Bazen bir partideki iç kriz, aylar ya da yıllar süren siyasi hareketlilikten daha fazlasını ortaya koyar. Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ)'nde 2028 cumhurbaşkanlığı adaylığı için verilen mücadele de böyle bir durum. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin rüzgârına kapılmış bir çarşaf gibi, partinin ortaya çıkardığı tablo şöyle: Birlik çağrıları, tarihsel mirasa yapılan atıflar, kleridik çizgi (Kıbrıs'taki kilise destekli sağ muhafazakâr hat) ve yenilenme vaatlerinin arkasında, bugün ortak bir siyasi yönelimi olmayan bir parti var. Partinin bir arada kalması, büyük ölçüde kişiler arasındaki dengelere bağlı.
Kıbrıs'ın en büyük partisi olan DİSİ, yüzde 27'lik payıyla çıplak kalmış görünüyor. Bunun nedeni iç anlaşmazlıkların kendi başına bir zayıflık olması değil. Mevcut iç kriz, siyasi görüntünün altında ortak bir vizyon bulunmadığını, yalnızca ortak bir geçmiş olduğunu gösteriyor. DİSİ farklılıklarını gizlemek zorunda değil. Asıl yapması gereken, bu farklılıkları siyasi bir uzlaşıya dönüştürebileceğini kanıtlamak. Bir siyasi hareketin gerçek çıplaklığı, kamuoyunda konuşulan iç tartışmalar değil; nereye gitmek istediğini ve vatandaşların neden onu yeniden izlemeye değer olduğunu anlatamamasıdır.
“Ben partiyim.”
Averof Neofitu'nun 16 Ekim Cuma günü düzenlediği sürpriz basın toplantısı sıradan bir siyasi müdahale değildi. On gün önce...