüş ayrılığı yok. Seçim hesaplarından doğan farklılaşma çabasının yarattığı taktik tavırları bir kenara bırakırsak bu durum açıkça görülüyor. Hükümetin açıklamalarıyla üç partinin açıklamaları dikkatle okunduğunda, asıl konularda ayrılık bulmanın zor olduğu anlaşılıyor.
Bu nedenle DİSİ liderliğinin, ülkenin batı yönelimi konusunda değil de Nikos Hristodulidis hükümeti karşısındaki tutumu sık sık şaşırtıcı bulunuyor. Ortada esaslı bir fark yokken DİSİ yönetimi, bu konularda muhalefet olduğunu göstermek için bir dayanak arıyor gibi duruyor; oysa bu konularda muhalefet değil.
Batı yönelimi, çok somut sonuçlarıyla, hem sağın geniş partilerinin hem de Nikos Hristodulidis hükümetinin üzerinde anlaştığı eksen. Nitekim 2023 şubatında herkes aynı yolda buluşmuştu ve bu, Nikos Hristodulidis'in seçim başarısının yolunu açtı. Oysa o dönemde DİSİ'nin dönemin liderliğinin bir kesimi, DİSİ seçmenlerini dolaylı ya da doğrudan AKEL (Emekçi Halkın İlerici Partisi) ile birlikte hareket etmeye çağırıyordu. AKEL'in ise dış politika ve ülkenin savunmasını güçlendirme konusunda tamamen farklı bir yaklaşımı var.
2028'in dış politikadaki asıl meselesi, ülkenin izlediği bu yönün sürdürülmesi; deneylerden ve Türkiye'yi memnun edecek tercihlerden uzak durulması. Sözünü ettiğimiz sağ ittifak, ülke yararına birlikte hareket edebileceğini gösteriyor.
Yapılması gereken, tüm tarafların başka hevesleri ve çıkarlarını bir kenara bırakıp ortak bir yolda buluşması. Raylar zaten döşenmiş durumda; yeter ki kişisel gündemleri tatmin etmek için başka yönlere bakan adaylıklarla raydan çıkılmasın…