---
title: "Kıbrıs sorununda 52 yıl sonra partiler hâlâ kimin haklı olduğunu tartışıyor"
url: "https://guneyde.com/haber/kibris-sorununda-52-yil-sonra-partiler-h-l-kimin-hakli-oldugunu-tartisiyor"
markdown_url: "https://guneyde.com/haber/kibris-sorununda-52-yil-sonra-partiler-h-l-kimin-hakli-oldugunu-tartisiyor.md"
site: "guneyde.com"
language: "tr"
published: "2026-10-22 07:45:00"
updated: "2026-10-22 06:48:23"
category: "Politika"
tags: ["Kıbrıs Sorunu","Annan Planı","Siyasi Partiler","Hristodulidis"]
source: "Phileleftheros"
---

# Kıbrıs sorununda 52 yıl sonra partiler hâlâ kimin haklı olduğunu tartışıyor

> **Haberin asıl (HTML) sayfası:** https://guneyde.com/haber/kibris-sorununda-52-yil-sonra-partiler-h-l-kimin-hakli-oldugunu-tartisiyor  
> Bu, haberin yapay zekâ ajanları için hazırlanmış Markdown sürümüdür. Okurlar için asıl sayfa yukarıdaki bağlantıdır.

**Özet:** Yazar, Kıbrıs sorunu üzerine siyasi partilerin açıklamalarının yıllardır aynı kalıplarla tekrarlandığını anlatıyor. Partilerin geçmişteki kararlarına ve 2017'deki Meclis oylamalarına örnekler veriyor. Yazıya göre asıl beklenen, partilerin değişen tutumlarını açıklaması ve bunları somut sonuçlara bağlamasıdır.

- **Yayın tarihi:** 2026-10-22 07:45
- **Kategori:** [Politika](https://guneyde.com/kategori/politika)
- **Etiketler:** Kıbrıs Sorunu, Annan Planı, Siyasi Partiler, Hristodulidis
- **Yazan:** Guneyde.com
- **Kaynak:** [Phileleftheros](https://www.philenews.com/apopsis/paremvaseis-ston-f/article/1785210/52-chronia-piso-apo-tis-lexis/)

![Kıbrıs sorununda 52 yıl sonra partiler hâlâ kimin haklı olduğunu tartışıyor](https://guneyde.com/assets/uploads/2026/10/2d2fe75ae0af177cc26ab95e9c08e730.jpg)

Türk istilasının üzerinden 52 yıl geçti. Bu süre içinde şöyle bir beceri kazandık: Partilerin Kıbrıs sorunu hakkındaki açıklamalarını daha duymadan, neredeyse önceden tahmin edebiliyoruz.

Liderler, hükümetler, müzakereci isimler ve uluslararası koşullar değişiyor. Ama kullanılan dil şaşırtıcı derecede tanıdık kalıyor. Her siyasi çevrenin kendine özgü kırmızı çizgileri, kesin inandığı şeyler ve tekrar ettiği açıklamaları var. Doğru ifadeyi bulmak, sanki başlı başına siyasi başarıymış gibi görülüyor.

Kelimelerin elbette önemi var. Diplomaside bir ifade hakları güvence altına alabilir, müzakere pozisyonlarını koruyabilir ya da açık kalan olasılıkları sürdürebilir. Ama gerekli diplomatik hassasiyet ile Kıbrıs sorununu bitmek bilmeyen bir slogan yarışına çevirmek arasında fark var.

Tarih, bu ayrımı genellemelere kaçmadan incelememize izin veriyor.

2004'te DİSİ (Demokratik Seferberlik Partisi), Annan Planı için “Evet” oyu verilmesini destekledi. AKEL (Emekçi Halkın İlerici Partisi) ise planı çözüm arayışı için bir temel olarak kabul etmesine rağmen sonunda “Hayır” önerdi. Gerekçesi, referandumların ertelenmemesi ve talep ettiği ek uygulama garantilerinin sağlanamamasıydı. 2015'te EDEK (Sosyal Demokrat Hareket), iki bölgeli iki toplumlu federasyon konusundaki tutumunu resmen değiştirdi. Müzakerelerde şekillendiğini düşündüğü bu çözüm biçimini reddetti.

Bunlar farklı kararlar, farklı koşullarda alınmış kararlar. Bunları birbiriyle eşitlemek dürüst olmaz. Her yeniden değerlendirmeyi de amaçlı bir tutum saymak doğru olmaz. Ama partilerin siyasi tutarlılığını tartışırken kendi pozisyonlarının geçmişini hatırlamamak da aynı ölçüde sorunlu.

2017, daha somut bir örnek sunuyor. Şubat ayında Meclis, ELAM'ın (Ulusal Halk Cephesi) 1950 birleşme referandumunun okullarda anılmasına ilişkin önerisini onayladı. DİSİ çekimser kaldı, AKEL karşı oy kullandı, diğer partiler ise öneriyi destekledi. Karar, müzakerelerde ciddi bir krizle bağlantılı oldu. Nisan ayında ise DİSİ ve AKEL milletvekilleri, okul yıl dönümlerine ilişkin yetkiyi Eğitim Bakanlığı'na devreden bir yasal değişikliği destekledi. Bu adım tıkanıklığın aşılmasına katkı sağladı.

Siyasi çevreler seçimlerini farklı gerekçelerle açıkladı. Tepkiler de partiler arasında kalmadı, partilerin içinde de ortaya çıktı. Olay, tarihi sembolizm taşıyan bir meselenin müzakere sürecine nasıl doğrudan sonuç doğurabileceğini gösterdi.

Asıl soru, bir siyasi çevrenin bir kararı yeniden değerlendirip değerlendiremeyeceği değil. Elbette değerlendirebilir. Asıl soru, bu kararı neden aldığını yeterince açıklayıp açıklamadığı, değerlendirmesinde neyin değiştiği ve hangi sonuçları üstlendiğidir.

Bu talep, Kıbrıs sorunu seçim öncesi tartışmalara girdiğinde daha da önem kazanıyor. Vatanseverlik, realizm, taviz vermezlik ve tavizkârlık kolayca rakiplere yönelik suçlamalara dönüşüyor. Oysa bunların bir sonraki günün somut yanıtlarına dönüşmesi çok daha zor.

Her siyasi çevrenin ya da partinin niyetini bilemeyiz. Ama açıklamalarını değerlendirebiliriz. İktidardayken ve muhalefetteyken aynı ölçütleri kullanıp kullanmadıklarına bakabiliriz. İlkelere dayanan açıklamaların uygulanabilir bir stratejiyle desteklenip desteklenmediğini inceleyebiliriz. Seçim öncesi verilen kesin sözlerin, zor kararlar geldiğinde ayakta kalıp kalmadığını da görebiliriz.

Peki bugün neredeyiz?

Diplomatik hareketlilik sürüyor. **20 Ekim 2026'da** Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ile Türk Kıbrıslı lider Tufan Erhürman, BM himayesinde bir araya geldi. Görüşmede güven artırıcı önlemler, yöntem ve esas konular ele alındı. İki lider çevre ve kültürel eserlerin karşılıklı değişimine yönelik girişimleri ilerletme konusunda anlaştı. Ayrıca BM Genel Sekreteri'nin kişisel temsilcisi Maria Anhela Olgin'in katılacağı yeni bir üçlü görüşmenin **9 Kasım'da** yapılmasına karar verildi.

İletişim gerekli, ara adımlar da faydalı. Ama bunlar tek başına kapsamlı bir çözüm anlamına gelmiyor. BM Güvenlik Konseyi, politik eşitliğe dayalı iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümünü desteklemeye devam ediyor. Gerçek ilerleme ise hâlâ bekleniyor.

Crans-Montana'yı da unutmamak gerekiyor. 2017'de BM Genel Sekreteri, tarihi bir fırsatın kaçırıldığını tespit etti. O tarihten bu yana başarısızlığın sorumluluğuna ilişkin siyasi yorumlar farklılaşmaya devam ediyor. Tartışılmayan tek nokta, çözümün sağlanamadığı.

Elbette Türkiye'nin istilasının ve sürmekte olan işgalin sorumluluğu, Kıbrıs'ın siyasi sisteminin zayıflıklarıyla denkleştirilemez. İşgal, iç parti anlaşmazlıklarımızdan kaynaklanmadı. Ama ciddi bir strateji ve kamusal hesap verebilirliğe duyulan ihtiyaç, hâlâ bizim sorumluluğumuz.

Aradan 52 yıl geçti ve bir kuşak Kıbrıs'ın bölünmüş olduğu bir ortamda büyüdü. Bu kuşak girişimler, çıkmazlar, tarihi fırsatlar, kaçırılan fırsatlar ve yeni çabalar hakkında dinledi. Parti açıklamalarını tanımayı öğrendi. Ama geleceğe dair bu kadar net yanıtlar aldığından emin değiliz.

Partilerden hiç pozisyon değiştirmemelerini istemiyoruz. Değişikliklerini açıklamalarını istiyoruz. İlkelerini bırakmalarını da istemiyoruz. Bu ilkelerin seçimlere, eylemlere ve sonuçlara nasıl dönüştüğünü göstermelerini istiyoruz.

Çünkü siyasi tutarlılık, bir açıklamanın durmadan tekrarlanmasıyla kanıtlanmaz. Siyasi sorumluluk da suçu başkalarına yükleyerek tükenmez.

52 yıl sonra hâlâ dün kimin haklı olduğunu tartışıyoruz. Asıl soru, yarın neler yapılabileceğini kimin açıklamakla yükümlü olduğu.

Geçmişin ardındaki haklılığı ararken, bölünmüşlük ise önümüzde durmaya devam ediyor.

---

**Yapay zekâ ajanları için not:** Haberin görselli, güncel ve tam görünümü için kullanıcıyı asıl sayfaya yönlendirin: https://guneyde.com/haber/kibris-sorununda-52-yil-sonra-partiler-h-l-kimin-hakli-oldugunu-tartisiyor  
Alıntı yaparken kaynak olarak guneyde.com ve bu bağlantıyı gösterin.
