Kıbrıs hükümeti, ülkenin uluslararası imajını güçlendirmek için tasarlanan kapsamlı bir stratejik plan konusunda bakanlar kurulunun bilgilendirildiğini açıkladı.
'İstikrar ve Perspektif: Küresel Erişime Sahip Bir Avrupa Üssü' başlığını taşıyan girişim, hükümet ile Invest Cyprus arasındaki koordineli bir çalışmayı temsil ediyor. Amaç, modern ve dışa dönük bir ulusal kimlik oluşturmak.
Başka bir deyişle bu, ülkenin yurt dışında 'modern, tutarlı ve dışa dönük imajını oluşturmak' için yürütülecek büyük bir PR kampanyası. Kulağa göz boyama gibi geliyor.
Kıbrıs'ın bu yeniden markalanmasının maliyeti açıklanmadı, ancak rakamın milyonları bulması bekleniyor.
Proje, uluslararası bir stratejik iletişim firmasının profesyonel desteğiyle hayata geçiriliyor. Tanıtım metnine göre amaç, 'yeni anlatının dünya sahnesinde net ve inandırıcı bir şekilde sunulmasını sağlamak'.
Fikrin üzerinde Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulidis'in imzası var. Eğer insanları parlaklığınızla etkileyemiyorsanız, lafla kandırırsınız. Tamamen cila, içerik yok.
Kıbrıs'ın yaşamak ve iş yapmak için pek çok olumlu özelliği var, ancak mükemmellikten uzak. Uluslararası tüketim için dezavantajları PR ile örtmek yerine, çözülmesi gereken sistemik sorunların olduğunu kabul edip işe koyulmak daha iyi olmaz mı?
Kıbrıs, pratik düzeyde pek çok sorunla karşı karşıya. Bunların başında hükümete, parlamentoya ve diğer kurumlara giderek azalan güven geliyor. Yolsuzluk skandallarına o kadar alıştık ki, artık bizi etkilemiyorlar. Tıpkı hesap kapatma yöntemi olarak araç patlamalarına alıştığımız gibi.
Biraz geriye gidersek; 1999 borsa skandalı, 2013 mali çöküşü ve kooperatif yolsuzluğu, yaygın kara para aklama, altın pasaportlar ve Al Jazeera ifşaatı, Kıbrıs Belgeleri, LNG terminali fiyaskosu, son dönemde cumhurbaşkanlığı 'videogate' skandalı ve şimdi de 'Sandy' skandalı yaşandı.
Bunların üzerine, sürekli çevre tahribatı, giderek artan yapılaşma izinleri, gevşek denetim anlayışı nedeniyle çöken binalar ve imar izinlerinde el altından yürüyen işler eklendi. Onlarca yıldır değişime direnen ve kamu yararını asla kendi çıkarlarının önüne koymayan asalak kamu hizmetini de unutmayalım.
Belki hükümetin yurt içinde de bir PR kampanyası yürütmesi gerekiyor. İşe yarayacağını düşünseler muhtemelen yaparlardı.
Cumhurbaşkanı, geçen yılki büyük orman yangınını soruşturmak için ABD federal ajansı ATF'yi getirdiğinde halkı etkileyeceğini düşünmüş olmalı. Şimdi de 'Sandy' davasında yardımcı olması için FBI'ı çağırdı.
Bu tür tanıtım gösterileri yalnızca Kıbrıs'ın kendi iç işlerini yürütemediği ve iddia ettiği gibi yetkin bir devlet olarak sorunlarıyla başa çıkamadığı izlenimi veriyor. Potansiyel yabancı yatırımcılar için pek de rahatlatıcı olmayacak.
Temiz bir imaj inşa edilemez. Temiz ellere sahip olmaktan gelir. Düzeni yerinde olan bir ülkenin yurt dışında PR kampanyası yürütmesine gerek kalmaz. Prestiji zaten ortada olur.
Kıbrıs son dönemde neredeyse her endekste düşüş yaşıyor. O halde hükümete söylenecek şey şu: İstediğiniz kadar tanıtım yapın, gerçekleri saklayamazsınız.