ABD Başkanı'nın, İsrail ile birlikte yürüttüğü İran savaşında Türkiye'nin tutumuna neden hiçbir şey söylemediği sorusu akıllara takılıyor. Trump, ağırlığını koymayan müttefiklerini alenen eleştiren bir lider. Ancak konu Türkiye olduğunda — hiçbir katkı sunmamış bir ülke — sadece sessiz kalmakla kalmıyor, bir işgalci gücün liderine övgüler yağdırıyor.
Donald Trump, birkaç gün önce Miami'deki Future Investment Initiative (FII) zirvesinde bir konuşma yaptı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı "büyük lider" olarak nitelendirdi. Erdoğan'ın adını sadece geçerken bile durmadı; İran konusundaki tutumundan dolayı adeta onu yüceltti ve teşekkür etti.
Trump, Türklerin "muhteşem" olduğunu söyledi; çünkü "kendilerine uzak durmalarını söylediğimiz konulardan uzak durdular." Ardından sözlerini yardım etmeyen müttefiklere çevirdi: "Müttefiklerimize yardım ettik, diğerlerini gördük. Bazı müttefiklerin orada olmadığını gördük. Onlara ihtiyacımız yoktu ama bize ihtiyaç duyduğumuzda yardım etmediler. Bunun bedelini ağır ödeyecekler."
Trump tüm bunları söylerken Ankara, herkesin bildiği gibi iki tarafla birden oynuyordu. Türkiye, Ukrayna savaşında yaptığı gibi dikkatli bir "tarafsızlık" politikası izliyor ve her kampta bir ayağını bulunduruyordu. Trump'ın Erdoğan'a neden sürekli bu ayrıcalıklı muameleyi gösterdiği sorusu düzinelerce farklı analizi beraberinde getiriyor.
Açıklamaları bulmak zor değil. İlk olarak bariz bir mizaç benzerliği var; iki lider de iktidarı oldukça benzer şekillerde kullanıyor. İkinci olarak soğuk bir stratejik hesap söz konusu: Washington, Türkiye'yi her zaman işine yarayan bir müttefik olarak gördü. Ankara, Amerikan çıkarlarıyla tam olarak örtüşmese bile devasa ordusu onu elde tutulmaya değer bir varlık kılıyor.
Motivasyonların tam karışımı ne olursa olsun tartışılmaz bir gerçek var: Donald Trump, Recep Tayyip Erdoğan'a hayranlık duyuyor. Bunu ilk kez söylemiyor; her fırsatta tekrarlıyor.
Bunun ne anlama geldiğini net bir şekilde görmek gerekiyor. Trump'ın Erdoğan'a duyduğu belirgin hayranlık herkesin gözü önünde. Sonuç olarak Amerikan tarafının işgalci tarafa hoşgörü gösterdiği açıkça ortada. Bu durumun küçümsenmemesi gerekiyor.