Amacımız atıkları toplamada daha etkili olmak değil, baştan itibaren atmamayı öğrenecek bir nesil yetiştirmek.
Let's Do It! Cyprus kampanyası bugüne kadar Kıbrıs genelinde plajların, ormanların ve parkların temizliği için 350 binden fazla gönüllüyu harekete geçirdi.
Girişimin amacı, çocukların yaşayarak öğrenmesi ve ortak sorumluluğun geliştirilmesi yoluyla yeni bir çevre kültürü oluşturmak.
Together Cyprus sivil toplum kuruluşunun İcra Direktörü İleana Nikolson, devletin çevre örgütlerini kurumsallaşmış şekilde desteklemesi ve iş dünyasının da somut katkı sunması gerektiğini vurguluyor.
Bu yılki Temizlik Haftası, kamusal alanın korunması amacıyla 26 Ekim - 2 Kasım 2026 tarihleri arasında düzenlenecek.
Yazı İleana Nikolson'a ait. Together Cyprus sivil toplum kuruluşunun İcra Direktörü.
Her yıl Kıbrıs genelinde binlerce gönüllü eldiven takıyor, çöp torbaları alıyor ve plajlara, ormanlara, parklara ve mahallelere çıkıyor. Tonlarca çöp toplanıyor ve sivil toplumun çevresel duyarlılığı ile refleksleri ortaya çıkıyor. Ancak sadece sayılara bakmak, yani Let's Do It! Cyprus kampanyasının bugüne kadar harekete geçirdiği 350 bin ve üzeri katılıma odaklanmak, bu çabanın daha derin anlamını gözden kaçırmamıza yol açıyor.
Uzun vadeli hedefimiz atık toplamayı daha verimli hale getirmek değil, baştan itibaren atık üretmeyecek bir nesil oluşturmak.
Bu değişim teorik bildirgelerle değil, yaşayarak öğrenmeyle sağlanıyor. Bir çocuk plastik bir şişe topladığında ve çevresinin nasıl dönüştüğünü gördüğünde bu deneyim bilincine yerleşiyor. Bu eğitim felsefesi Japonya ve İskandinav ülkelerinde on yıllardır uygulanıyor; ortak alanın temizliği okul eğitiminin organik bir parçası ve ortak sorumluluğu öğretiyor. Bugün çocuklara sistemli yatırım yaparsak, 2050'de 30 yaşında bir vatandaş doğaya saygının ne demek olduğunu hatırlatmaya ihtiyaç duymayacak. Ormanlara inşaat atığı, kıyılara plastik atmak ona sadece akıl almaz gelecek.
Aynı zamanda gerçekleri görmezden gelmemek gerekiyor. Gönüllü temizlikler panzehir değil. İnşaat ve hacimli atıkların kontrolsüz dökülmesi yaygın bir sorun olmaya devam ediyor. Gönüllülerden sürekli olarak kurumsal boşlukları kapatmaları veya yerel topluluklardan kaynak ve denetim mekanizması olmadan düzensiz davranışlarla baş etmeleri beklenemez. Bu nedenle devletin desteği geçici yardımdan kurumsal güçlendirmeye geçmeli; ölçülebilir iş üreten çevre sivil toplum kuruluşlarına yapısal destek vermeli. Benzer şekilde iş dünyası da Kurumsal Sosyal Sorumluluk faaliyetlerini geçici bir tanıtım hamlesi olarak değil, yerel topluma uzun vadeli yatırım olarak görmeli.
Yeni bir çevre kültürüne geçiş güçlü, sektörler arası bir ittifak gerektiriyor. Devlet, yerel yönetimler, eğitim camiası, işletmeler ve sivil toplum güçlerini koordine etmeli. Okullar yaşayarak yapılan eylemi müfredata entegre ettiğinde, belediyeler altyapı sağladığında ve işletmeler somut destek verdiğinde gönüllülük kurumsal ve toplumsal değişimin katalizörü haline geliyor.
Kamusal alan kimsenin değil, hepimizin evi. Bu yılki Temizlik Haftası 26 Ekim - 2 Kasım 2026, tutum değişikliğinin soyut bir kavram değil günlük bir tercih olduğunu bir kez daha göstermenin fırsatı. Sonuçta yerimizin korunması gerçekten bizim elimizde.