Kuzeydeki yönetimin hem geçmiş hem de mevcut üst düzey isimlerinin de aralarında bulunduğu, Tassos Isaac ve Solomos Solomou cinayetlerinin şüphelileri hakkındaki tutuklama emirleri hala yürürlükte.
Sigma'nın hazırladığı araştırma haberine göre, Isaac'in cinayetiyle ilgili çıkarılan yaklaşık sekiz tutuklama emri geçerliliğini koruyor. Bu emirlere, her beş yılda bir yenilenen Interpol kırmızı bültenleri de eşlik ediyor.
İsmi geçen şüpheliler arasında eski bir Türk istihbarat görevlisi olan Haşim Yılmaz, Bozkurtlar'da üst düzey bir isim olarak tanımlanan Mehmet Mustafa Arslan ve kuzeydeki sözde 'ulaştırma bakanı' Türk yerleşimci Erhan Arıklı da bulunuyor. Arıklı, recent bir açıklamasında, hakkında çıkarılan tutuklama emrine karşı tepkisini dile getirdi ve 'bir köpek ölümün yakın olduğunu hissettiğinde, cami avlusunda işer' şeklinde bir Türk atasözünü kullandı.
Isaac'in cinayeti için 1996 yılında çıkarılan orijinal tutuklama emirleri, 2013 yılında usuli nedenlerle iptal edilmişti. Bunun yerine Gazimağusa kaza mahkemesi tarafından sekiz yeni tutuklama emri çıkarıldı.
Araştırma ayrıca, Solomou'nun cinayeti için başlangıçta beş tutuklama emri çıkarıldığını, ancak Interpol kırmızı bültenlerinin yalnızca iki şüpheli için sağlanabildiğini ortaya koydu.
Polis yetkililerine göre, kalan üç talep soruşturmacıların yeterli kanıt sunamaması nedeniyle reddedildi.
Solomou davasında şu anda kırmızı bültenle aranan iki şüpheli ise Derviş Eroğlu kabinesinde sözde 'tarım bakanı' olarak görev yapan Kenan Akın ve sözde özel kuvvetlerin eski komutanı Erdal Hacıali Emanet.
Rapora göre, bu şahıslar hakkında Avrupa çapında da tutuklama emirleri yürürlükte.
Arıklı'nın durumu, bu emirlerin uygulanmasının ne kadar zor olduğunu gözler önüne seriyor. Arıklı, 2012 yılında Kırgızistan'da tutuklanmış, ancak Türkiye'nin devreye girmesinin ardından serbest bırakılmış ve Kıbrıs Cumhuriyeti'ne iade edilmemişti.
Arıklı, 2017 yılında da hiçbir engel olmadan Tunus'a seyahat etmişti.
24 yaşındaki Isaac, Ağustos 1996'da işgale karşı düzenlenen bir gösteri sırasında Deryneia'daki BM tampon bölgesinde dikenli tellere sıkışmış ve dövülerek öldürülmüştü.
Üç gün sonra ise 26 yaşındaki Solomou, bir Türk askeri mevzisindeki bayrak direğine tırmanarak Türk bayrağını indirmeye çalıştığı sırada vurularak öldürüldü.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2008 yılında Türkiye'yi bu cinayetlerle bağlantılı olarak yaşam hakkı ihlallerinden uluslararası düzeyde sorumlu bulmuştu. Ancak mahkemenin bu kararı, faililerin bireysel cezai sorumluluğunu ortadan kaldırmıyordu.
Bu soruşturma, cinayetlerin 30. yıl dönümü anılırken ve ailelerin şüphelilerin adalet önüne çıkarılması yönündeki çağrılarını sürdürdüğü bir dönemde gündeme geliyor.