---
title: "Kıbrıs sorunu, geçiş kapılarının açılması meselesine mi indirgendi?"
url: "https://guneyde.com/haber/kibris-sorunu-gecis-kapilarinin-acilmasi-meselesine-mi-indirgendi"
markdown_url: "https://guneyde.com/haber/kibris-sorunu-gecis-kapilarinin-acilmasi-meselesine-mi-indirgendi.md"
site: "guneyde.com"
language: "tr"
published: "2026-10-25 08:35:00"
updated: "2026-10-25 07:18:02"
category: "Politika"
tags: ["Kıbrıs Sorunu","Geçiş Kapıları","Güven Önlemleri"]
source: "Phileleftheros"
---

# Kıbrıs sorunu, geçiş kapılarının açılması meselesine mi indirgendi?

> **Haberin asıl (HTML) sayfası:** https://guneyde.com/haber/kibris-sorunu-gecis-kapilarinin-acilmasi-meselesine-mi-indirgendi  
> Bu, haberin yapay zekâ ajanları için hazırlanmış Markdown sürümüdür. Okurlar için asıl sayfa yukarıdaki bağlantıdır.

**Özet:** Yazara göre Kıbrıs sorunu, yeni geçiş kapılarının nerede açılacağı tartışmasına sıkışmış durumda. Oysa asıl konu Türkiye'nin adadaki askeri varlığı, garantiler ve Doğu Akdeniz'deki stratejik hedefleri. Yazar, geçiş kapılarının güven inşasında değerli olduğunu ama işgal ve Türkiye'nin rolü ele alınmadan kalıcı bir ilerleme sağlanamayacağını savunuyor.

- **Yayın tarihi:** 2026-10-25 08:35
- **Kategori:** [Politika](https://guneyde.com/kategori/politika)
- **Etiketler:** Kıbrıs Sorunu, Geçiş Kapıları, Güven Önlemleri
- **Yazan:** Guneyde.com
- **Kaynak:** [Phileleftheros](https://www.philenews.com/apopsis/arthra-apo-f/article/1785906/to-kipriako-katantise-pia-ipothesi-anigmatos-odofragmaton/)

![Kıbrıs sorunu, geçiş kapılarının açılması meselesine mi indirgendi?](https://guneyde.com/assets/uploads/2026/10/b4dacffd96f58fd6a59e85a14a4ac3b3.jpg)

Kıbrıs sorunu, işgal, göç, yerleştirme ve kapsamlı bir çözüm arayışı olmaktan çıkıp giderek geçiş kapılarının açılması tartışmasıyla mı sınırlanıyor? Bir konferansın toplanamamasının ardından bugün görülen tablo, **Kıbrıs sorununun** fiilen bir sonraki kapının nerede açılacağına indirgenmesi.

Sorun her gündeme geldiğinde aynı oyunu izleyen seyirciyiz. Bu dönemde öne çıkan başlıklardan biri yeni geçiş kapılarının açılması. Nerede açılacağı, hangi tarafın hangi öneriyi kabul ettiği, mevcut geçişlere hangisinin ekleneceği ve çıkmazdan kimin sorumlu olduğu tartışılıyor. Ardı ardına gelen görüşmeler, açıklamalar ve öneri alışverişleri içinde kaçınılmaz bir soru ortaya çıkıyor: Kıbrıs sorunu artık geçiş kapılarının açılması meselesine mi dönüştü?

Siyasi hareketliliğin, bir geçiş kapısı üzerinde anlaşma sağlanıp sağlanmadığıyla ölçüldüğü izlenimi sık sık oluşuyor. Görüşmeler geçiş yerlerini merkeze alıyor. Anlaşmazlıklar çoğu zaman teknik ayrıntılar üzerinde yoğunlaşıyor ve bir kapının açılmasının siyasi, ekonomik, hatta askeri sonuçları neredeyse hiç dikkate alınmıyor. Örnek olarak Mia Milia geçiş kapısını ve açılmasının neler anlama geldiğini, ya da daha önce gündeme gelen Derinya kapısını verebiliriz. Bu arada Türk tarafı Kokkina'nın açılmasının tartışılmasını ısrarla reddediyor. Asıl soru ise hâlâ yerinde duruyor: Onlarca geçiş kapısı açıldıktan sonra, Kıbrıs sorununun çözüme doğru gerçek ilerleyişi nerede? Bir kapı daha açılması çözüme ne kadar katkı sağlayabilir?

Güven artırıcı önlemlerin, yani geçiş kapılarının açılmasının, daha büyük bir şeye zemin hazırladığı sürece anlamı var. İşbirliğini geliştirdiklerinde, karşılıklı kuşkuyu azalttıklarında ve uzlaşmanın mümkün olduğunu pratikte gösterdiklerinde değerlidirler. Ancak siyasi kararların yerini tutamazlar.

Burada Kıbrıs sorununun özüne ilişkin kaçınılmaz soru ortaya çıkıyor. Sorun, iki toplum arasındaki sıradan bir anlaşmazlık değilse (ki değil) ve doğrudan Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik hedefleriyle bağlantılıysa, geçiş kapıları sorunun daha geniş boyutu ele alınmadan ne kadar fayda sağlayabilir? Geçiş kapılarının açılması, sorunun öncelikle iletişim, anlaşma ve iki toplum arasında barışçıl bir arada yaşam meselesi olduğu varsayılsaydı belirleyici bir adım olabilirdi. Yani iki taraftaki önyargıların aşılması, insani ilişkilerin onarılması ve güvenin inşa edilmesi yeterli olsaydı.

Ancak gerçeklik çok farklı ve çok daha karmaşık. Kıbrıs sorunu yalnızca Rum ve Türk Kıbrıslılar arasındaki ilişkilerle ilgili değil. Esasında iki toplumlu bir sorun da değil. Ağırlıklı olarak Türkiye'nin varlığı ve rolüyle, adadaki askeri varlığıyla, olası bir çözümden sonraki güvenlik düzeniyle, garantilerle, egemenlikle ve Ankara'nın Doğu Akdeniz'deki stratejik hedefleriyle ilgili. Türkiye ve jeopolitik hedefleri, bir normal devlete yol açacak bir çözümün önündeki başlıca engel. Bu hedefler de neo-Osmanlı yayılmacı bir politikaya dönüşüyor.

Kıbrıs sorununu 52 yıldır iki toplumlu bir soruna dönüştürdük. İşgal gücü olan Türkiye'yi denklemin dışında bıraktık; işgal koşullarını, yerleştirmeyi ve Ankara'nın Türk Kıbrıslılar üzerindeki denetimini de denklemin dışında bıraktık. Müzakerelerin seyri, sorunun iki toplumun ilişkisiyle sınırlanamayacağını kendisi doğruluyor. 2017'de çöken Crans-Montana görüşmelerinde güvenlik ve garantiler meselesi, Türkiye'nin adada kalıcı askeri varlık bulundurma ısrarı ve Türk egemenliğine yol açabilecek diğer temel başlıklar anlaşmazlığın merkezinde kaldı. Bugün Ankara, iki devlet talebini de öne sürüyor. Bu talep ayrı bir uluslararası tanınmayla değil, adanın tamamı üzerindeki egemenliğini kolaylaştıracak konfederal bir bağla gündeme getiriliyor.

Asıl mesele tam da burada. Türkiye'nin stratejik hedefleri Kıbrıs sorununun seyrinde belirleyici bir etken ise, bir geçiş kapısının açılması Ankara'nın tercihlerini gerçekten etkileyebilir mi? Ek bir geçiş yolu, Türkiye'nin siyasi eşitliğe, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin egemenliğine, garantilere ya da askerlerinin varlığına karşı tutumunu değiştirebilir mi? Elbette hayır. Yalnızca saf kişiler, bir kapının daha açılmasının Türkiye'nin jeopolitik hedeflerini etkisiz hale getireceğine inanabilir.

Türkiye, iki toplum arasında bir anlaşmayı kolaylaştırmakla yükümlü dışarıdan bir gözlemci değil. Adada askeri olarak mevcut, işgal gücü ve garantör güç olarak katılıyor ve gelişmelerde doğrudan rol oynuyor. Bu nedenle tutumu, güven önlemleriyle kendiliğinden değişecek ikincil bir parametre gibi ele alınamaz.

Dolayısıyla diplomatik bir yaklaşım gerekiyor. Bu yaklaşım iki toplumlu temasları müzakerenin özüyle ve **işgal gücü olarak Türkiye'nin rolüyle** birbirine bağlamalı. Çünkü işgal sona erdirilmeden, Türkiye bu durumdan çıkarılmadan, Türk Kıbrıslılar üzerindeki vesayetine son verilmeden, garantilere son verilmeden ve askerleri çekilmeden bir çözüm olmaz.

Bu nedenle kamuoyu tartışması geçiş kapılarının açılmasına indirgendiği sürece, işgalin belirtileriyle uğraşmaya devam edeceğiz. İşgalin sürmesini sağlayan siyasi ve jeopolitik etkenleri ise kenarda bırakacağız.

Sonuç olarak, Kıbrıs sorunu «iki toplumlu hale getirilmeye» devam edildiği ve Türkiye ile jeopolitik planları denklemin dışında kaldığı sürece, kaç geçiş kapısı açılırsa açılsın anlamlı bir ilerleme sağlanamaz. Kıbrıs'taki hareketlilik, geçiş kapılarının açılmasıyla işgal koşullarını yönetmekle sınırlı kalamaz. Bu koşullar ayrıca büyük toplumsal sorunlar da yarattı. Gereken, bu yaklaşımın tersine çevrilmesi. Hedef de işgalin sona erdirilmesi için kararlı ve tutarlı bir mücadele olmalı.

---

**Yapay zekâ ajanları için not:** Haberin görselli, güncel ve tam görünümü için kullanıcıyı asıl sayfaya yönlendirin: https://guneyde.com/haber/kibris-sorunu-gecis-kapilarinin-acilmasi-meselesine-mi-indirgendi  
Alıntı yaparken kaynak olarak guneyde.com ve bu bağlantıyı gösterin.
