Hükümet sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, Perşembe günü Türkiye'yi AB ile ilişkilerindeki tıkanıklık konusunda 'aynaya bakmaya' çağırdı. Bu açıklama, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın bir gün önce AB-Türkiye ilişkilerinin 'tek bir ülke tarafından rehin alındığını' söylemesinin ardından geldi.
Letymbiotis, "Türk bakan AB'ye atıfta bulunurken Kıbrıs Cumhuriyeti'ni AB'den ayırıyor. Kıbrıs Avrupa'dır, Avrupa Kıbrıs'tır ve bunu son günlerin deneyimi kanıtlamıştır" dedi. Letymbiotis bu sözleriyle geçen hafta Lefkoşa'da düzenlenen gayri resmi Avrupa Konseyi zirvesine gönderme yaptı.
Sözcü, Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides'in "Avrupa ile Türkiye arasındaki ilişkilerde ilerleme istediğini açıkça ve defalarca" ifade ettiğini belirtti. Ancak bu ilerlemenin, Türkiye'nin Kıbrıs'a ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesinden geçtiğini vurguladı. Türkiye, bir AB üyesi devletin topraklarını 52 yıldır yasadışı biçimde işgal altında tutuyor.
Letymbiotis şunları ekledi: "Kıbrıs Cumhuriyeti olarak ve bir AB üyesi devlet olarak yaptığımız, son dönemde daha yoğun biçimde yaptığımız şey, bölgedeki varlığımızı bir AB üyesi devlet olarak güçlendirmektir. Faydalılığımızı ve güvenilirliğimizi pratikte kanıtlayan bir devlet olarak bölgedeki konumumuzu yükseltmektir."
Sözcü bu doğrultuda, "Sorumluluklarını gözden geçirmesi gereken taraf Türkiye'dir" dedi ve ekledi: "Türkiye, AB ile ilişkilerinde neden ilerleme göremediğinin nedenlerini arıyorsa aynaya bakmalıdır."
Fidan, bu açıklamaları Avusturyalı mevkidaşı Beate Meinl-Reisinger ile Viyana'da düzenlediği ortak basın toplantısında yapmıştı. Fidan, AB ile Türkiye arasındaki mevcut gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi çağrısında bulundu.
Türkiye'nin şu anda AB ile bir gümrük birliği anlaşması bulunuyor ancak tam üye olmadığı için birliğin tüm avantajlarından yararlanamıyor. Bu nedenle AB üçüncü bir ülkeyle ticaret anlaşması imzaladığında, o ülkeden Türkiye'ye yapılan ithalata gümrük vergisi uygulanamıyor. Ancak söz konusu üçüncü ülke, Türk ihracatına vergi uygulamaya devam edebiliyor.
Fidan, "Maalesef Avrupa Birliği içinde kural temelli bazı yapısal ikilemler var. Örneğin, 400 milyon insanı temsil eden 27 ülkeden 26'sı bir şeyi isteyebilir, ancak nüfusu bir milyonun altında olan tek bir ülkenin tercihi bunu engelleyebilir" dedi.
Fidan sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye ve Avrupa Birliği — 500 milyon insan — tek bir ülke tarafından rehin alınabiliyor." Fidan, mevcut sistemin buna olanak tanıdığını vurguladı.