ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2026 yılına ilişkin raporu, Kuzey Kıbrıs'ta insan ticareti, kadınların cinsel istismarı, zorla çalıştırma ve yetersiz denetimlere dair ciddi iddialar içeriyor. Rapora göre, «yasa» bulunmasına rağmen rapor döneminde tacirlere yönelik hiçbir kovuşturma ya da mahkûmiyet gerçekleşmedi.
Gece kulüplerine ilişkin bilgiler özellikle çarpıcı. Raporun aktardığı şikâyetlere göre bu mekânlar birçok durumda fuhuş yuvası olarak kullanılıyor ve kadınlar cinsel istismara zorlanıyor.
Rapora göre «Türk Kıbrıs yetkilileri» insan ticareti kurbanı tespit etmekle kalmadı, kurbanları korumak için gerekli mekanizmalara da sahip değildi. Kurbanların tespiti ve yönlendirilmesi için düzenli bir süreç, barınma yapıları, psikolojik destek hizmetleri, hukuki yardım ya da güvenli geri gönderme programları yoktu.
Ayrıca kurbanların korunmasına kaynak ayrılmadı, önleyici tedbirler uygulanmadı ve halkı bilgilendirme kampanyaları yürütülmedi.
Gece kulüplerinde yüzlerce kadın
Verilere göre Şubat 2026 itibarıyla bölgede 27 gece kulübü faaliyet gösteriyordu ve bu mekânlarda 306 kadın çalışıyordu. Aynı dönemde 1.150 altı aylık «konsomatris» çalışma izni verildi. 2024'te bu sayı 966 idi.
Kadınlar Rusya, Ukrayna, Moldova, Gürcistan, Belarus, Küba, İran, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Romanya, Polonya, Kenya ve Avrupa, Asya, Afrika ile Orta Amerika'nın diğer ülkelerinden geliyordu.
2000 yılından beri yürürlükte olan «yasa», gece kulüplerinin yalnızca dans gösterisi gibi eğlence hizmetleri sunabileceğini öngörüyor. Ancak rapora göre bu kısıtlamalar nadiren uygulanıyor.
Rapora atıfta bulunan gözlemcilere göre gece kulüpleri fuhuş yuvası olarak çalışıyor ve burada kadınlar fuhşa zorlanıyor.
Pasaportlara el koyma, tehdit ve uyuşturucu
Kadınların yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin şikâyetler özellikle ciddi.
Amerikan raporuna göre «Türk Kıbrıs yetkilileri», gece kulüplerinde çalışan yabancı kadınların pasaportlarını alıkoyuyor ve bölgeye girişlerinde onlara özel izinler veriyor.
Kadınların sözleşme süresince işveren değiştirmesine izin verilmiyor. Çalışma koşullarından şikâyet eden kadınlar ise sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalıyor.
2024'te sözleşmelerinin erken sonlandırılmasının ardından 14 kadının sınır dışı edildiği kaydedildi. Raporun kapsadığı 2026 dönemi için benzer bir veri paylaşılmadı.
Gözlemciler, gece kulübü sahiplerinin ve güvenlik görevlilerinin kadınlara şantaj yaptığını, onları ölümle tehdit ettiğini, uyuşturucu kullanmaya zorladığını ve bazı durumlarda tıbbi bakıma erişimlerini engellediğini iddia ediyor.
Kadınların çoğu gece kulüplerinin yanındaki yatakhanelerde ya da sahiplerinin sağladığı diğer konaklama yerlerinde kalıyor. Bu durum, kadınların işverenlerine bağımlılığını artırıyor.
Denetimler yalnızca mutfak temizliğine odaklı
Raporda gece kulüplerindeki denetimlerin nasıl yapıldığı da ayrıca ele alınıyor.
Yetkili «komite», «polis» temsilcileri ve diğer yetkililerin katıldığı bir kurul olarak çalışıyor. Komite her ay toplanıyor ve çalışma izinleri, çalışan sayısı ile belirli işletmelere müdahale ihtiyacına dair öneriler sunuyor.
Ancak rapora göre pratikte denetimler, insan ticareti vakalarını tespit etmek yerine mutfakların hijyenine odaklanıyor.
Gece kulüplerinde çalışan kadınlarla yapılan görüşmeler de güvenlik görevlileri ya da işletme personelinin huzurunda gerçekleşiyor. Bu nedenle kadınlar özgürce konuşamıyor.
Cinsel yolla bulaşan hastalıklara yönelik haftalık sağlık muayenelerinde de benzer bir uygulama var. Kadınlar güvenlik görevlileri eşliğinde muayeneye götürülüyor. Rapora göre bu durum, olası cinsel istismar vakalarının doktorlara ya da «polise» bildirilmesini engelliyor.
Gece kulüplerinden yıllık milyonlarca liralık vergi
Amerikan Dışişleri Bakanlığı ayrıca insan ticaretiyle mücadeleyi engelleyebilecek ekonomik çıkarlara da dikkat çekiyor.
Raporun atıfta bulunduğu önceki haberlere göre gece kulüplerinin sahipleri yılda 20 ila 30 milyon Türk lirası vergi ödüyor. Raporun hesaplamalarına göre bu tutar yaklaşık 466.000 ila 698.000 dolara karşılık geliyor.
Amerikan değerlendirmesine göre bu vergi gelirleri bir çıkar çatışması yaratıyor ve insan ticaretiyle etkili mücadeleyi caydırabilir.
Gözlemciler ise bazı Türk Kıbrıslı yetkililerin gece kulüpleriyle bağlantılı organize suç ağlarına karıştığını öne sürüyor. Bu gözlemcilere göre bazı yetkililer, işletmelerin müdürleri, sahipleri ve yöneticileriyle de ilişki içinde.
Rapor bu bilgileri, kanıtlanmış cezai karışıklık vakaları olarak değil, iddia olarak kaydediyor.
Yabancı öğrenciler için de tuzaklar
Raporda gece kulüpleriyle sınırlı kalmayan, yabancı öğrencilerin istismarına ilişkin ciddi bilgiler de yer alıyor. Öğrenciler, Avrupa üniversitelerinde okuma umuduyla bölgeye gidiyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı'na göre aracılar ve öğrenci yönlendirme ofisleri burs, bedava konaklama ve iş vaatleriyle yanıltıcı sözler veriyor. Bazı durumlarda ise adayları, Avrupa Birliği üniversitelerinde okuyacaklarına inandırıyor.
Bölgeye vardıktan sonra bazı öğrenciler borç batağına düşüyor. Lisansı olmayan borç verenler kendilerine kredi açıyor ve güvence olarak pasaportlarını alıkoyuyor.
Bu ekonomik bağımlılık, öğrencilerin insan ticaretinin kurbanı olma riskini artırıyor.
Amerikan raporu, kadın öğrencilerin dairelerde cinsel istismara zorlandığı, erkek öğrencilerin ise zorla çalıştırıldığı vakaları kaydediyor. Bazı öğrenciler de uyuşturucu taşıma ya da satma gibi yasa dışı faaliyetlere katılmaya zorlanıyor.
Öte yandan iş adamlarının yeni gelen öğrencileri yanıltarak onları gece kulüplerinde, kumarhanelerde, otellerde ve diğer işletmelerde insanlık dışı koşullarda, sıfır ya da çok düşük ücretle çalıştırdığı iddia ediliyor.
İnşaat ve tarımda zorla çalıştırma
İnsan ticareti sorunu yalnızca cinsel istismarla sınırlı değil.
Rapora göre erkekler ve kadınlar sanayi, inşaat, tarım, ev işleri, yiyecek-içecek ve perakende sektörlerinde zorla çalıştırılıyor.
Tacirler, borçları, sınır dışı etme tehditlerini, hareket özgürlüğü kısıtlamalarını ve insanlık dışı yaşam ve çalışma koşullarını, kurbanlar üzerindeki kontrollerini sürdürmek için kullanıyor.
Özellikle Doğu Avrupa, Sahra altı Afrika, Orta Asya ile Güney ve Güneydoğu Asya'dan gelen işçiler son derece savunmasız kabul ediliyor.
Yüksek risk grubunda ayrıca, Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki çalışma izinleri sona erdikten sonra Kuzey Kıbrıs'a geçen göçmenler, Türkiye'den gelen mevsimlik işçiler ve aileleri ile Roman çocuklar da yer alıyor.
Ceza kanununda değişiklik ama uygulama yok
Mart 2020'de bölgedeki «ceza kanunu», insan ticareti suçunu kapsayacak şekilde değiştirildi. Buna rağmen rapor, inceleme döneminde hiçbir soruşturma yürütülmediğini, kovuşturma açılmadığını ve tacirlerin mahkûm edilmediğini tespit ediyor.
Ayrıca hiçbir kurban resmen tespit edilmedi ve herhangi bir önleme planı uygulanmadı.
Hizmetler arasında koordinasyon mekanizması da yoktu. Olguyla mücadeleye yönelik kapsamlı bir eylem planı da bulunmuyordu.