Kıbrıs, Avrupa Birliği'nin İsrail ile ortaklık anlaşmasını askıya alıp almaması konusundaki tartışmada henüz kamuoyu önünde taraf tutmadı. AB'nin 27 dışişleri bakanı, Salı günü Lüksemburg'da düzenlenen Dış İlişkiler Konseyi zirvesinde bu konuyu ele aldı.
Kıbrıs Dışişleri Bakanı Constantinos Kombos, zirve kulislerinde yaptığı açıklamalarda İsrail'e doğrudan atıfta bulunmadı. Kombos yalnızca 'Bugün geniş Ortadoğu'daki durumu tartışacağız' ve 'Çok fazla soru var, çok az cevap var' ifadelerini kullandı.
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Slovenya Dışişleri Bakanı Tanja Fajon ve İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, hafta sonu AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'a ortaklık anlaşmasının feshedilmesi talebini iletti.
Üç bakan ortak bir mektupla 'İsrail hükümetinin yürütme kararları, askeri kararlar ve Knesset'in kabul ettiği yasalar dahil olmak üzere insan haklarını ihlal eden ve uluslararası hukuk ile uluslararası insancıl hukuka aykırı çeşitli önlemleri konusundaki derin endişemizi' dile getirdi.
'İsrail hükümetine uluslararası ve ahlaki yükümlülüklerine tam olarak uyması ve bu önlemleri geri alması yönündeki çok sayıda açıklamamız ve doğrudan çağrılarımız görmezden gelindi' denildi.
Bakanlar, Knesset'in geçen ay Filistinliler için ölüm cezasını yasallaştıran bir yasayı onaylamasına dikkat çekti. Bu yasayı 'temel insan haklarının ağır ihlali' ve 'İsrail'in demokratik ilkelere bağlılığında bir geri adım' olarak nitelendirdi.
Bakanlar ayrıca Kallas'ın bizzat bu yasanın ortaklık anlaşmasının ihlali teşkil ettiğini söylediğini hatırlattı. Mektupta yasa, 'Filistin halkına yönelik sistematik zulüm, baskı, şiddet ve ayrımcılığın ek bir adımı' olarak tanımlandı.
Ölüm cezası yasasının ötesinde bakanlar, Gazze'deki sivil halkın koşullarını 'dayanılmaz' olarak nitelendirdi. Ateşkes anlaşmasının sürekli ihlal edildiğini ve insani yardımın bölgeye girişinin açıkça yetersiz kaldığını belirtti.
Bakanlar Batı Şeria'daki durumun da 'hızla kötüleştiğini' ekledi. 'Filistinlilere yönelik şiddetin tırmandığını' ve 'radikal yerleşimcilerin tam bir cezasızlıkla hareket ettiğini' vurguladı. İsrail Savunma Kuvvetleri'nin askeri operasyonlarıyla birlikte bu durumun 'tahammül edilemez masum sivil ölümlerine' yol açtığını ifade etti.
'Cesur ve acil eyleme ihtiyaç var, tüm seçenekler masada kalmalı. Avrupa Birliği artık kenarda oturamaz' ifadeleri mektupta yer aldı.
Albares, Salı günkü zirveye gelişinde 'Her Avrupa ülkesinin Uluslararası Adalet Divanı'nın ve Birleşmiş Milletler'in insan hakları ve uluslararası hukukun savunulması konusundaki kararlarını desteklemesini bekliyorum' dedi. 'Bundan farklı bir tutum Avrupa Birliği için bir yenilgi olur' uyarısında bulundu.
Ancak bazı ülkeler bu yaklaşıma mesafeli duruyor. Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Løkke Rasmussen, 'ortaklık anlaşmasıyla ilgili herhangi bir işlem yapılması yönünde çoğunluk olduğuna dair hiçbir işaret yok' dedi.
Kombos gibi Almanya'nın Johann Wadephul da kesin bir pozisyon almadı. Wadephul, 'Ölüm cezasının getirilmesine ilişkin eleştirilerimizi dile getirdik' ve 'Yerleşimci şiddeti konusunda çok net bir pozisyonumuz var' dedi.
Belçika'nın Maxime Prevot ise ülkesinin ortaklık anlaşmasının kısmi askıya alınmasını talep ettiğini açıkladı. Ancak 'çeşitli Avrupa ülkelerinin pozisyonları göz önüne alındığında tam bir askıya alma muhtemelen ulaşılamaz' diye ekledi.