Hükümet sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, Salı günü yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in bu yıl sonunda sona erecek görev süresi dolmadan Kıbrıs sorununda ciddi ilerleme kaydedilmesini umduğunu ancak müzakerelerin yeniden başlaması için koşulların henüz oluşmadığını kabul etti.
Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in Guterres ile görüşmesinin ardından konuşan Letymbiotis, "Kıbrıs sorununda önemli gelişmeler, yani müzakerelerin yeniden başlaması için Guterres'in görev süresinin sonuna kadar geçecek tüm sürenin gerekli olmayacağını umuyoruz" dedi.
Guterres'in Mart ayından bu yana "somut müzakerelerin yeniden başlamasına yönelik bir ivme yaratacak hareketlilik sağlamayı hedeflediğini" sözlerine ekledi.
Ancak kısa vadede ilerleme beklentilerini bir miktar törpüleyen Letymbiotis, müzakerelerin yeniden başlaması ihtimaliyle ilgili olarak "henüz bu aşamada olmadığımızı anlıyorsunuz" ifadesini kullandı.
"Müzakerelerin yeniden başlaması için nasıl bir yol izlenebileceği ve hedefin ne olduğu konusunda bir tartışma oldu... Ancak bu ortak hedef. BM genel sekreterinin belirttiği amaç da bu" diye konuştu.
İlerleyen süreçte koşulların genişletilmiş bir toplantı düzenlenmesine ve müzakerelerin yeniden başlamasına izin verip vermeyeceği sorulduğunda ise "koşul, tüm tarafların siyasi irade göstermesidir" yanıtını verdi.
"BM genel sekreterinin kendi kişisel zamanını ayırması ve böyle bir ziyarete atfettiği prestij, bir ihtimal olduğuna dair işaretler veriyor" dedi.
Bu noktada "BM genel sekreterinin ziyaret etmesinin sıradan bir şey olmadığını" vurgulayan Letymbiotis, görevdeki hiçbir BM genel sekreterinin 16 yılı aşkın süredir adayı ziyaret etmediğine dikkat çekti.
"Kesinlikle sadece 'buraya geldim' demek için gelmez. Bugün yaptığımız görüşmede olduğu gibi çok yapıcı bir tavırla geliyor. Dolayısıyla koşullar var, hareketliliği görüyoruz. Avrupa Birliği de dahil olmak üzere tüm diplomatik faktörler çok somut bir şekilde harekete geçirildi" ifadelerini kullandı.
Bu nedenle "uluslararası toplumun kullanımına sunulan tüm araçların ve teşviklerin ortaya konulduğunu" belirten sözcü, "bunun ötesinde, o belirleyici adım için gerekli olan şey diğer taraftaki siyasi iradedir" dedi.
Rum tarafının bu amaca yönelik "siyasi bir taahhüt" gösterdiğini ve "bunun gelişmelere dönüşmesi için mümkün olan her şekilde katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu yineledik" diye konuştu.
"Hareketliliği görüyoruz ve bunu yoğunlaştırmak, müzakere masasına taşımak istiyoruz. Hedef, müzakerelerin yeniden başlaması sürecine bir sıçrama tahtası olacak gayri resmi genişletilmiş bir toplantının düzenlenmesi olmaya devam ediyor" dedi.
Bu cephede ayrıca, Guterres'in hem Hristodulidis hem de Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman ile görüşmesinin ardından söylediği gibi, ilerlemenin kısmen adanın garantör güçlerine bağlı olacağını vurguladı.
"Bu siyasi iradenin Kıbrıslıların ötesinde, garantör güçler tarafından da gösterilmesi gerekiyor. Hepimizin uluslararası meşruiyetle uyumlu hale gelmesi gerektiği açık. Özellikle Türkiye'yi kastediyorum" ifadelerini kullandı.
Bu "uluslararası meşruiyetin", "BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla belirlenen, siyasi eşitliğe sahip iki bölgeli, iki toplumlu federasyon çerçevesi" olduğunu sözlerine ekledi.
"Elbette her durumda, bu süreçte kilit rol oynayacak olan şey Türkiye'nin yeniden uluslararası meşruiyetle uyumlu hale gelme konusundaki gerçek niyeti ve iradesidir" dedi.
Ardından "Türkiye'nin son yıllardaki tutumu ve uzlaşmazlığının yarattığı zorlukların tamamen farkında olduğumuzu" vurguladı.
"Türkiye dışındaki tüm tarafların belirlenen hedefte mutabık olduğu ve işgalci Türkiye'nin uluslararası hukuku ve uluslararası meşruiyeti görmezden gelip hor gördüğü bir aşamadayız" diye konuştu.
Bu noktada "Türkiye'nin öncelikle uluslararası meşruiyet çerçevesine dönmesi gerektiğini, böylece belirlediğimiz hedefin özünü tartışabileceğimizi" sözlerine ekledi.
Daha sonra Rum tarafının arzuladığı çözümün niteliğine dönen Letymbiotis, çözümün "egemenlik, tek bir uluslararası kişilik, tek bir vatandaşlık" sağlaması ve "Avrupa Birliği'nin ilke, değer, hukuk ve müktesebatıyla tam uyumlu bir çözüm" olması gerektiğini söyledi.
Bunun nedeninin, çözüm sonrası Kıbrıs'ın AB'nin "tam üye devleti" olarak kalacağı olduğunu belirten sözcü, çözümün "AB'nin dört temel özgürlüğünü" - kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını - güvence altına alması gerektiğini ifade etti.
"Bu parametrelerden ne isim ne de tartışmanın özü açısından herhangi bir sapma olasılığı yoktur" dedi.