BM Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin, Genel Sekreter Antonio Guterres'in gelecek hafta adaya yapacağı ziyaret öncesinde Brüksel ve Ankara'ya gidiyor. Holguin, Çarşamba günü öğleden sonra Brüksel'de Avrupa Komisyonu'nun yeni atanan Kıbrıs Özel Temsilcisi Raffaele Fitto ile görüşecek. Daha önce Avrupa Konseyi Başkanı Antonio Costa ile de bir araya geleceği bildirilmişti.
Brüksel'den ayrıldıktan sonra Ankara'ya geçecek olan Holguin'in, Cuma günü Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmesi bekleniyor. Türkiye'nin Anka haber ajansına göre, görüşmede "Kıbrıs meselesinde son dönemde hızlanan diplomatik temasların, tarafların pozisyonlarının ve Guterres'in ziyareti sırasında ele alınması planlanan konuların değerlendirilmesi" öngörülüyor. Holguin'in bu ziyareti, Guterres'in Kıbrıs misyonunu kurtarmak için son bir çaba olarak görülüyor; Holguin, Guterres'i adaya gelmeye ikna eden isim oldu ve şimdi Ankara'dan olumlu yanıt alarak beşli gayriresmi toplantının duyurulmasını sağlamayı umuyor.
Guterres ise önümüzdeki Pazartesi günü Kıbrıs'a varacak. Pazartesi akşamı Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis ve Kıbrıslı Türk lider Tufan Erhürman ile gayriresmi bir akşam yemeğinde bir araya gelecek olan Guterres, Salı sabahı ise önce Hristodulidis, ardından Erhürman ile ayrı ayrı resmi konutlarında görüşecek. Salı günü ilerleyen saatlerde Kayıp Şahıslar Komitesi'ni ziyaret edecek olan Guterres, ayrıca iki toplumlu teknik komiteler ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle de bir araya gelerek iki toplum arasındaki işbirliği ve müzakerelerin yeniden başlatılması olasılıkları hakkında bilgi alacak. Çarşamba günü her iki liderle üçlü bir toplantı gerçekleştirecek. Bu ziyaret, Guterres'in görev süresi bitmeden önce Kıbrıs'a yaptığı son ziyaret olma özelliği taşıyor.
Holguin ve Guterres'in bu temasları, Kıbrıs sorununda müzakerelerin yeniden ciddi şekilde başlatılması amacıyla hem ada içinde hem de dışında çabaların yoğunlaştığı bir döneme denk geliyor. Holguin'in adaya dönüşü, kısmen bu yaz bir noktada Kıbrıs sorununa ilişkin genişletilmiş bir toplantı düzenlenmesi çabalarına yönelik olacak. Böyle bir toplantıya adanın iki tarafı, üç garantör ülke (Yunanistan, Türkiye ve Birleşik Krallık) ile BM katılacak. Ancak her iki Kıbrıslı lider de toplantının kendi başına bir amaç olmadığını vurguladı.
Örneğin Erhürman, 20 Temmuz yıldönümü konuşmasında "müzakere uğruna müzakere veya beş artı bir uğruna beş artı bir toplantısı istemediklerini" ve "sonuç odaklı olmak istediklerini" vurguladı. Daha önce Hristodulidis, genişletilmiş bir toplantının sonucunun "görüşmelerin yeniden başlaması" olması gerektiğini söylemişti. Ancak Pazartesi günkü kendi açıklamalarında, kendisine göre "her şeyin Türkiye'ye bağlı olduğunu" ifade etti. Holguin ise daha da ileri giderek Kıbrıslıları "kalıcı bir çözüm için müzakerelerde bulunmak üzere bu tarihi fırsatı yakalamaya" çağırdı ve Guterres'in "her iki tarafı da nihai bir çözüme yönelik somut adımlar atmaya ikna edecek bir sonraki aşamaların neler olabileceğini değerlendirdiğini" söyledi.
Ankara'nın Kıbrıs sorunundaki tutumunda henüz bir değişiklik görülmezken, Türk yetkililerin 52. yıl dönümü kutlamalarında verdiği mesajlar "iki devletli çözüm" üzerine odaklandı. Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, işgal altındaki bölgelerde yaptığı konuşmada "iki eşit egemen devlet"ten söz ederek, Kıbrıs'ta çözümün ancak egemen eşitlik ve "iki devlet" için eşit uluslararası statünün kabulüyle mümkün olacağını savundu. Yılmaz, "Kıbrıs asla bir Yunan adası olmayacak" ifadesini kullandı. Kıbrıslı Türk "belediye başkanı" Mehmet Harmancı ise, Kıbrıslı Türklerin uluslararası kimliğinin tanınması ve eşitlik çerçevesinde hak ettikleri yeri almaları umudunu dile getirdi. Türk diplomat Hüseyin Macit Yusuf da Türkiye ve "KKTC"nin desteklediği iki devletli çözüm vizyonunun kararlılıkla sürdürülmesi ve "KKTC"nin uluslararası tanınması için daha enerjik bir diplomasi yürütülmesi gerektiğini savundu.