Avrupa Birliği Liderler Konseyi, cuma gecesi Kıbrıs'ın Gazze'ye yönelik Amalthea insani yardım koridoruna desteğini açıkladı. Konsey, İsrail'den hem Kıbrıs'tan hem de başka yerlerden bölgeye gönderilen yardımın “derhal, engelsiz erişim ve sürekli dağıtım” sağlamasını istedi.
Brüksel'de bu hafta yapılan, AB'nin 27 üye devlet liderinin katıldığı zirvenin sonunda yayımlanan sonuç belgesinde konsey, Gazze ve Batı Şeria'daki kötüleşen duruma ilişkin ciddi endişesini yinelediğini belirtti.
Belgeye göre bu endişe, Gazze'deki, kış yaklaşırken daha da kötüleşme riski taşıyan kalıcı ve yıkıcı insani krizi kapsıyor.
Konsey, İsrail'i yardımın bölgeye girmesine izin vermeye çağırmanın yanı sıra ülke yetkililerinden “uluslararası medyaya erişime izin vermelerini” ve “Gazze sınır kapılarıyla Gazze ile Batı Şeria arasındaki tıbbi koridorun yeniden açılmasını” talep etti.
Konsey belgede şunları kaydetti: “İsrail, Birleşmiş Milletlerin ve bağlı kuruluşlarının ile insani yardım örgütlerinin hayat kurtarmak ve acıyı azaltmak için bağımsız ve tarafsız biçimde çalışmasını sağlamalıdır. İsrail, uluslararası insancıl hukuk dahil olmak üzere uluslararası hukuktan doğan tüm yükümlülüklerine uymalıdır.”
Konsey ayrıca “sivillerin korunmasının her zaman sağlanması gerektiğini” vurguladı.
Sonuç belgesinin ilerleyen bölümünde konsey, Filistin yönetimiyle temas kurmak ve böylece iki devletli çözüme katkı sunmak amacıyla AB üye devletlerinin de dahil olduğu sürekli diplomatik varlığın, işgal altındaki Filistin topraklarında önemini altını çizdi.
Amalthea koridoruyla şimdiye kadar 37.000 tondan fazla yardım gönderildi
Kıbrıs, Batı Şeria'nın Ramallah kentinde temsilcilik ofisi bulunduran 17 AB üye devletinden biri. Doğu Kudüs'te ise altı AB üye devletinin başkonsolosluğu bulunuyor. AB'nin kendisinin de temsilcilik ofisi bu şehirde yer alıyor.
Dışişleri Bakanlığı ağustos ayında yaptığı açıklamada, koridor kapsamında başlatıldığı neredeyse üç yıl içinde 37.000 tondan fazla yardımın “Gazze'nin sivil nüfusuna sevk edildiğini ve teslim edildiğini” bildirdi. Ancak proje, dalgalı bir geçmişe sahip.
Örneğin, Gazze için BM'nin bir dönem üst düzey insani yardım ve yeniden imar koordinatörlüğünü yapan Sigrid Kaag, 2024'te Amalthea projesinin karadan yapılan yardım sevkiyatlarının “asla yerini tutamayacağını” söylemişti.
Yardımlar genellikle İsrail'in Aşdod limanı üzerinden gönderiliyor. Son aylarda yardımın aktarımı, başlangıçta yardımları doğrudan Gazze'ye taşımak için kullanılan geçici iskelenin sökülmesinin ardından daha istikrarlı hale geldi.
Geçen yıl ekimde Şarm el-Şeyh'te yapılan zirvede Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in, Kıbrıs'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze'nin geleceğine yönelik planının “uygulanması ve hayata geçirilmesine” nasıl yardımcı olabileceğini anlatan çok maddeli bir planın parçası olarak Amalthea girişimini dahil ettiği bildirildi.
Dönemin haberlerine göre planda şu ifadeler yer alıyordu: “Amalthea çerçevesinde geliştirilen, Kıbrıs'taki hızlandırılmış güvenlik kontrollerine yönelik mekanizma ve prosedürler bir sonraki aşamada kullanılabilir ve önemli çözümler sunabilir.”
Hristodulidis zirveden döndükten sonra, Trump'ın o zamanki 20 maddelik Gazze'nin geleceği planı temelinde “Kıbrıs Cumhuriyeti'nin üstlenebileceği altı girişimden” söz etti.
Kısa süre sonra Cumhurbaşkanlığı basın ofisi müdürü Victor Papadopoulos, Kıbrıs'ın Gazze'de barışı sağlamaya ve bölgeyi yeniden inşa etmeye yönelik uluslararası çabalara “operasyonel destek” sunmaya çalışacağını açıklamıştı.
Papadopoulos'a göre hükümet, “Amalthea planının başarılı uygulamasının üzerine kurulan ve altı operasyonel ayakta şimdiden kodlanmış uygulamalı bir katkı modeli” önerdi.