Enerji Bakanı Michalis Damianos, fotovoltaik ve güneş enerjisi sistemlerinin zarar ettirdiğine dair iddiaların yanıltıcı olduğunu ve bu söylemlerin yalnızca temiz enerji yatırımlarını caydırmaya yaradığını belirtti. Bakan Damianos, bu açıklamaları Pazartesi günü kamuoyuyla paylaşılan bir mektubunda dile getirdi.
Bakan Damianos, bu mektupla AKEL Milletvekili Christos Christofides'in yönelttiği resmi bir soru önergesine yanıt veriyordu.
Milletvekili Christofides, enerji arzının talebi aştığı dönemlerde güneş enerjisi sistemlerine yönelik kısıtlamalar politikasını sorgulamıştı. Depolama sistemlerinin yetersizliği nedeniyle, şebekeye geri beslenemeyen fazla enerji boşa gidiyor.
2025 yılında şebeke kısıtlamaları ve batarya depolama eksikliği nedeniyle yaklaşık 300 gigawatt-saat güneş enerjisi heba oldu. Bu miktar, dağıtılan yenilenebilir enerji üretiminin neredeyse yarısına tekabül ediyor. Bu kayıp eğilimi 2026 yılında da devam etti; sadece ilk beş ayda Kıbrıs'ta 162 gigawatt-saat enerji kısıtlandı.
Damianos, kısıtlamaları uygulamasından sorumlu yetkililerin İletim Sistemi Operatörü (TSO) ve Dağıtım Sistemi Operatörü (DSO) olduğunu kaydetti.
Kesintilerin, özellikle yenilenebilir enerji üretiminin talebi ve şebekenin teknik sınırlarını aştığı zamanlarda şebeke istikrarını sağlamak için yapıldığını vurgulayan Bakan, bu uygulamaların hiçbir üretici veya tüketici grubunu ayrımcılığa tabi tutmak amacıyla yapılmadığını sözlerine ekledi.
Uygulamada, yenilenebilir enerji kısıtlamaları ilk aşamada üretimlerini kademeli olarak kısma kapasitesine sahip büyük ticari sistemlere ve büyük kendi tüketim sistemlerine uygulanıyor. Gerekli görülmesi durumunda, ilerleyen aşamalarda çatı üstü güneş enerjisi kurulumları gibi daha küçük sistemlere de kısıtlama getiriliyor.
Damianos konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Fotovoltaik sistemlerin zarar ettirdiği gibi yanlış iddiaların yayılması, tüketiciler arasında yersiz bir güvensizlik yaratıyor, temiz enerjiye yönelik yeni yatırımları caydırıyor ve yenilenebilir enerji sektöründe faaliyet gösteren işletmeleri olumsuz etkiliyor.”
Net ölçüm sisteminden net faturalandırma sistemine geçiş konusuna da değinen Bakan, bu değişikliğin iki temel nedenden dolayı zorunlu hale geldiğini açıkladı: Birincisi, fazla üretilen elektrik için yapılacak telafinin gerçek piyasa koşullarını yansıtması; ikincisi ise güneş enerjisi sistemi olmayan tüketicilerin, net ölçüm nedeniyle artan şebeke maliyetlerinden orantısız bir şekilde yük olmaması.
Bununla birlikte, Kıbrıs Elektrik Kurumu (EAC) tarafından şu anda uygulanan net faturalandırma rejimi, önce faturalandırma dönemi içinde net ölçüm, ardından da net faturalandırma işlemini içeriyor. Bakan, ev tüketicilerinin çoğunluğunun EAC tarafından hizmet aldığı göz önüne alındığında, bu tüketiciler için sağlanan finansal faydanın “önceki rejimden önemli ölçüde farklılık göstermediğini” belirtti.
Buna rağmen, enerji ihracatına kısıtlamalar getirilmiş olsa bile, bir güneş enerjisi sisteminin hane halkının tüketim profiline göre doğru boyutlandırılması durumunda, yine de enerji maliyetlerinde tasarruf sağlanabiliyor.
Sıfır ihracat cihazı, fazla güneş enerjisinin şebekeye geri beslenmesini engelliyor.
Bakan Damianos, Ekim 2025'te resmen başlatılan rekabetçi elektrik piyasası kapsamında, elektrik tedarikçilerinin ticari ürünlerini diledikleri gibi şekillendirebileceklerini ve müşterilere üretilen enerjiyi kullanmaya yönelik daha avantajlı mekanizmalar sunabileceklerini sözlerine ekledi. Bu mekanizmalar arasında, “uygulanabilir yasal çerçeveye uygun olması kaydıyla, temel net faturalandırma dışındaki diğer denkleştirme şemaları da yer alabiliyor.”
Yöneltilen başka bir soruyu daha yanıtlayan Damianos, rekabetçi elektrik piyasası bağlamında büyük ticari güneş enerjisi santrallerinin ticaretini iki yoldan biriyle yaptığını açıkladı: Ya tedarikçilerle ikili sözleşmeler yoluyla ya da doğrudan İletim Sistemi Operatörü ile sözleşme yaparak.
Gün öncesi piyasa, elektrik üreticileri ve alıcılarının enerjiyi fiili teslimattan bir gün önce alıp sattığı finansal ve fiziksel bir toptan elektrik piyasasıdır. Katılımcılar günlük kör ihaleler kullanarak saatlik tekliflerini sunar, arz, talep ve şebeke sınırlarını dengelemek için bağlayıcı çizelgeler ve takas fiyatları belirler.
Damianos, “Üreticiler ve tedarikçiler arasındaki ikili sözleşmeler yoluyla üretilen elektriğin temini, özel ticari anlaşmalar kapsamına girmektedir. Bu nedenle sözleşmelerin içeriği gizlidir ve bakanlık tarafından bilinmemektedir.” dedi.
Sözlerini tamamlayan Bakan, hükümetin yakında işletmeler için enerji depolamaya yönelik yeni bir hibe programı yayınlayacağını müjdeledi.