Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, Brüksel'de AB Konseyi Başkanı Antonio Costa ile bir araya gelerek Kıbrıs sorununa yönelik AB desteğini görüştü. Christodoulides, Kıbrıs sorununda müzakerelerin ciddiyetle yeniden başlaması için Avrupa Birliği'nin “en belirleyici rolü” oynaması gerektiğini vurguladı.
Görüşmede, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin AB Dönem Başkanlığı sürecindeki başarısına da değinen Christodoulides, bu sürecin Avrupa projesine olan bağlılıklarını gösterdiğini belirtti. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Kıbrıs sorununa kalıcı ve işlevsel bir çözüm bulma çabaları kapsamında AB'nin, Birliğin ilke, değer ve hukukuyla tam uyumlu bir çözüm için kilit rol üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
Bu gelişmeler yaşanırken, BM'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in Kıbrıs, Türkiye ve Yunanistan temaslarının ardından önümüzdeki günlerde Brüksel'i ziyaret etmesi bekleniyor. Öte yandan Temsilciler Meclisi Başkanı Annita Demetriou da Avrupa Halk Partisi'ne çağrıda bulunarak, mart ayında istifa eden Johannes Hahn'ın ardından Kıbrıs sorunu için yeni bir AB özel temsilcisi atanması konusunda destek istemişti.
Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhurman ise AB'nin sürece daha fazla dahil olmasına açık olduklarını belirterek, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Birlik üyesi olması nedeniyle AB'nin masada arabulucu olarak yer almasının kendileri ve Türkiye için kesinlikle mümkün olmadığını vurguladı.
Erhurman, “AB, kendi karar alma mekanizmaları üzerinden sürece olumlu destek verebilir mi? Cevap evet, vermeli. Doğrudan ticaret tüzüğü gibi konular bunun tipik örnekleri. Ancak bunu masada oturmak olarak hayal ediyorlarsa, bu hem bizim hem de Türkiye için kesinlikle imkansız” dedi. 2004 yılında Annan Planı'nın reddedilmesinin ardından önerilen ve Kıbrıs Türk mallarının Yeşil Hat üzerinden doğrudan Avrupa'ya ihracatına olanak tanıyacak doğrudan ticaret tüzüğünün önemine dikkat çeken Erhurman, AB'nin Kıbrıs sorununu çözmeden Kıbrıs Cumhuriyeti'ni üye olarak kabul etmesiyle “sorunun bir parçası” haline geldiğini savundu.
Annan Planı sonrası verilen sözlerin tutulmadığını ve sürecin olumsuz yönde ilerlediğini ifade eden Erhurman, “Bu nedenle AB'nin masada değil, masanın dışında eylemleriyle süreci kolaylaştırarak katkıda bulunması gerektiğini düşünüyorum. AB anlamlı katkılar yaparsa, bu sürece yardımcı olacaktır” diye konuştu.