Güney Kıbrıs devlet makamlarının, medya özgürlüğünü korumak için hazırlanmış Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası'nı (EMFA) gazetecilere denetim uygulayarak medya özgürlüğünü kısıtlamak için kullanması ironik. Hükümet, yasayı çok az kamuoyu tartışması yaparak, gazetecileri devlet tarafından atanan ve kaynaklarını açıklamalarını isteme yetkisine sahip kişilere karşı sorumlu kılacak bir yasa tasarısına dönüştürdü.
Hükümet neredeyse iki yıldır Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası ile oyalanıyor. Oysa yasayı Eylül 2025'te hukuka geçirmek zorundaydı. İlk tasarı geçen yıl Mart ayında sunuldu, Şubat ayında da gözden geçirilmiş bir versiyonu geldi. O tarihten bu yana tasarı Meclis'te bekliyor. Yasanın temel amacı ifade özgürlüğünü ve medyanın ile gazetecilerin bağımsızlığını korumaktı. Ancak yasa, bunun yerine denetim araçlarına ve devletin basın çalışmalarına müdahalesini meşrulaştıran gerekçelere dönüştürüldü. Yetkililerle istendiğinde işbirliği yapmayan gazeteciler cezai tedbirlere maruz kalacak. Hatta kaynaklarını açıklamaya yasal olarak zorlanacaklar.
Bu, hükümetin hem sosyal medyada hem de haber medyasında ifade özgürlüğünü düzenleme yönündeki genel çabasının bir parçası. Mevcut tasarıyla Radyo, Televizyon ve Dijital Hizmetler Kurumu ile Basın ve Enformasyon Ofisi'ne gazetecileri yargılama ve idari para cezası verme yetkisi tanınacak. Bunların yanı sıra geniş denetim yetkileri de olacak. Bunlar, ifade özgürlüğünü koruyan demokratik bir ülkede görülmemiş yetkiler. Tasarı, yetkililere gazetecilere kaynaklarını açıklama emri verme yetkisi de tanıyacak.
Milletvekillerinin de tasarıya karşı güçlü itirazlarda bulunması sevindirici. Meclis İçişleri Komitesi Başkanı Aristos Damianu, tasarının Kıbrıs toplumunun mevcut ihtiyaçlarını karşılamadığını söyledi. Damianu'ya göre tasarı, ele alınan konuları doğru biçimde düzenlemekte başarısız olmakla kalmıyor, aynı zamanda "gazetecilerin ve medyanın genelinin anayasal olarak korunan haklarını ihlal etme eğilimi gösteriyor". Damianu, komitenin tasarıyı incelerken dikkate alacağı Kıbrıs Gazeteciler Birliği ile Gazetecilik Etiği Komitesi'nin itirazlarını da hatırlattı. Damianu, tasarının mevcut haliyle "kabul edilemez" olduğunu belirtti.
Hükümetin özgürlükçü olmayan bu anlayışını anlamak zor. Özellikle de Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis'in şeffaflık, hesap verebilirlik ve katılımcı demokrasi vaatleriyle seçildiği düşünülürse. Tasarı olduğu gibi onaylanırsa hem şeffaflığı hem de demokrasiyi sınırlayacak. Ayrıca gazetecilerin işlerini yapmaya çalıştıkları için yargılanmakla tehdit edilmelerine yol açacak. Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası'nın adı altında, sanki bir polis devletinde yaşıyormuşuz gibi, devlet tarafından atanan kişilerin gazetecileri denetlemesine ve onlardan hesap sormasına izin veremeyiz.