Bakır vadeli işlem fiyatları pound başına 6,29 doların üzerine çıkarak Ocak ayı sonunda görülen rekor seviyelere yaklaştı. Bu yükselişin arkasında uzun vadeli talep artışı beklentileri ile üretim ve tedarik aksamalarına ilişkin endişeler yer alıyor.
Enerji, sanayi, altyapı ve yeni teknolojiler için vazgeçilmez bir metal olan bakır, dünya ekonomisinin dönüşümünde en önemli emtialardan biri olmayı sürdürüyor.
Yatırımcılar, bakıra olan talebin uzun yıllar boyunca artmaya devam edeceğini öngörüyor. Talebin başlıca kaynakları arasında yapay zeka altyapısına yapılan yatırımlar, elektrik şebekelerinin modernizasyonu ve temiz enerji gelişimi bulunuyor.
Bu metal; kablolarda, tesisatlarda, veri merkezlerinde, iletim sistemlerinde, elektrikli araçlarda ve ekonominin elektrifikasyonuyla bağlantılı pek çok teknolojide vazgeçilmez bir rol oynuyor.
Düşen enerji fiyatları piyasaya ek destek sağladı ve dünya ekonomisinin durumu ile sanayi metallerine yönelik talep konusundaki kaygıları azalttı. Sonuç olarak bakır, yatırımcıların kısa vadeli beklentilerini uzun vadeli teknolojik ve altyapısal trendlerle birleştiren bir emtia olarak önemini artırdı.

Bakır fiyatlarındaki yükselişte, işleme için gerekli olan ham maddelerin, özellikle bakır rafinasyonunda kullanılan sülfürik asitin bulunabilirliğine ilişkin endişeler de etkili oluyor.
Orta Doğu'daki çatışma bu bileşenin tedarikini sekteye uğratırken, Çin de mayıs ayından aralık ayına kadar geçerli olacak bir ihracat yasağı uygulamaya koydu.
Pekin'in bu kararı, küresel deniz yoluyla taşınan sülfürik asit piyasasını yaklaşık 3 milyon ton azaltabilir.
Bu kısıtlamalardan en çok etkilenen ülkeler Şili, Endonezya ve Hindistan oluyor. Sorunun büyüklüğü, 2026'nın ilk çeyreğinde bakır üretiminin yıllık bazda yaklaşık yüzde 6 düştüğü Şili'deki durumla bir kez daha ortaya çıkıyor.
Sülfürik asite erişimdeki kısıtlamalar, piyasanın talep artışı beklediği bir dönemde rafine bakır arzını artırma çabalarını daha da zorlaştırabilir.
Kongo konumunu güçlendirebilir
Artan arz gerilimleri arasında Kongo Demokratik Cumhuriyeti giderek daha fazla önem kazanıyor. CREC olarak bilinen Çin devlet şirketi China Railway Group Ltd., burada dünyanın potansiyel olarak en büyük bakır projelerinden birini hayata geçirmeyi planlıyor.
Şirket yetkilileri, yatırımı görüşmek üzere Kongo Maden Bakanı Louis Watum ile bir araya geldi. Proje, CREC'in bir iştiraki ile Kongolu devlete ait elmas şirketi MIBA iş birliğinde yürütülüyor.
Planlanan maden, geleneksel bakır madenciliği bölgesi Katanga'nın dışında, Kasai-Oriental eyaletinde yer alacak. Hedeflenen üretim kapasitesi yıllık 200.000 ile 500.000 ton arasında olabilir. Bu ölçek, projeyi bakır piyasasındaki en önemli madencilik girişimlerinden biri haline getirecek.
Cumhurbaşkanı Félix Tshisekedi'nin yatırımın hızla başlatılmasını desteklemesi bekleniyor. Bu adım, ülkenin Şili'nin ardından dünyanın ikinci büyük bakır tedarikçisi olarak konumunu daha da güçlendirebilir. Kongo'da bakır üretimi son on yılda üç katına çıkarken, ülkenin üretiminin büyük bölümünü şu anda Çinli şirketler gerçekleştiriyor.
Yeni bir madenin geliştirilmesi, Çin'in Afrika'nın ham madde sektöründeki etkisini daha da artıracağını gösteriyor. Aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri de Kongo madenciliğindeki varlığını artırmaya çalışıyor. Bu durum, bakıra erişimin küresel ekonomik rekabetin giderek daha önemli bir unsuru haline geldiğini ortaya koyuyor.
Piyasadaki mevcut tablo, güçlü talep dinamiklerini büyüyen arz belirsizliğiyle birleştirerek bakır fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki planlanan yatırım, en büyük ekonomilerin ve emtia şirketlerinin bu metalin öneminin uzun vadede artmasına hazırlandığını gösteriyor.
Bakır, geleceğin temel ham maddelerinden biri olmayı sürdürüyor. Piyasası ise hem teknolojik dönüşümün hızını hem de stratejik kaynaklara erişim için yürütülen jeopolitik rekabeti giderek daha fazla yansıtıyor.
(Kaynak: OANDA)