Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avusturya'nın başkenti Viyana'da mevkidaşı Beate Meinl-Reisinger ile düzenlediği ortak basın toplantısında, ülkesi ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin "tek bir ülke tarafından rehin tutulduğunu" söyledi.
Fidan, "Maalesef Avrupa Birliği'nin içinde kurallara dayalı bazı yapısal çıkmazlar var. Örneğin 400 milyon insanı temsil eden 27 ülkeden 26'sı bir şeyi isteyebilir, ancak nüfusu bir milyonun altındaki bir ülkenin tercihi bunu engellemeye yetebiliyor" dedi.
Fidan, "Bu nedenle Türkiye ve Avrupa Birliği — 500 milyon insan — tek bir ülke tarafından rehin tutulabiliyor" diye ekledi ve "mevcut sistem buna olanak tanıyor" diye vurguladı.
"Bu sadece üyelik meselesi değil. İlişkide atılan pragmatik adımlarla da ilgili. Avrupa güvenliğiyle ilgili adımlar, kritik altyapı meseleleri, Avrupa'nın rekabet gücünü artırmaya yönelik alanlar ve dijital alanın genişletilmesiyle ilgili konular var" şeklinde konuştu.
Fidan, "500 milyon kişilik ortak bir yapı tüm bu alanlarda bir şeyler başarabilecekken, nüfusu bir milyonun altındaki bir ülke önemli bir engel oluşturabiliyor ve kimse buna bir şey söyleyemiyor" ifadelerini kullandı.
"Bu taktik bir sorunun büyük stratejik bir faydayı engellemesi ve buna çözüm bulunamaması başka bir çıkmazdır. Bu elbette Avrupa'nın kendi içinde çözmesi gereken bir sorundur" dedi.
Fidan, aynı basın toplantısında daha önce AB'yi Türkiye'yi Avrupa gümrük birliğine tam üye olarak kabul etmeye çağırmıştı.
Türkiye şu anda AB ile bir gümrük birliği anlaşmasına sahip ancak tam AB üyesi olmadığı için birliğin tüm avantajlarından yararlanamıyor. Bu nedenle AB üçüncü bir ülkeyle ticaret anlaşması imzaladığında, o ülkeden Türkiye'ye yapılan ithalata gümrük vergisi uygulanamıyor, ancak söz konusu ülke Türk ihracatına vergi uygulamaya devam edebiliyor.
Fidan basın toplantısında daha iyi şartlar için baskı yaparak, "Rusya-Ukrayna savaşına baktığımızda ve Türkiye'nin burada üstlendiği rolü göz önünde bulundurduğumuzda, Avrupa Birliği neyi bekliyor?" diye sordu.
"Türkiye'nin sunabileceği sayısız jeostratejik, jeopolitik ve jeoekonomik faydalar göz önüne alındığında, bu üyelik neden gerçekleşmiyor? Elbette her hikâyenin iki yüzü var. Biz hiçbir zaman üyelik koşullarının yerine getirilmemesini veya Türkiye'nin bunları karşılamadan katılmasını talep etmedik" dedi.
Fidan, "Doğal olarak bir yere katılmak istiyorsanız koşullar vardır" diye ekledi ve "bu koşullar size sunulur, karşıladığınızda katılırsınız" dedi.
"Ancak sorun şu ki Avrupa Birliği içinde 'koşullar karşılandığında Türkiye'yi AB üyesi olarak kabul edeceğiz' diyecek siyasi irade yok. Bu siyasi irade maalesef 2007'de [eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas] Sarkozy tarafından öldürüldü" diye konuştu.
Sarkozy 2007'de "Türkiye'nin Avrupa'da yeri olduğunu düşünmüyorum çünkü Türkiye Küçük Asya'nın bir parçasıdır" ve "Türkiye için önerdiğim birlik değil, ortaklıktır" demişti. Bu açıklamalar o dönemde Avrupa'nın Türkiye'nin AB'ye katılması fikrinden uzaklaştığının bir göstergesi olarak değerlendirilmişti.
Bu çerçevede Fidan, "Değerlendirme aşamalarına geçebilmemiz için Avrupa Birliği içinde siyasi iradenin ortaya konması gerekiyor; ancak o zaman katılımın ne ölçüde ve hangi koşullar altında açılıp kapatılacağını görebiliriz" dedi.
Fidan, AB ile Türkiye arasındaki gümrük anlaşmasının güncellenmesi konusuna dönerek, "Her iki taraf da bunu yapmak istiyor, ancak ilk adımı atamıyorlar" dedi.
"Yani Avrupa Birliği tarafında gerekli iradeyi ortaya koymada bazı zorluklar var. Üyelikten bahsetmiyoruz; aramızdaki mevcut anlaşmayı, gümrük birliği anlaşmasını alıp güncellenmekten bahsediyoruz" dedi.
Fidan bunun "her iki tarafın da çıkarına olduğunu ve AB bürokratlarının da bunu kendilerine söylediğini" belirterek "bir yerlerde irade tıkanıklığı olduğunu" vurguladı.