Icerige atla
Politika ⭐ 82/100

Kıbrıs seçimlerinde seçmenleri etkileyen faktörler

Kıbrıs seçimlerinde seçmenleri etkileyen faktörler

Kıbrıs Temsilciler Meclisi'nin 56 üyesini belirleyecek seçim, 24 Mayıs'ta 19 siyasi parti ve 743 adayın katılımıyla gerçekleşecek.

Kıbrıs'taki seçmenler, Avrupalı seçmenlerin izinden gidip geleneksel ana siyasi partilerin parlamento temsilini önemli ölçüde azaltacak ve sağ kanat partilere bir kayışa neden olacak mı? Yoksa ana sol parti Akel, mecliste sahip olduğu büyük temsilin önemli bir kısmını koruyabilecek mi?

Kamuoyu anketleri

Son kamuoyu anketleri, iki ana siyasi parti Akel ve Disy'nin kazanacakları milletvekili sayısında büyük düşüşler yaşayacağını gösteriyor. RAI anketine göre Akel toplam oyların yüzde 15'ini, Disy ise yüzde 15,3'ünü alıyor. Ayrıca Christodoulides hükümetini destekleyen üç merkezci partinin de zemin kaybettiği görülüyor. Geleneksel partilere verilen desteğin önemli bir bölümü ise aşırı sağcı Elam partisine ve yeni kurulan Alma ile Doğrudan Demokrasi partilerine kaymış görünüyor.

RAI anketinde dikkat çeken nokta, "kararsız seçmenler" kategorisinin yüzde 26,3 oranına ulaşmasıdır. Oy tercihlerini açıklamayan bu kişilerin oy kullanıp kullanmayacağı ve nasıl oy verecekleri seçim sonucunu önemli ölçüde etkileyebilir. Nitekim "kararını açıklamamış seçmenler herkesin gözünde".

Kamuoyu anketlerinin seçmen niyetlerini doğru yansıtıp yansıtmadığı sorusuna gelince, anketlerin seçmenlerin temsili bir örneklemini kapsamayabileceği belirtiliyor. Ayrıca bazı katılımcılar için belirli bir partinin adaylarına oy vereceklerini açıklamak sosyal damgalanmaya yol açabiliyor. Bu bağlamda araştırmalar, kadınların erkeklere kıyasla aşırı sağcı bir partiye oy verme niyetlerini açıklarken daha fazla damgalanma yaşadığını gösteriyor.

Seçmenleri etkileyen konular

Kıbrıslı seçmenler genel olarak AB politikalarını desteklerken, savunma ve güvenlik harcamalarının artırılmasına öncelik verilmesi ile AB girişimleri doğrultusunda sosyal yönelimli harcamaların kısıtlanması konusunda toplum ve siyasi partiler arasında belirgin bölünmeler mevcut.

Avrupa'da sağ kanat siyasi partileri giderek daha fazla destekleyen seçmenler gibi Kıbrıslı vatandaşlar da göçü en önemli sorun olarak görüyor. Kıbrıs'a gelen göçmen sayısının nüfusa oranla çok yüksek olduğu ve bu durumun kamu hizmetlerine baskı yaptığı yönünde kamuoyunda endişe var. Ayrıca göçmenleri artan suç oranlarına, güvensizliğe ve sosyal sorunlara bağlayan algılar bu endişeyi daha da derinleştiriyor.

Şu anda birçok Kıbrıslı, hükümetin sürekli övdüğü güçlü makroekonomik rakamlara rağmen kişisel ekonomik durumlarıyla ilgili kaygı taşıyor ve mali sıkıntı çekiyor. Aslında pek çok hane, enflasyonist baskılar ve karşılanamaz konut maliyetleri nedeniyle temel giderleri karşılamakta zorlanıyor. Bunun yanı sıra hükümetin, İran ile yaşanan savaşın alt ve alt-orta gelirli hanelerde yarattığı artan mali zorlukları hafifletmek için yeterli adım atmadığı endişesi de mevcut.

Kıbrıslılar kurumlara olan güvenlerinin azaldığını ve düşük seviyede kaldığını kaydediyor. Hükümeti, halka kaliteli kamu hizmeti sunan veya enerji ve su tedarikinde güvenliği sağlayacak temel altyapı yatırımları yapan bir kurum olarak değil; kendi çıkarlarını gözeten ve AB, IMF ile kredi derecelendirme kuruluşlarının Kıbrıs makamlarını ekonomi yönetimi konusunda öven raporlarını sahiplenen bir yapı olarak görüyorlar.

Halk, Kıbrıs'taki yolsuzluğu son derece yüksek olarak değerlendiriyor ve büyük çoğunluk bunu devlet aygıtının içinde yaygın ve köklü bir sorun olarak algılıyor. Özellikle Kıbrıslılar, Hukuk Servisi'nin yolsuzluk iddialarını gerektiği gibi kovuşturmadığına inanıyor.

Halk bankaları, son derece düşük mevduat faizleri ve aşırı yüksek kredi faizleri ile masrafları yansıtan politikalarla yalnızca yüksek kârlılığa odaklanmış kurumlar olarak görüyor ve bu durum servet vergisi taleplerine yol açıyor. Ayrıca bankaların, yapılandırma seçenekleri sunmak yerine sorunlu kredileri ve ilgili teminatları (evleri) üçüncü taraf yatırım şirketlerine satarak bilançolarını "yağmaladığı" endişesi de mevcut.

Özetle, kurumlara olan güveni giderek azalan Kıbrıs halkının çoğu, özellikle yolsuzlukla mücadele ve yolsuzluğa bulaşma konusunda tüm siyasi partilerin aynı olduğu görüşünde. Bu tutum seçmen katılımını olumsuz etkileyebilir.

Siyasi partilerin tutumu

Parlamento seçimleri yaklaşırken siyasi partiler, sıradan Kıbrıslıların yaşam kalitesini ve geleceğini etkileyen konut, enerji, ekonomi, çevre ve jeopolitika gibi kilit konularda ciddi bir tartışma yürütmedi.

Yolsuzluk konusunda bile partiler arasındaki son tartışmalar, Hukuk Servisi reformu, şeffaflık ve daha güçlü kurumlar gibi somut önerileri içeren çözüm planları yerine birbirlerini yolsuzluk ve diğer kötü uygulamalara bulaşmakla suçlamaya odaklandı.

Genel olarak merkez sağ partiler Disy, Diko, Edek ve Dipa seçim kampanyalarında Christodoulides hükümetinin politikalarına, özellikle ekonomi alanında destek veriyor. Aslında bu partilerin kampanya söylemlerinin büyük bölümü Akel'i hedef alıyor ve bu partinin 2013 mali krizine yol açan geçmiş rolü nedeniyle ekonomiyi yönetmesine güvenilemeyeceği iddiasına dayanıyor. Disy ve Diko, Akel'in hükümet politikalarına ilişkin önerilerinin ekonomiyi istikrarsızlaştıracağını ve yabancı yatırımları caydıracağını da öne sürüyor.

Aşırı sağcı parti Elam ise seçim kampanyasında göç konusuna odaklanıyor; sığınmacıların sınır dışı edilmesini ve göçmenlere yönelik sosyal yardımların asgariye indirilmesini talep ediyor. Ayrıca özellikle LGBT hakları konusundaki değişken sosyal muhafazakâr görüşleri nedeniyle seçmenlerin Elam kampanyasına nasıl yanıt vereceğini öngörmek güç.

Solda Akel, ekonomik refahı iyileştirme ve daha adil bir toplum yaratma konusunda detaylı öneriler sunan tek parti olarak öne çıkıyor. Akel adayları platformlarını yüksek yaşam maliyetiyle mücadeleye, konut erişilebilirliğine, işçi haklarının korunmasına ve sosyal refahın güçlendirilmesine odakladı. Aynı zamanda İran ile yaşanan savaşın alt ve orta gelirli haneler ve küçük işletmeler üzerindeki olumsuz etkilerine de ciddi şekilde değiniyor.

Akel, Kıbrıs bankalarını hesap verebilir kılma önerilerinin de öncüsü oldu; hacze karşı güçlü bir tutum sergiledi, sıkıntıdaki birincil konutları ve küçük işletmeleri korumaya yönelik değişiklikler önerdi ve diğer partileri sıkça "bankaların korumaları" olmakla eleştirdi.

En önemlisi, siyasi partilerin seçmenlere hem Kıbrıs bankalarının hem de hükümetin çok büyük miktarda mali kaynağı, üretken krediler ve harcamalarla yerel ekonomiyi daha etkin şekilde desteklemek yerine biriktirdiğini yeterince anlatmamış olması talihsiz bir durum.

Seçmen tepkisi

Seçmenlerin kamuoyu anketlerine, partilerin ve bağımsız adayların kampanyalarına sandık başında nasıl tepki vereceği konusunda pek çok soru var.

Anketler hiçbir partinin net bir kazanan olmayacağını ve bazı yeni partilerin sandalye kazanacağını gösterirken, seçmenlerin kazanacağını düşündükleri partinin adaylarına yönelmesi olasılığı tartışılıyor. Aksine bazı kişiler, oylarının anlam taşıyacağını hissettikleri için yeni partilere oy vermeyi tercih edebilir.

Ekonomi politikalarında pek çok seçmen, hükümetin ve onu destekleyenlerin "ekonominin iyi yönetildiği" anlatısına ikna olup hükümet yanlısı partilere mi oy verecek? Yoksa Akel'in ekonomiyi daha iyi yönetebileceğine güvenecek mi? Üstelik Akel, alt ve alt-orta gelirli seçmenlerden destek alabilecek mi?

Geleneksel partilerin vaatlerini yerine getirmedikleri ve sadece kendi çıkarlarını gözettikleri yönündeki algı göz önüne alındığında, bu seçmenler yeni partilere mi yönelecek yoksa yakın çevrelerinin etkisiyle geleneksel partilere mi oy verecek?

Ayrıca bazı partilere -özellikle işçi sınıfı veya aşırı sağ partilere- oy vermenin getirdiği sosyal damgalanma önemli bir rol oynayacak mı? Araştırmalar, sosyal damgalanmanın seçmenleri tercihlerini saklamaya itebildiğini ortaya koyuyor. Kıbrıs'ta 2013 mali krizindeki rolü iddia edilen Akel ve katı muhafazakâr politikalarıyla bilinen Elam gibi damgalanmış partilerin destekçilerinin bir kısmı, siyasi kimliklerinin açığa çıkmasından korkabilir. Bu durum, oy verirken tercih çarpıtmasına ve seçmen katılımının düşmesine neden olabilir.

Son olarak, siyasi partilerin Kıbrıs sorunundaki farklı tutumları -yeniden birleşme, egemenlik ve tavizler konusundaki çeşitli yaklaşımlar- seçim sonuçlarına etki edecek mi? Akel'in eşit siyasi haklarla Rum ve Türk Kıbrıslı toplumların yeniden birleşmesi yönündeki net tutumu seçmenleri etkileyecek mi, yoksa bölünmüş ada için statükonun sürdürülmesini isteyen diğer partilerin tutumları mı sonuç üzerinde etkili olacak?

Paylaş: