İran'ın Kıbrıs Büyükelçiliği, ABD ve İsrail'in 2026 kışında Tahran'a düzenlediği ortak hava saldırılarının Gülistan Sarayı ve Arg Meydanı dahil İran'ın kültürel miras alanlarına ciddi hasar verdiğini iddia etti. Büyükelçilik bu durumu uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olarak nitelendirdi.
Bu iddialar, UNESCO'nun İran'daki miras alanlarının akıbetine ilişkin yeni uyarılar yayımlaması ve toplumların sosyal temeli olarak tanımladığı bu alanların korunması için azami özen gösterilmesi çağrısını yenilemesiyle aynı döneme denk geldi.
Büyükelçilik, 2 Nisan'da Kıbrıs medyasına yaptığı basın açıklamasında Arg Meydanı ve Gülistan Sarayı çevresindeki patlamaların, koruyucu önlemlere rağmen her iki tarihi yapıya da hasar verecek kadar şiddetli olduğunu belirtti. Açıklamaya göre hasar sadece başkentle sınırlı kalmadı; İsfahan, Kürdistan, Batı ve Doğu Azerbaycan, Lorestan, İlam, Buşehr ve Kirmanşah dahil birçok ildeki kültürel ve tarihi alanlar da etkilendi.

Hasarın boyutu oldukça büyük görünüyor. Tahran Belediye Meclisi miras komitesi başkanı Ahmad Alavi, geçen hafta yaptığı açıklamada savaşın başlangıcından bu yana hava saldırılarının ülke genelinde en az 120 kültürel veya tarihi açıdan önemli alana hasar verdiğini söyledi. Alavi, bu alanlar arasında Tahran'ın Mermer Sarayı, Teymurtaş Konağı ve Saadabad Saray Kompleksi'ni de saydı. İran, UNESCO listesinde kayıtlı 29 alana ev sahipliği yapıyor.
AP haber ajansı, Kaçar dönemi anıtı olan Gülistan Sarayı'nın aynalı tavanları, pencereleri ve kemerli geçitlerinin Mart ayı başında zarar gördüğünü 3 Mart 2026'da bildirmişti. İsfahan'da valilik binasını hedef alan saldırılar, binaya yakın konumdaki 17. yüzyıldan kalma Çehel Sütun Sarayı'nın iç mekanına ve karmaşık iç çini işlemelerinde hasar tespit edilen Ali Kapu Sarayı'na da zarar verdi. Aynı saldırıların şok dalgaları, İran'ın en eski Cuma camisi olan Mescid-i Cami'ye de hasar verdi.

İran Kültür ve Turizm Bakanı Reza Salehi Amiri, Al Jazeera'ya verdiği özel röportajda bu tahribatı İran kimliğine yönelik "kasıtlı ve bilinçli bir saldırı" olarak nitelendirdi. Amiri, "Taş ve harçtan bahsetmiyoruz. Bir halkın hafızasından ve tarihinden bahsediyoruz. Bu taş, kim olduğumuzu temsil ediyor" dedi. Amiri, 1980'lerde Irak ile yaşanan savaş sırasında bile İran'ın tarihi anıtlarının sistematik yıkımdan büyük ölçüde korunduğunu vurguladı. "Bugün gördüğümüz şey, çatışmaları yönetmek için kullanılan ahlaki ve hukuki kuralların tamamen çöküşüdür" diyen Amiri, "Bu alanların hedef alınması sadece İran için değil, küresel miras koruma anlayışı için de tehlikeli bir gelişmedir" ifadelerini kullandı.

UNESCO, bölgedeki kültürel açıdan önemli birçok alanın etkilendiğine ve hasar gördüğüne dair raporlar aldığını doğruladı. Kuruluş, Dünya Mirası alanlarının ve ulusal öneme sahip alanların coğrafi koordinatlarını çatışma taraflarına ileterek bu alanların hedef alınmasının önüne geçmeye çalıştığını açıkladı. UNESCO ayrıca tüm tarafların uluslararası hukuka uyma yükümlülüğünü yineledi.
Büyükelçilik, tutumunu desteklemek için üç uluslararası hukuk belgesine atıfta bulundu. 1954 tarihli Silahlı Çatışma Halinde Kültürel Varlıkların Korunması Hakkında Lahey Sözleşmesi'nin 4. ve 19. maddeleri, kültürel varlıkların silahlı çatışma sırasında bile korunması gerektiğini öngörüyor. 1972 tarihli Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi de devletlerin bu mirasa saygı göstermesini ve onu korumasını zorunlu kılıyor. Büyükelçilik ayrıca 2017 tarihli BM Güvenlik Konseyi 2347 sayılı kararına da atıfta bulundu; bu karar kültürel mirasın tahribini açıkça suç eylemi olarak tanımlıyor.
Büyükelçilik, Gülistan Sarayı ve Felak-ül Eflak Kalesi gibi alanların hiçbir zaman askeri amaçla kullanılmadığını ve meşru askeri hedef olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Açıklamada, İran'ın kültürel ve tarihi alanlarına yönelik saldırılar uluslararası yükümlülüklerin açık bir ihlali ve insanlığın mirasına karşı işlenmiş ciddi bir suç olarak nitelendirildi. Büyükelçilik, bu açıklamanın farklı İran illerindeki hasarın boyutunu belgelemeye yönelik daha kapsamlı bir raporun girişi niteliğinde olduğunu bildirdi.