Omar Suleyman için parfüm bir anıyla başlıyor. Londra'da yaşayan parfümcü ve Alashiya markasının kurucusu Suleyman, "Kıbrıs'a uçamamak adayı daha çok özlemememe neden oldu" diyor. 2020 karantinası sırasında, çocukluk yazlarından ilham alarak yasemin bazlı ilk kokusunu yarattı ve ona Ashera adını verdi.
"İşte o zaman fark ettim: Koku, dili ve görüntüyü atlayarak sizi doğrudan bir yere, bir zamana, bir duyguya götürüyor" diyor Suleyman. Ailesi 1974'te yerinden edildikten sonra Londra'ya taşınmış ve tatillerini adada geçirmeye devam etmişti.
Suleyman, Baf ve Limasol kökenli bir ailenin çocuğu olarak diasporada dünyaya geldi. Kendisini "iki dünya arasında" kalan çocuklardan biri olarak tanımlıyor. Çocukluğunu Londra ile Kıbrıs arasında bölüştürdü ve her yıl aylarca adada yaşadı.
Parfümcülüğe ulaşmadan önce biyoloji okudu, Londra ve Cambridge'de araştırma alanında çalıştı. Ancak sentetik parfümlere karşı fiziksel reaksiyonlar geliştirince doğal koku dünyasına yöneldi.
"Her zaman alışılmadık derecede hassas bir burnum oldu" diyor. "Sıradan kokular bende migren ve fiziksel reaksiyonlara yol açıyordu. Doğal esansların bu etkiyi yapmadığını keşfettiğimde her şey değişti."
Bugün Suleyman, Alashiya aracılığıyla yasemin, gül, portakal çiçeği ve laden gibi doğal malzemelerden yağ bazlı parfümler üretiyor. Bu bitkiler yalnızca Kıbrıs'a değil, tüm Doğu Akdeniz'e derinden bağlı. Ancak hikâyesi parfümle sınırlı değil; Suleyman'ın çalışması, adanın tarihinin az bilinen büyüleyici bir bölümünden de ilham alıyor: Pyrgos'ta keşfedilen ve yaklaşık 4.000 yıl öncesine tarihlenen Tunç Çağı parfüm atölyesi.
"Bu benim için sürpriz oldu" diyor. "Dünyanın en eski parfüm atölyesinin Kıbrıs'ta bulunduğunu, parfümle yıllardır deneyler yaptıktan sonra öğrendim."
2003 yılında arkeologlar Pyrgos'ta olağanüstü bir keşif yaptı: Dünyanın bilinen en eski parfüm atölyelerinden birini buldular. İnsanların binlerce yıl önce bakır imbikler kullanarak gül, lavanta ve kişniş gibi bitkileri damıttığına dair kanıtlar ortaya çıktı. Bu kadim tarihi öğrenmek, Suleyman'ın markası ve felsefesi için temel bir ilham kaynağı oldu.
"Bu bana bir çağrı gibi geldi" diyor. "İzlediğim yolda ilerlemeye ve unutulmuş bir tarihi hem kendime hem başkalarına öğretmeye."
Suleyman, antik formülleri birebir yeniden üretmeye çalışmak yerine tarihsel açıdan önemli malzemeleri kullanarak bunları çağdaş bir bakış açısıyla yeniden yorumluyor.
"Beni ilgilendiren, atalarımızın çalıştığı tarihsel öneme sahip malzemeleri kullanmak ve bunları modern Kıbrıs'ın penceresinden yeniden yorumlamak" diye açıklıyor. "Mesele süreklilik: Aynı bitkiler, aynı adadan ilham. Ama zamanın farklı bir anında."
Bu malzemelerden biri, Kıbrıs ve Akdeniz'e özgü bir reçine olan ladendir. Laden, yüzyıllardır parfümde kullanılmakta olup daha sonra Fransız parfümcü François Coty'nin 1917'de Kıbrıs'ın adını vererek oluşturduğu 'Chypre' koku ailesinin temel bileşeni olmuştur.
Yalnızca doğal malzeme kullanması, parfümlerinin ciltte nasıl koktuğunu ve hissettirdiğini de etkiliyor. Ticari parfümlerin büyük çoğunluğu sentetik kimyasallar içerirken, Suleyman'ın parfümleri yağ bazlı olup bitki özleri, reçineler ve mumlardan üretiliyor.

"Çoğu insanın fark etmediği şey, parfüm endüstrisinin yüzde 95'inin laboratuvarlarda üretilen petrol türevi sentetik moleküller kullandığıdır" diyor. "Benim yaptığım, parfümü kökenlerine geri götürmek."
Suleyman'a göre doğal parfüm yağları çok kişisel ve sürekli değişen bir yapıya sahip. "Vücudunuzun kimyasıyla, cildinizin pH değeriyle, sıcaklığıyla ve doğal yağlarıyla etkileşime girerek size özgü bir şey yaratıyorlar."
Ancak Suleyman için parfümcülük sadece koku yaratmaktan ibaret değil. İşin duygusal bir boyutu da var ve yarattığı parfümlerin çoğu Kıbrıs'tan gelen anılarla bağlantılı.
"Örneğin Anat, benim portakal çiçeği parfümüm" diyor. "Dedemin portakal ağaçlarının anısından doğdu." Dedesinin 1974'te yerinden edildiği köyde portakal bahçeleri olduğunu ve yıllar sonra döndüğünde bunları yeniden diktiğini anlatıyor.
"Bahar gelip ağaçlar çiçek açtığında o tarlaların kokusuna hep takıntılıydım" diyor. "Ağaçların ortasında durmak sarhoş edici bir deneyimdi; tüm alan çiçek kokusuyla doluydu. Anat ile yakalamaya çalıştığım anı tam olarak buydu."
Ana koleksiyonunda Kıbrıs yaşamı ve belleğiyle derinden bağlantılı olarak tanımladığı yasemin, gül ve portakal çiçeğiyle ilişkili kokular yer alıyor. "Diğer Kıbrıslılar bu kokuları aldığında, benim yaratırken peşinden koştuğum anılarla neredeyse aynı anıları anlatıyorlar" diyor. "Bu beni her seferinde ürpertiyor."
Ancak Suleyman, bu bitkilerin çoğunun Akdeniz ve Levant genelinde daha derin bir anlam taşıdığına dikkat çekiyor.
"Şam'da yasemin. İran'da gül. Kuzey Afrika'da portakal çiçeği" diyor. "Bu çiçekler tek bir yere ait değil; bölgenin ortak mirası. Ama sıcak bir Kıbrıs yaz gecesinde nasıl kokuyorlar? İşte o bizim."
Tarihsel referanslar markanın kendisine de yansıyor. Alashiya adının Tunç Çağı'nda Kıbrıslılar için kullanıldığı düşünülüyor; bu dönemde ada, Akdeniz ticaretinde önemli bir rol oynuyordu.
Suleyman, ilerleyen dönemde Alashiya'yı küçük ve zanaatkâr ölçekli tutarken Kıbrıs'ın unutulmuş parfüm mirasını insanlara anlatmaya devam etmeyi planlıyor. Bir gün Kıbrıs'ta yerel bitkilerle dolu bir bahçe kurmayı ve her yılın hasadını yeni bir kokuya dönüştürmeyi hayal ediyor — adanın kendisinin "yaşayan bir arşivi".
Parfümler www.alashiya.co üzerinden satışa sunuluyor ve dünya genelinde kargo yapılıyor.