Oğluna kavuşmanın özlemiyle yanıp tutuşan Ayten Elhaman, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Kürt militanların on yıllardır süren isyanı sona erdirecek bir barış süreci kapsamında eve dönüşüne olanak tanıyan yasayı görüşüp kabul ettiği gün gözünü televizyondan ayırmadı.
Dokuz yıl önce bir fırındaki işini bırakıp, on binlerce kişinin hayatına mal olan ve NATO üyesi Türkiye ile çatışmalara yol açan yasa dışı Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) katılan oğlu Bayram'ın o gününü hatırladı.
Ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Diyarbakır'da yedi yıldır süren ve PKK'ya katılanların annelerinin umutla beklediği nöbette konuşan Elhaman, “Oğlum, eğer beni duyabiliyorsan eve gel. Artık barış var. Bu savaşın artık ne anlamı var? Bir daha hiçbir çocuk ölmesin” dedi.
“Bu umut, tüm Türkiye'nin sevinci oldu. Tüm annelerin sevinci oldu. Sonuçta acı çeken hep annelerdi” diye ekledi.
Yasa, yaklaşık 10 saat süren hassas tartışmaların ardından Pazartesi günü geç saatlerde kabul edildi. 562 milletvekilinin katıldığı oylamada 468 vekil kabul oyu kullanırken, 88 vekil reddetti ve 6 vekil çekimser kaldı. Tasarı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidar ittifakının yanı sıra DEM Parti ve diğer muhalefet gruplarının da desteğini aldı.
Hükümet, yasanın genel bir aftan ziyade silahsızlanma sürecini kolaylaştırmak amacıyla hazırlandığını vurguluyor. Kuzey Irak'taki sığınaklardan militanların dönüşüne ve yeniden topluma kazandırılmasına olanak tanıyan düzenleme, cinayet veya diğer ağır suçlara karışmamış alt kademe PKK üyelerine belirli yasal koşullar altında Türkiye'ye dönme hakkı veriyor. Ancak yasa, örgütün kurucusu ve İmralı'daki Abdullah Öcalan'ı, üst düzey PKK yöneticilerini ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası çekenleri bu kapsamın dışında tutuyor.
Bu adım, 40 bin kişinin ölümüne neden olan, toplumsal bölünmeyi körükleyen ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın belirttiğine göre 2 trilyon dolardan fazla maliyeti olan, dünyanın en uzun süreli isyanlarından birini sona erdirme yolunda büyük bir adım. Başarılı olması halinde, Erdoğan'ın 23 yıllık iktidarının en önemli miraslarından biri olabilir.
NEDEN DAĞLARA ÇIKTIK?
Ancak askeri gaziler ve PKK ile mücadele ederken hayatını kaybeden güvenlik personelinin aileleri, yıllarca terörist olarak görülen kişilerin yeniden topluma kazandırılması ihtimaline öfkelerini dile getirdi.
Grupla çıkan çatışmalarda bacağından yaralanmasının izlerini gösteren gazi İbrahim Çolakoğlu, eski militanların topluma yeniden katılması ihtimalinin, Türkiye'nin dağlık güneydoğusunda PKK ile mücadele eden Türk askerlerinin verdiği fedakarlıkları sorgulamasına neden olduğunu söyledi.
Ankara'da askeri gazilerin haklarının iyileştirilmesi için düzenlenen bir eylemde Reuters'a konuşan Çolakoğlu, “Eğer o yasayı geçireceklerse, ben neden dağlara gittim? Neden bizi oraya gönderdiler?” diye sordu.
Türkiye, ABD ve Avrupa Birliği tarafından terör örgütü olarak kabul edilen PKK, 1984 yılında devlete karşı silahlı mücadeleye başladı. Hapüsteki PKK lideri Abdullah Öcalan'ın silahlı mücadeleyi sonlandırma çağrısının ardından örgüt, Mayıs 2025'te silahsızlanma ve lağvolma kararını resmen açıkladı.
Ankara'daki eylemde, askeri gaziler ve çatışmada hayatını kaybeden güvenlik güçlerinin aileleri derneği başkanı, meclisin bu adımını PKK'yı “affetmek” olarak nitelendirerek sertçe eleştirdi.
Dernek başkanı Erdem Çırcıroğlu, “Bu, Türkiye Cumhuriyeti için büyük bir utançtır. Şehit ve gazi aileleri olarak bunu asla kabul etmeyeceğiz. Bunlar bebek katili, insanlıktan nasibini almamış zalim insanlar” dedi.
PKK'nın kampanyası başlangıçta güneydoğu Türkiye'de bağımsız bir Kürt devleti kurulmasını hedeflerken, daha sonra odak noktasını özerklik ve Kürt siyasi hakları arayışına çevirdi.
TOPLUMUN SİNDİRMESİ ZOR
İstanbul merkezli KONDA Araştırma ve Danışmanlık Genel Müdürü Aydın Erdem, tüm taraflar için barışın geldiğine dair toplumu ikna etmenin zorlu bir süreç olduğunu belirtti.
Reuters'a konuşan Erdem, “Toplumun bunu sindirmesi zor çünkü bu PKK üyelerinin hepsi son otuz yıldır bebek katili olarak anıldı” dedi.
“Öte yandan, Kürt toplumu için de sindirmesi zor çünkü artık (Erdoğan'ın) AKP'sine ve devletin kendisine güvenmiyorlar.”
İki oğlu PKK'ya katılan ve bir daha geri dönmeyen Hatice Yaşar, barış ihtimalini memnuniyetle karşılasa da güvensizlik duyduğunu ifade etti.
“Şu anda barış istiyoruz ama bu onurlu bir barış olmalı” diyen Yaşar, “Gerillalara güveniyoruz ama devlete güvenmiyoruz çünkü bizi 100 yıldan fazla süredir aldattılar” şeklinde konuştu.
Yeni yasa, Kürtlerin genişletilmiş siyasi ve kültürel haklar, terörle mücadele mevzuatında değişiklikler veya 1999'dan bu yana İstanbul'un güneyindeki Marmara Denizi'ndeki İmralı Adası'nda tutuklu bulunan Öcalan'ın statüsü gibi daha geniş taleplerini ele almıyor.
Çatışmada Türk askeri olarak hayatını kaybeden küçük kardeşinin acısını yaşayan Ahmet Büyükbürç, Diyarbakır'da yaptığı açıklamada, PKK militanlarının pişmanlık göstermesi şartıyla topluma kazandırılmalarına karşı olmadığını söyledi.
“İnsanlar gerçekten hatalarını anlarlarsa ve toplum ile ülke için çalışırlarsa, yeniden topluma kazandırma başarılı olabilir. Eğer samimiyet yoksa, başarısız olacaktır” diye ekledi.