Danimarka'da salı günü yapılan genel seçimde Başbakan Mette Frederiksen, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland üzerindeki baskısına karşı sergilediği kararlı tutum sayesinde üçüncü dönem iktidara gelme şansı yakaladı. Ancak hayat pahalılığı endişeleri, Frederiksen'in solcu kimliğine gölge düşürdü.
Kamuoyu yoklamalarına göre Frederiksen'in Sosyal Demokrat Partisi, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en düşük oy oranına doğru ilerliyor. Pek çok Danimarkalı, Frederiksen'i İskandinav refah modelini yeterince koruyamamakla suçlarken, diğerleri yaklaşık yedi yıllık liderliğin yarattığı yorgunluğa dikkat çekiyor.
Bununla birlikte sağ kanattaki bölünmüşlük nedeniyle Frederiksen'in yeni bir koalisyon kurarak iktidara dönmesi en olası senaryo olarak değerlendiriliyor.
Trump'tan Gelen Destek Rüzgârı
48 yaşındaki Frederiksen, ekim ayındaki son tarihi beklemeden seçime gitme kararı aldı. Analistlere göre bu hamle, Trump'ın yarı özerk Danimarka toprağı olan Grönland'ı kontrol altına alma söyleminin ocak ayında sertleşmesiyle artan popülariteden yararlanma girişimiydi. Trump, askeri güç kullanma seçeneğini bile devre dışı bırakmayı reddetmişti.
Ancak Grönland meselesi o tarihten bu yana daha ılımlı bir diplomatik sürece girdi ve yerini iç politika gündemine bıraktı. Servet vergisi önerisi, göç tartışmaları ve yeraltı sularını kirleten tarımsal pestisitlere yönelik kısıtlama çağrıları seçimin öne çıkan konuları oldu.
Kopenhag Belediye Binası'nda oy kullanan tiyatro yapımcısı Kenneth Gall, "Çevre benim için en önemli konu. Bir de istikrarlı bir hükümet istiyorum. Oyumu bu iki şey için kullanıyorum" dedi.
Sandıklar yerel saatle 20.00'de (TSİ 21.00) kapandı ve kısa süre sonra çıkış anketlerinin açıklanması bekleniyordu.
Danimarka Belirsiz Bir Dünyaya Hazırlanıyor
Seçimde toplam 12 parti yarıştı. Bunlara ek olarak Grönland ve Faroe Adaları'na ayrılan dört sandalye de belirleyici olabilir.
Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, Reuters'a yaptığı açıklamada Kopenhag ile Nuuk arasındaki iş birliğini güçlendirmenin hayati önem taşıdığını söyledi. Nielsen, "Bu belki de yaşadığımız en önemli parlamento seçimi. Birliğimizde daha fazla eşitlik sağlamalı ve ne yazık ki bizi sahiplenme ve kontrol etme iradesi gösteren ABD de dahil olmak üzere dış güçlere karşı birlikte durmalıyız" dedi.
Frederiksen, 6 milyon nüfuslu ülkesinin Washington ile karmaşık ilişkisini yönetme ve Rusya'nın Ukrayna'ya karşı sürdürdüğü savaşa Avrupa'nın yanıt vermesi konusunda sınanmış liderlik becerilerini öne çıkararak kampanya yürüttü.
Frederiksen bir kampanya etkinliğinde şunları söyledi: "Bazen biraz doğrudan konuştuğumun farkındayım. Ama içinde bulunduğumuz dönem göz önüne alındığında, yanlış anlaşılmayacak bazı şeylerin olması belki de çok iyi: Rusya'nın kazanmasına izin verilmemeli ve Grönland satılık değil."
2019'dan bu yana Danimarka'yı yöneten Frederiksen, 40 yılı aşkın süredir ilk kez sol-sağ ayrımını aşan geniş bir koalisyon kurmuştu. Ancak şu anki büyük koalisyonun parlamento çoğunluğunu kaybedeceği öngörülüyor.
Seçim sonrası kilit rol oynayabilecek ılımlı Moderatlar Partisi'nden Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen, mevcut koalisyonun gücünü yitirmesine rağmen hâlâ iki kanatlı bir hükümet umduğunu söyledi. Rasmussen, Kopenhag'ın kuzeyindeki Graested kasabasında oy kullanırken gazetecilere şu açıklamayı yaptı: "Bu temelde Danimarka'nın geçmişte alıştığımızdan çok daha belirsiz bir dünyaya hazırlanmasıyla ilgili."
İki kez başbakanlık yapmış olan Rasmussen, üçüncü bir dönem hedeflemediğini ancak koalisyon görüşmelerini yürütmek istediğini yineledi.
Zorlu Dönem
Sert iltica reformlarıyla soldaki bazı seçmenleri kaybeden Sosyal Demokratlar, Grönland krizinden bu yana yapılan anketlerde toparlandı. Partinin oy oranı aralık ayındaki yüzde 17'lik dip seviyeden yaklaşık yüzde 21'e yükseldi.
Ancak sol bloğun, Danimarka'nın 179 sandalyeli parlamentosu Folketing'de çoğunluk için gereken 90 sandalyeye ulaşması beklenmiyor. Tahminler yaklaşık 85 sandalyeye işaret ediyor.
Buna rağmen sol müttefiklerin tutumunu koruması ve sağ bloğun bölünmüş olması nedeniyle Frederiksen, partilerin geleneksel sol-sağ çizgisine geri döndüğü bu ortamda yeni hükümeti kurma konusunda en güçlü aday olmaya devam ediyor.
Kampanyanın öne çıkan konuları arasında Frederiksen'in eğitim ve refaha yatırım yapmak amacıyla servet vergisini yeniden getirme önerisi yer aldı. Bu hamle, sola dönüş sinyali olarak değerlendirildi.
Bölünmüş sağ bloğun lideri, Liberal Parti'den Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen ise sert göçmen karşıtı gruplardan Rasmussen'in Moderatlarına kadar geniş bir yelpazeden destek almayı hedefledi.