Kıbrıs, evlerin içindeki hanelerin ihtiyaçlarını aştığı Avrupa’nın en net örneklerinden biri olarak öne çıktı; kırsal bölgelerde yaşayanların yediden fazlası ihtiyacı olduğundan daha büyük mülklerde yaşıyor.
Eurostat’ın en son verileri Kıbrıs’ı kırsal alanlarda yetersiz işgal edilen konut oranının en yüksek olduğu AB ülkeleri arasında İrlanda ve Belçika ile birlikte gösteriyor. Kırsal oranın daha yüksek olduğu tek ülke yüzde 73,3 ile Hollanda.
Yetersiz işgal, bir mülkün boş olduğu anlamına gelmiyor. Eurostat, bir hanenin içinde yaşayan kişi sayısı ve yaşlarına göre gerekli görülen odadan fazla odaya sahip olması durumunda bu terimi kullanıyor. Çocukları evden ayrıldıktan sonra bir çiftin oturduğu bir aile evi örneğin bu kapsamda değerlendirilebiliyor.
Bu ayrım Kıbrıs’ta özellikle önem taşıyor; çünkü daha büyük evler uzun süredir konut piyasasının bir özelliği.
Ada genelinde 2025’te nüfusun yüzde 69,4’ü yetersiz işgal edilen evlerde yaşadı; bu oran AB’de en yüksek seviye ve bloğun yüzde 33,4 olan ortalamasının iki katından fazla. İrlanda yüzde 66 ile ikinci, Malta ise yüzde 63,2 ile üçüncü sırada.
Bu tamamen yeni bir olgu değil. Eurostat’ın 2024 verileri Kıbrıs’ı AB’de yine zirvede göstermişti; nüfusun yaklaşık yüzde 70’i gerekli olandan daha büyük evlerde yaşıyordu. İrlanda’da bu oran yüzde 67, Malta’da yüzde 64’tü.
Kıbrıslı evler Avrupa’nın diğer bölgelerine kıyasla belirgin şekilde daha fazla alan sunuyor. Daha önceki verilere göre adada kişi başına ortalama iki oda düşüyor; AB genelinde bu rakam 1,7. Nüfusun neredeyse dörtte üçü daire yerine müstakil evlerde yaşıyor.
Kırsal veriler farkı daha da belirginleştiriyor. AB genelinde 2025’te kırsal alanlarda yaşayanların yüzde 41,3’ü yetersiz işgal edilen evlerde yaşarken, bu oran kasaba ve banliyölerde yüzde 35,6, şehirlerde ise sadece yüzde 26,2.
Kıbrıs bu spektrumun tam ters ucunda yer alıyor; kırsal oranı yüzde 70’in üzerinde. Konut tablosunun diğer yüzü ise çok farklı görünüyor.
Avrupa’nın büyük bölümü kalabalık konutlarla mücadele ederken Kıbrıs bloğun en düşük oranlarından birine sahip. Genel oran 2025’te yaklaşık yüzde 2,2 olurken AB ortalaması yüzde 16,8.
Bölgesel dağılım özellikle alışılmadık. Kıbrıs’ta kalabalıklaşma şehirlerde yüzde 2,3 iken kasaba ve banliyölerde yüzde 3,4 ile en yüksek seviyede. Kırsal alanlarda oran sadece yüzde 0,7’ye iniyor ve üç bölge arasında en düşük seviyeyi oluşturuyor.
AB genelinde tablo neredeyse tam tersi. Kalabalıklaşma şehirlerde yüzde 20,4’e ulaşırken kasaba ve banliyölerde yüzde 14,8, kırsal alanlarda yüzde 14,2.
Ancak Kıbrıs’ın düşük genel kalabalıklaşma oranının arkasında başka bir ayrım var. Piyasa fiyatından kiralayanlar arasında 2025’te yüzde 8,3’ü kalabalık konutlarda yaşıyor; bu oran ulusal ortalamanın oldukça üzerinde. Kredi borcu olmayan ev sahiplerinde ise oran sadece yüzde 0,6.
Bu fark, konut stokunun başka yerlerinde bol miktarda bulunan boş odaların yanında rahatsız edici bir şekilde duruyor.
Bu durum kiraların ve konut fiyatlarının yükseldiği bir dönemde geliyor. Eurostat’ın daha önceki verilerine göre Kıbrıs’ta konut fiyatları 2025’in dördüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 6 artarken, kiralar Mart 2026’da yüzde 4,2 yükseldi; her iki oran da ilgili AB oranlarının üzerinde.
Aynı zamanda Kıbrıs, konut uygun fiyatlılığının geleneksel ölçütlerinin birkaçında karşılaştırmalı olarak iyi bir performans göstermeye devam ediyor.
Hane halkı gelirinin yüzde 40’ından fazlasını konut giderlerine ayıranların oranı 2025’te yüzde 2,4 ile AB’de en düşük seviyede olurken, ev sahipliği oranı yüzde 69,2 ile Avrupa ortalamasının biraz üzerinde.
Birlikte değerlendirildiğinde veriler, konut sorununu sadece fazla ev ya da az ev olarak tanımlamaktan daha karmaşık bir tabloya işaret ediyor.
Kıbrıs’ta özellikle şehirlerin dışında nispeten küçük hanelerin oturduğu mülklerde önemli miktarda yaşam alanı bulunuyor; buna karşın kiracılar ve uygun konut bulmaya çalışanlar çok farklı bir piyasa ile karşı karşıya.
Eurostat’ın genel verileri ayrıca 2025’te 92,7 milyon kişinin, yani AB nüfusunun yüzde 20,9’unun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olduğunu gösteriyor. Kıbrıs’ta bu oran yaklaşık yüzde 17,1 ile daha düşük; bu da yaklaşık 167 bin kişiye denk geliyor.