Icerige atla
Turizm 📰 55/100

The Landmark Nicosia: Görkemli Bir Geçmişe Sahip Otelin Yeni Dönemi

The Landmark Nicosia: Görkemli Bir Geçmişe Sahip Otelin Yeni Dönemi

Autograph Collection bünyesindeki The Landmark Nicosia Hotel, kapsamlı bir yenileme sürecinin ardından yeni ve iddialı bir döneme giriş yaptı. Lefkoşa'nın kalbinde yer alan tarihi otel, geçmişte pek çok önemli isme ev sahipliği yapmış köklü bir mekân olarak biliniyordu.

Otelin soluk taş cephesi ve görkemli girişi, misafirleri daha kapıdan karşılıyor. Lobiye adım atan ziyaretçiler, mekânın tarihsel ağırlığını mermer yüzeylerde ve heybetli koridorlarda hemen hissediyor. Burada alınan kararlar, Kıbrıs sınırlarının çok ötesinde iz bırakmış isimlere ait.

Lobinin merkezinde otelin simgesi haline gelen büyük cam asansör yükseliyor. Odalar yüzyıl ortası modern tasarım ilkeleriyle şekillendirilmiş; klasik Yunan formlarına yapılan ince göndermeler yiv motifleri, terrazzo, cam ve tik ağacının özenli oranlarında kendini gösteriyor.

Otelin kütüphanesi, elektrik mavisi halısıyla cesur bir yüzyıl ortası modern zevk beyanı niteliğinde. Koleksiyon oldukça eklektik: denizcilik dergileri seyahat rehberlerinin yanında, sanat ve mimarlık kitapları Yunan mitolojisi ciltlerinin yanı başında duruyor. Parlak kapak kahve masası kitapları ise masalara davetkar bir şekilde yayılmış.

Mobilyalar retro ama işlevsel; temiz çizgiler, sıcak ahşap yüzeyler ve dikkatle hesaplanmış oranlar uzun süre kalmaya davet ediyor. Kütüphane hem derin düşünceye hem de sessiz sosyal sohbete eşit derecede uygun bir ortam sunuyor.

Incognito Bar farklı bir samimiyet sunuyor. Serin krem renkli damarlı yüzeyleriyle dikkat çeken barda Aegean Slip kokteyli öne çıkıyor: vermut, uzo ve mandalina sodasından oluşan bu karışımda vermutun keskinliği, uzonun kontrollü sertliği ve mandalina sodasının kıvrak karmaşıklığı bir arada.

Barın hemen bitişiğinde yer alan Artion galerisi, ünlü sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapıyor. Misafirler konaklama süresince eserleri inceleyebiliyor ve satın alabiliyor.

Otel kompleksi artık lüks perakende butikleri de barındırıyor. CARA ve Michalis Diamond Gallery gibi saat ustaları ve tasarımcı markalar yan yana konumlanarak otelin rafine atmosferini tamamlayan üst düzey bir alışveriş promenadı oluşturuyor.

Aktif misafirler için otel bahçesinde özenle bakımlı ve gözden uzak konumlandırılmış tenis ve padel kortları bulunuyor. Bu tesisler gündüz saatlerine dinlendirici bir ritim katıyor; misafirler bir set tenisin ardından havuzun veya terasların serinliğine dönebiliyor.

Havuz alanında palmiye ağaçları suyu çerçeliyor, gölgeleri geometrik neo-Bizans karoların üzerinde titreşiyor. Alan yüzme, güneşlenme veya sadece uzanıp dinlenme için ideal bir ortam sunuyor.

Otelin her köşesinde tarih kendini hissettiriyor. Özenle hazırlanmış bordo renkli şöhretler duvarı, burada konaklayan isimleri anıyor. Kabartma olarak işlenmiş isimler ve eski gazete kupürleri, otelin tarihsel önemini zarif bir şekilde hatırlatıyor.

Otelin en değerli varlıklarından biri, kübist yüzyıl ortası desenleriyle döşenmiş terrazzo karolara sahip kapalı havuzu. Yakınındaki wellness alanı sauna, buhar banyosu, tuz duvarı, soğuk havuz ve deneyimsel duşlarla bütünsel bir sağlık deneyimi sunuyor. Aynı katta spor salonu ve stüdyo da yer alıyor.

Sole Spa, terapötik masajlardan canlandırıcı vücut ritüellerine uzanan geniş bir tedavi programına adanmış bir sığınak olarak hizmet veriyor. Tüm uygulamalar, zihni ve bedeni sakinleştirmek için tasarlanmış huzurlu ve loş aydınlatılmış tedavi süitlerinde gerçekleştiriliyor.

Yeni açılan Vetrina restoranı, Güneydoğu Akdeniz mutfağından ilham alıyor. Maun, koyu kırmızı duvarlar ve özenli aydınlatma mekâna sessiz bir sıcaklık katıyor. Garsonlar nostaljik beyaz ceketleriyle orkestra düzeninde hizmet veriyor.

Otelin köklü restoranı The Orangery de titiz bir renovasyondan geçti ve zarif atmosferiyle yeni dönemine başladı.

Paylaş: