---
title: "Kız kardeş 52 yıldır, 1974'te kaybolan komando abisinin akıbetini aydınlatmaya çalışıyor"
url: "https://guneyde.com/haber/kiz-kardes-52-yildir-1974-te-kaybolan-komando-abisinin-akibetini-aydinlatmaya-calisiyor"
markdown_url: "https://guneyde.com/haber/kiz-kardes-52-yildir-1974-te-kaybolan-komando-abisinin-akibetini-aydinlatmaya-calisiyor.md"
site: "guneyde.com"
language: "tr"
published: "2026-11-01 09:37:40"
updated: "2026-11-01 07:48:19"
category: "Politika"
tags: ["Kayıp Kişiler","Savaş Esirleri","1974 Savaşı"]
source: "in-cyprus"
---

# Kız kardeş 52 yıldır, 1974'te kaybolan komando abisinin akıbetini aydınlatmaya çalışıyor

> **Haberin asıl (HTML) sayfası:** https://guneyde.com/haber/kiz-kardes-52-yildir-1974-te-kaybolan-komando-abisinin-akibetini-aydinlatmaya-calisiyor  
> Bu, haberin yapay zekâ ajanları için hazırlanmış Markdown sürümüdür. Okurlar için asıl sayfa yukarıdaki bağlantıdır.

**Özet:** Maria Karefyllidou-Ioannou, 1974 Türk işgali sırasında kaybolan komando abisi Christos Karefyllides'in izini 52 yıldır arıyor. Kadın, abisinin esir alındığını gösteren tanıklık ve listelere dayanarak kitabını güncelledi. Ayrıca kayıplar için bir tarihsel arşiv kurulmasını ve Türkiye'nin bilgi vermediğini savunuyor.

- **Yayın tarihi:** 2026-11-01 09:37
- **Kategori:** [Politika](https://guneyde.com/kategori/politika)
- **Etiketler:** Kayıp Kişiler, Savaş Esirleri, 1974 Savaşı
- **Yazan:** Guneyde.com
- **Kaynak:** [in-cyprus](https://en.philenews.com/politics/sister-fights-for-52-years-to-uncover-truth-of-missing-1974-commando-brother/)

![Kız kardeş 52 yıldır, 1974'te kaybolan komando abisinin akıbetini aydınlatmaya çalışıyor](https://guneyde.com/assets/uploads/2026/11/4d0cb32fd9bb5fd47b61dec1457cddc3.jpg)

Bir kız kardeş, 1974 yazından beri kayıp olan abisinin izini bulmak için zorlu bir yol yürüyor. **Maria Karefyllidou-Ioannou**, Türk işgalinin ardından kaybolan abisi için çilesini defalarca yaşadı ve onu bulana kadar bu mücadeleyi sürdürecek. 33. Komando Filosu’nda yedek çavuş olarak görev yapan abisi Christos Karefyllides esir alındı ve o tarihten beri izi aranıyor.

Kız kardeş, aslında çok açık bir talep için mücadele ediyor: abisinin akıbetine ve bulunmasına dair bilgi.

Güncellenmiş kitabı “İzlerin Peşinde: ‘Kayıp’ Meselesinin Yönleri, Kıbrıs 1974-2024” (Germanos Yayınları, 2025), abisinin esaret altında tutulduğunu belgeliyor. Bu bilgiyi destekleyen tamamlayıcı tanıklıklar bir Kıbrıslı kaptan ile bir Yunan teğmenden geliyor. Ayrıca Kıbrıs Kızılhaçı’nın duyurduğu bir liste, günlük basında çıkan bir yayın ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi listesindeki referans numarası da kanıt olarak gösteriliyor. Görüşmemizde, bu geç aşamada bile, “Kayıp Kişiler, İlan Edilmiş ve Edilmemiş Savaş Esirleri ile 1974’te Hayatını Kaybedenler için Tarihsel Arşiv” kurulmasını önerdi.

Kadın, Türkiye’nin bilgiyi bilerek sakladığına dikkat çekiyor. Kadın, bu konuda şunları söyledi:

“Türkiye, sürekli ihlaller taktiğini izleyerek hâkimiyetini pekiştirdiği için, askerlerin kalıntılarının bile bilerek hiçbir zaman bulunmamasını sağlıyor. Yıpratıcı sorgulamaların ya da vahşice eylemlerin sonunda çöpe atılanlar ya da zorla çalıştırıldıktan sonra infaz edilenler, mezarlarının üzerine ulusal itibarı kurtaran anıtlar dikilebilsin diye öldürülüyor.”

Kitabınızı yalnızca bir kez değil, birkaç kez okudum. Abinizi bulmak için kayıp kişiler gibi zor bir düğümü çözmeye çalıştığınızı fark ediyorum. Sizce ne kadar yaklaştınız?

Eylemlerim yarım asrı kapsıyor ve her yöne uzanıyor. Özellikle, Kıbrıs’ın yetkili devlet organı olan Kayıp Kişiler Hizmeti’nin yanı sıra Kıbrıs Kızılhaçı, Uluslararası Kızılhaç, BM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi uluslararası kuruluşlara başvurdum.

52 yılımı abimin izlerini, yani kaybolmasıyla ilgili kanıtları aramaya adadım. Kendi başıma bulduğum ayrıntılar, bir ipucu bulmak için takip ettiğim izler. Kitabımın yeni baskısında açıkladığım en son bilgiler, abimin 1974 Türk işgalinden sonra resmi “kayıp” listelerinde yer alan birçok kişi gibi, geri dönmeyen bir savaş esiri olduğunu destekliyor.

Bu yolu zor olarak tanımlıyorsunuz. Ben ise onu yokuş yukarı ve dikenli olarak nitelendirirdim. En büyük engel neydi?

Başlangıçta en büyük engel eksik bilgiydi. Daha sonra bilginin saklanmasıyla uğraşmak zorunda kaldım. Bu durum, Türkiye’nin uzlaşmaz politikasının dayattığı, bu temel insani meselenin siyasallaştırılması çerçevesinin dışında açıklanamazdı. Çünkü Türkiye savaş esirlerini kendisi saymıyor ve bunların korunmasına ilişkin 1949 tarihli Cenevre Sözleşmesi’ni de imzalamadı.

Kısacası, abimin durumunda Kayıp Kişiler Hizmeti, abimin savaş alanında olası ölümüne dair inandırıcı olmayan versiyonu tercih etti ve Kayıp Şahıslar Komitesi (CMP)’ne iletti. Türkiye ise bir savaş suçunun daha sorumluluğundan kaçınmak için bu versiyonu AİHM önünde ileri sürdü.

Ancak abinizle ilgili paralel bir araştırma da yürüttünüz. Kitap, ömür boyu süren bir mücadelenin bir değerlendirmesi de olabilir mi?

Sonuçları kitabımda somutlaşan, aralıksız bir çaba bu. Bu yüzden abimin akıbetini araştırmaya devam etme görevim var. Kitabımı yeni bilgilerle yeniden yayımlamamın da olasılık dahilinde olduğunu belirtmek isterim.

Kitabınızın güncellenmiş baskısını “İzlerin Peşinde” adıyla zaten yayımladınız. Hangi yeni unsurları eklediniz?

Yüzlerce sayfadan oluşan bu çalışma, anlatılar, görseller, tablolar, bulgular, tanıklıklar, resmi yazışmalar ve belgelerle konuya çok yönlü yaklaşıyor. Uzun süreli araştırmam, abimin esaretinin bir Kıbrıslı kaptan ile bir Yunan teğmenin tamamlayıcı tanıklıklarıyla, Kıbrıs Kızılhaçı’nın duyurduğu bir listeyle, günlük basında çıkan bir yayınla ve Uluslararası Kızılhaç listesindeki referans numarasıyla kanıtlandığını gösteriyor.

Abinize dair bulduğunuz en önemli bilgi neydi?

Bugüne kadarki araştırmam, abimin savaş operasyonlarından sağ kurtulduğunu ve yaralıyken esir alındığını gösteriyor. Hatta Uluslararası Kızılhaç listesinde yer alıyor, ama yine de çaresiz bırakıldı.

Aradan 52 yıl geçti. Hâlâ umut ve cesaret kaldı mı? Bunca yıldan sonra ne istersiniz?

“Kayıp” meselesine dair resmi bilgiler eksik kalmaya devam ediyor ve bu durum toplumsal bilinci etkiliyor. Bilgi olmadan ne hafıza ne de yargı işliyor, bilinç de gelişmiyor. Kayboluş ile bulunma arasında yaşanan olaylar araştırılmadıkça, yüzlerce insan “kayıp” olarak kalıyor ve en azından ahlaki sorumluluğu üstlenen kimse çıkmıyor. Bu amaçla, son dakikada bile olsa, “Kayıp Kişiler, İlan Edilmiş ve Edilmemiş Savaş Esirleri ile 1974’te Hayatını Kaybedenler için Tarihsel Arşiv” kurulmasını öneriyorum.

## CMP ve kalıntılar

Bunca yıl boyunca devlet neredeydi ve kayıpların akıbetini belirleme mücadelesinde ne rol oynadı?

Tarihsel açıdan bakıldığında 29 Ekim, bazı esirlerin takas edildiği son tarihten bir gün sonraydı; geri kalanlar ise geri dönmedi. Türk işgali sonucu ortaya çıkan 1.619 “kayıp” kişilik önemli rakama rağmen, bu kadar insanın akıbetinin ne olduğu o tarihten beri doğrulanmadı. Örneğin bulunamayanlar arasında kadın ve çocukların da olduğunu yeterince vurgulamıyoruz. Bunun yerine, kalıntıların aktarılması üzerinde çalışan iki toplumlu CMP’ye güvendik. Yukarıda da anlattığım gibi, bu da Türkiye’nin uzlaşmaz tutumunun dayattığı siyasi bir gelişme. Üstelik bu tutum, bireysel hukuki başvuruları da caydırdı.

Öte yandan, Kıbrıs’ın Türkiye’ye karşı açtığı Dördüncü Devletlerarası Başvuru (2001) ve Varnava ve Diğerleri davasındaki (2009) AİHM kararları, “kayıp” meselesinde dönüm noktası niteliğinde. Çünkü bu kararlar, tüm kayıp kişiler bakımından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin sürekli ihlal edildiğini tespit ediyor. Ancak bu kararlar uluslararası alanda yeterince değerlendirilmedi.

Çok yakın zamanda, 4 Eylül 2026’da Kıbrıs Yüksek Mahkemesi, yetkili devlet makamlarının iki “kayıp” kişinin akıbetine ilişkin soruşturmayı etkisiz yürütmesi nedeniyle tazminat hükmetti. Kararı yorumlayacak durumda olmamakla birlikte, benim için temel talep, 1974 savaşının “kayıplarına” bir saygı duruşu olarak hukukun üstünlüğünü sağlamak. Bu, parayla ölçülmemeli. Tarihsel gerçeğin ortaya çıkarılması ulusal onur meselesi.

Abinizin akıbetine dair ne düşünüyorsunuz?

Türkiye, sürekli ihlaller taktiğini izleyerek hâkimiyetini pekiştirdiği için, askerlerin kalıntılarının bile bilerek hiçbir zaman bulunmamasını sağlıyor. Yıpratıcı sorgulamaların ya da vahşice eylemlerin sonunda çöpe atılanlar ya da zorla çalıştırıldıktan sonra infaz edilenler, mezarlarının üzerine ulusal itibarı kurtaran anıtlar dikilebilsin diye öldürülüyor.

## İnsan acısının istismarı

Umudunuz var mı? Varsa neye dair?

Endişelerim, insancıl hukukun derhal uygulanma ihtimali etrafında dönüyor. Çünkü pratikte temel insanlığın gözetilmemesi sürüyor.

Bütün “kayıplar”, uluslararası insancıl hukukun kullanılmaz hale geldiği yüzlerce savaş esiri ve kurban davası. Sonuçta bunlar, Türkiye’nin hesap vermeyi reddettiği, çözülmemiş yüzlerce savaş suçu davası. Burada, insan acısının savaş makinesi tarafından silahlaştırılmasının trajik güncelliği ortaya çıkıyor.

Daha iyi bir dünya umuyorum. Kıbrıs’ın, uluslararası ilişkilerin kırılgan dengesinden kaynaklanan ve insanın doğuştan gelen haklarına saygının neredeyse yok olmasına karşı kolektif sorumluluğu ilan etmede önemli bir rol oynamasını umuyorum.

![](https://guneyde.com/assets/uploads/2026/11/2e344b42052c99208d177bb798c0d383.jpg)

---

**Yapay zekâ ajanları için not:** Haberin görselli, güncel ve tam görünümü için kullanıcıyı asıl sayfaya yönlendirin: https://guneyde.com/haber/kiz-kardes-52-yildir-1974-te-kaybolan-komando-abisinin-akibetini-aydinlatmaya-calisiyor  
Alıntı yaparken kaynak olarak guneyde.com ve bu bağlantıyı gösterin.
