Kıbrıs ve dünyanın her yerindeki kadınlar için bu bir haklılık anı. Avrupa Parlamentosu'nun geçen Çarşamba günü ezici çoğunlukla kabul ettiği karar, Kıbrıs'ın kadın ve kız çocukları üzerindeki işgalin etkilerini, çatışmayla bağlantılı cinsel şiddet, diğer cinsel sömürü biçimleri, zorla yerinden edilme, ailelerin parçalanması ve uluslararası insancıl hukuk ile insan hakları hukukunun bir dizi ihlalini kınıyor.
1974'te Türk ordusu tarafından gerçekleştirilen tecavüzler o zaman da savaş suçuydu, şimdi de savaş suçu olmaya devam ediyor. Onlarca yıl boyunca bu suç yalnızca sessizlikle karşılandı. Kıbrıs Cumhuriyeti konuyu gündeme getirdi ve Avrupa Konseyi'ne yapılan devletlerarası başvuruda da yer aldı, ancak çeşitli nedenlerle kimse bu meseleye bakmak istemedi.
Avrupa Parlamentosu'nun kınaması elbette yaraları sarmıyor. Ama önemli. Elli iki yıl sonra, bu tür eylemler uluslararası bir organ tarafından kınanıyor. Avrupa Parlamentosu ayrıca bir üye devletin topraklarının süregelen işgalini de kınayarak bunu uluslararası hukukun ciddi bir ihlali ve barış, istikrar ile AB-Türkiye ilişkilerinin önünde bir engel olarak nitelendirdi.
Konunun rapörü Yeni Demokrasi ve Avrupa Halk Partisi milletvekili Eleonora Meleti, kararın 1974 Türk işgali sırasında mağdur edilen kadın ve kız çocuklarının sadece o anın kurbanı olmadığını açıkça ortaya koyduğunu belirtti. Meleti'ye göre bu kişiler damgalanma, marjinalleşme, toplumsal kınama, tecrit ve keder yoluyla sonrasında da mağdur olmaya devam ettiler.
Rapöre göre karar, bu mağdurların yaşadıklarının kurumsal olarak tanınmasını sağlamayı, tarihsel hafızayı canlı tutmayı ve hesap verebilirlik ile mağdurlara destek ihtiyacını ele almayı amaçlıyor.
Elli iki yıl gecikmeli de olsa bu yine de bir suçu tanıyan önemli bir karardı. Bunun bir önemi var ve herkes bunun farkında. Bu noktaya gelmek için çalışan herkesin çabası da takdiri hak ediyor.
Türkiye bir terör devletidir. Soykırım, etnik temizlik ve işgal üzerine kurulmuş bir devlet. Sicilinde savaş suçları bulunan bir devlet. Böyle bir sabıka kaydı olan bir ülke sürekli sanık sandalyesinde olmalı. Oysa ne yazık ki serbestçe dolaşıyor. Üstelik bununla da kalmıyor, ödüllendiriliyor.