Icerige atla
Politika ⭐ 78/100

Kimliksiz bir çözüm, çözüm değil çöküşün ertelenmesidir

Kimliksiz bir çözüm, çözüm değil çöküşün ertelenmesidir

Nikolas Xenofontos imzalı analizde, Kıbrıs sorununa hukuk yerine çıkar dengeleri perspektifinden bakılması gerektiği savunuluyor.

Kıbrıs'ta sorun genellikle tarih, adalet ve uluslararası hukuk penceresinden değerlendiriliyor. İşgal, ihlaller ve antlaşmalar konuşuluyor — bunların hepsi doğru. Ancak dünyanın nasıl işlediğini gerçekten anlamak için rahatsız edici bir gerçeği kabul etmek gerekiyor: Devletleri hukuk değil, çıkarlar yönlendirir.

Çözüm gelecekse, bunun nedeni ahlaki bir uyanış değil, çıkarların örtüşmesi olacak. Türkiye tutumunu "değiştirmesi gerektiği için" değil, değiştirmek için bir nedeni olduğunda değiştirecek. Çözümün çıkarları statükoyu korumaktan ağır bastığında bu gerçekleşecek. Bu durum Türkiye'nin Batı'ya yeniden yaklaşmak istemesi, enerji kaynaklarından fayda görmesi ya da çözümün jeopolitik konumunu güçlendirdiğini fark etmesi halinde mümkün olabilir. Böyle bir bağlamda kazan-kazan anlaşması ütopya değil, gerçekçiliktir.

Bu durum Crans-Montana'da açıkça görüldü. Türkiye'nin tek taraflı müdahale hakkının kaldırılmasını asla kabul etmeyeceği yönünde yaygın bir algı var. Ancak o dönemde Türkiye, geniş çıkarlarına hizmet eden kapsamlı bir anlaşma sağlanması koşuluyla bunu kabul etmeye hazır görünüyordu.

Bazı garantiler kalsa bile gerçekte ne değişir? Tarihte bir antlaşmanın tek başına bir işgali önlediği bir örnek var mı? Antlaşmalar savaşları önlemez. Çıkarlar önler.

2022'de Rusya, hiçbir yetkilendirme olmadan Ukrayna'yı işgal etti. Kıbrıs'ta 1964 ve 1967'de ABD, Türkiye'nin işgalini engelledi — bunu hukuki yükümlülük nedeniyle değil, kendi çıkarlarına hizmet ettiği için yaptı. Ancak 1974'te aynı mantık işgale göz yumulmasına yol açtı. Uluslararası hukuk değiştiği için değil, çıkarlar değiştiği için.

Görmeyi reddettiğimiz ders budur: Devletlerin güvenliğini kağıtlar değil, güç ilişkileri ve çıkarlar sağlar.

Gelecekteki bir çözümde Kıbrıs, enerji ve jeopolitik merkez haline gelebilir. Belki 20 ya da 30 yıllık bir dönem boyunca uluslararası çıkarlar istikrar sağlayıcı bir faktör olarak işlev görebilir. İç gerilimler ortadan kalkmaz ama absorbe edilir.

Ancak yanılsama da burada yatıyor: Çıkarlar bir devlet kurabilir, ama onu sonsuza kadar ayakta tutamaz.

Sorun daha derindir — bu bir kimlik meselesidir. Kıbrıs'ta eğitim, kimlik oluşturma mekanizması olarak işlev görüyor. Başka bir devletin tarihi kendi tarihiniz olarak öğretiliyor, o devletin bayramları kutlanıyor, marşı söyleniyor ve başka bir yere ait olmak doğal karşılanarak büyünüyor. Bu tarafsız bir durum değil; devletin temelini zayıflatıyor.

Jeopolitik önem kalıcı değildir. Bir noktada Kıbrıs merkezi konumunu kaybedebilir. Bu olduğunda dış koruma şemsiyesi zayıflayacak ve devlet yalnız kalacak.

O zaman soru basit olacak: Birlikte yaşayabilir miyiz?

Bir arada yaşamak hukuki bir kavram değil, semboller, anılar ve anlatılarla şekillenen günlük bir deneyimdir. Bir topluluk, diğer topluluğun korku ya da çatışmayla ilişkilendirdiği sembollerle büyürken ortak bir devlet var olabilir mi? Mesele bu sembollerin doğru ya da yanlış olması değil; ortak bir zemin oluşturup oluşturamayacaklarıdır.

Ortak bir siyasi kimlik geliştirilmezse devlet ya işlevsiz ya da geçici olacak. Gerilimler kaçınılmaz olacak ve hiçbir dış çerçeve bunları absorbe edemeyecek.

Çözüm çıkarlardan doğabilir ama çıkarlarla sürdürülemez.

Başka bir yere ait kimlikler yetiştirirken ortak bir devlet kuramazsınız. Kimlik sadece kültürel bir mesele değil, devletin işleyişi için bir ön koşuldur.

Bir devletin varlığını sürdürmesi daha derin bir şeye bağlıdır: halkının o devleti gerçekten kendisinin sayıp saymadığına.

Bu, anlaşmalarla dayatılamaz. Ya inşa edilir ya da hiç edilmez.

Son not: Tarif edilen çözüm sonsuza kadar masada kalmayabilir. Kuzeyde demografik değişim ve Ankara'nın artan etkisi Kıbrıs Türk toplumunu dönüştürüyor. Yerelde köklenmiş bir kimlik kaybolursa, ortak siyasi kimliğin temeli de yok olabilir — ve çözümle birlikte.

Nikolas Xenofontos, Kıbrıs'ta siyasi analiz ve kamu söylemi üzerine odaklanan bir öğrenci ve yazardır.

Paylaş: