Rum Yönetimi Başkanı Nikos Christodoulides, Kıbrıs sorununun çözülmesinin mümkün olduğuna ve muhatabı Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhurman'ın da bu sorunun çözülmesini arzuladığına "gerçekten inandığını" söyledi.
Yenidüzen gazetesine konuşan Christodoulides, "Kıbrıs sorununa bu kadar zaman ayırıyor olmam, bir çözüme ulaşabileceğimize gerçekten inanmasam mümkün olmazdı. Odaklanabileceğim pek çok iç meselem var. Bu konuya bu kadar zaman ayırmamın sebebi, siyasi irade varsa bunu başarabileceğimize gerçekten inanmam" dedi.
Bu konuda "temkinli iyimser" olduğunu belirten Christodoulides, "Erhurman'ın da bir çözüm istediğine gerçekten inanıyorum" ifadelerini kullandı.
"Dürüst olalım, her konuda anlaşmıyoruz ancak çözüm hepimizden tavizler verilmesini gerektirecek. Daha önce de söylediğim gibi, mesele sadece Erhurman ve benim elimde değil. Daha önemli rol oynayan dış faktörler var" diyerek sözlerini sürdürdü.
Geçen yıl ekim ayında Kıbrıs Türk lideri seçildikten kısa bir süre sonra Erhurman'ı telefonla arayarak "gelin birlikte tarih yazalım" dediğini hatırlatan Christodoulides, "birlikte tarih yazabileceğimize gerçekten inanıyorum" diye ekledi.
Bu çerçevede, "her şey Erhurman ve benim elimde olsaydı, haftaya bir çözüme ulaşmış olurduk" ancak "kararın sadece bize bağlı olmadığını" itiraf etti.
Kıbrıs sorununun daha yakın geleceğine bakıldığında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'in temmuz ayında adayı ziyareti sırasında ilerleme çağrısında bulunduğu üç konu –güven yaratıcı önlemler, toplantı metodolojisi ve müzakerelerin özü– üzerinde "önemli bir ilerleme kaydetmek için elimden geleni yapacağım" dedi.
Bunu, "genel sekreterin genişletilmiş bir toplantı düzenleyip müzakereleri yeniden başlatabilecek konuma gelmesi için" yapacaklarını sözlerine ekledi.
'Gelecek hafta bile genişletilmiş bir toplantıya katılmaya hazırım'
Ardından, adanın iki tarafını, üç garantör ülke Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık ile BM'yi içeren "gelecek hafta bile böyle bir genişletilmiş toplantıya katılmaya hazır" olduğunu belirtti.
"Erhurman ile görüşmemizde ona şunu ilettim: Görüşlerimizde bazı farklılıklar var, bu gayet normal. Bu farklılıkları, temel konulara yönelik farklı yaklaşımlarımızı ve anlaşmazlıklarımızı çözmenin en iyi yolunun müzakere masasına oturmak olduğunu kendisine söyledim" şeklinde konuştu.
"Aksi takdirde, birlikte oturup gerçek bir müzakere süreci yürütmezsek, 'benim pozisyonum bu, senin pozisyonun şu' demeye devam edeceğiz" diyerek sözlerini sürdürdü.
Erhurman'ın ciddi müzakerelerin yeniden başlaması için yerine getirilmesi gerektiğini söylediği "dört nokta" ile ilgili olarak Christodoulides, "bu yaklaşımı anlıyorum" ve "kendisine son derece saygı duyuyorum, bu yüzden sözlerini dikkate alıyorum" dedi.
Bu dört nokta, Rum tarafının siyasi eşitliği kabul etmesini, müzakerelere zaman sınırı getirilmesini, geçmişteki tüm anlaşmaların korunmasını ve Rum tarafının tekrar müzakere masasından kalkması durumunda Kıbrıs Türklerine uygulanan ambargoların kaldırılmasını BM'nin garanti etmesini öngörüyor.
Christodoulides, "Ona 'metodolojiyle ilgili dört meseleniz var' dedim. Yakınsama noktalarında sizinle tamamen aynı fikirdeyim. Müzakerelerde kazanılanları korumamız gerekiyor. Zaman çizelgesine gelince, Crans-Montana'dan başlarsak, nerede anlaşamadığımızı çok iyi biliyoruz, bu yüzden bu kez işimiz daha kolay olacak" ifadelerini kullandı.
Siyasi eşitlik meselesine değindiğinde, "elbette siyasi eşitliğe saygı duyuyorum" dedi ve geçen yıl aralık ayında her iki lider tarafından bu konuda yapılan ortak açıklamaya atıfta bulundu.
"Onun metodolojik önerileriyle ilgili anlaşmazlık yaşadığım tek nokta, önceden belirlenmiş yaptırımlar meselesiydi. Ona 'bu bir çözüm için teşvik edici değil' dedim. Siyasi irade varsa, bu müzakere masasında ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, müzakere masasına ne kadar erken oturursak, gerçekten ciddi olup olmadığımızı o kadar çok göreceğiz" dedi.
Rumların 'B planı' yok
Bu çerçevede, Rum tarafının Kıbrıs sorunu için federal bir çözüm dışında bir "B planı" olmadığını söyledi.
"Mevcut statüko, ülkemizin tam potansiyeline ulaşmasına izin vermiyor. Aynı zamanda bölgemizde neler olup bittiğini de görüyoruz. Bir çatışmanın sonsuza kadar donmuş kalması gibi bir durum söz konusu olamaz" dedi.
Kendisini "1974 kuşağından gelen Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ilk başkanı" olarak tanımlayan Christodoulides, bu nedenle "geçmişle kişisel bir bağlantım yok" dedi.
"Baf'tan geliyorum. Merhum anne ve babamın her ikisi de karma köylerden. Şahsen, bir Kıbrıs Türküyle birlikte yaşama deneyimini hiç yaşamadım. Hayatımda ilk kez bir Kıbrıs Türküyle, eğitim için New York'a gittiğimde tanıştım" diye konuştu.
AB, Türkiye'nin Kıbrıs'taki yükümlülüklerini yerine getirmesini garanti edecek
Çözüm sonrası bir Kıbrıs'ta Avrupa Birliği'nin rolü hakkında konuşan Christodoulides, AB'nin "insan hakları, refah ve yaşam koşulları açısından hepimiz, hatta Kıbrıs'ta yaşayan Kıbrıslı olmayanlar için en iyi koruma, en güçlü garanti" olduğunu söyledi.
"Bildiğiniz gibi, yasalarımızın büyük çoğunluğu Brüksel'den geliyor" diyen Christodoulides, daha sonra "bu nedenle, ne yaparsak yapalım, bir Avrupa çerçevesi var ve bu çerçeve içinde hareket etmeli ve uyum sağlamalıyız" diye ekledi.
"Bu süreçte Avrupa Birliği'nin rolü, Kıbrıs Türk vatandaşlarımızın güvenlik ve emniyet konusundaki endişeleri için en güçlü garantidir" dedi.
"Kıbrıs Türklerinin endişelerine sonuna kadar saygı duyuyorum, ancak Rumların da bazı endişeleri var. Rumlarla konuştuğumda ve durumu onlara anlattığımda bana 'Türkiye'nin çözümü uygulayacağının garantisini kim verecek?' diye soruyorlar" ifadelerini kullandı.
Bunun cevabının ise "sadece Avrupa Birliği" olduğunu sözlerine ekledi.