Kıbrıs Temyiz Mahkemesi, Limasol'da 10 yaşındaki bir kıza cinsel istismarda bulunmaktan mahkûm edilen bir erkeğe verilen 7 ve 4 yıllık hapis cezalarını onadı. Mahkeme cezayı “istisnai derecede hafif” bulmasına ve yasanın izin verdiği sınıra çok yakın olmasına rağmen, cezanın artırılmasını gerektirecek bir hata görmedi.
Başsavcılık, cezaların “açıkça yetersiz” olduğunu savunarak itiraz etti. Başsavcılığa göre Ceza Mahkemesi, suçların ağırlığına, işlendikleri koşullara ve çocuğun savunmasız durumuna yeterince önem vermemişti.
Temyiz Mahkemesi itirazı oybirliğiyle reddetti. Mahkemeye göre Ceza Mahkemesi ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları doğru biçimde değerlendirmişti ve cezaları artırmayı gerektirecek bir ilke hatası yapmamıştı.
Güvendiği komşunun yanına bırakılan çocuk
Mahkemenin tespitlerine göre suçlar 2018'de işlendi. O dönemde kız, anne babası ve iki büyük kardeşiyle Limasol'da küçük bir bodrum katı evde yaşıyordu.
Hüküm giyen adam, aynı binada ailenin evinin üst katındaki dairede eşi ve oğluyla birlikte yaşıyordu. Adam, kızın babasının komşusu ve arkadaşıydı. Başka aile üyesi müsait olmadığında kızla ilgilenmesine güvenilen biriydi.
Mahkemede, kızın babasının alkol bağımlılığı olduğu, annesinin ise psikiyatrik sorunlar yaşadığı ortaya çıktı. Babanın karıştığı aile içi şiddet olayları da yaşanmıştı.
Diğer aile üyeleri çalıştığı için kız uzun süre yalnız bırakılıyordu. Kız ilkokula da çok az gitmişti.
Mahkeme, kızın yaşıtlarına göre duygusal olarak daha az olgun olduğunu, tehlikeyi fark etmekte zorlandığını ve başkalarına daha kolay güvenme eğiliminde olduğunu tespit etti. Bu durum kızı cinsel istismara karşı özellikle savunmasız kılıyordu.
Babası işe gittiğinde kız zaman zaman komşunun evinde kalıyordu. Adamın eşi ve oğlu da bu saatlerde işte oluyordu. Bu nedenle adam kızla yalnız kalıyordu.
Adam daha önce de kıza bakmıştı ve bu yüzden kız onu iyi biri olarak görüyordu. Mahkeme, bu düzenin adamı kız üzerinde fiilen güven, otorite ve etki sahibi bir konuma yerleştirdiğini tespit etti.
İstismardan sonra kız komşunun evinden kaçtı
2018 yazının bir gününde kız, ona bakacak başka kimse olmadığı için adamın evine gitti.
Adam kıza cinsel istismarda bulunmaya çalıştı, ancak eylemi tamamlayamadı.
Şoke olan ve neler olduğunu anlayamayan çocuk giysilerini toparladı ve hiçbir şey söylemeden evden koştu.
Eve dönen kız, orada bulunan annesine olanları anlatmadı. Korktuğu ve ailesinin nasıl tepki vereceğinden emin olamadığı için sessiz kaldı.
Mahkemede ayrıca, aynı dönemde adamın birkaç kez, kız verandada tek başına oynarken ve adam balkondayken cinsel organını kıza açıkça gösterdiği ortaya çıktı.
Adam, çocuğun bunu gördüğünü biliyordu.
Başsavcılık cezaları yetersiz bularak itiraz etti
Yargılamanın ardından adam, çocuğa karşı cinsel istismar suçundan iki ayrı suçlamadan mahkûm edildi.
Ceza Mahkemesi, 13 yaşın altındaki bir çocukla cinsel eylemde bulunmaktan 7 yıl, çocuğu cinsel eylemleri gösteren bir görüntüye tanık olmaya zorlamaktan ise 4 yıl hapis cezası verdi.
Başsavcılık, cezaların açıkça yetersiz olduğunu savunarak temyiz başvurusunda bulundu.
Savcılığa göre Ceza Mahkemesi, suçların ağırlığına, işlenme koşullarına, ağırlaştırıcı unsurlara ve caydırıcılık ihtiyacına yeterince ağırlık vermedi.
Savcılık ayrıca mahkemenin, kızın yaşadığı psikolojik sonuçları ve çapraz sorguya çekilerek yaşadıklarını yeniden anlatmak zorunda kalmasından duyduğu sıkıntıyı hafife aldığını savundu.
Savcılığa göre, hafifletici unsurlara ve adamın kişisel durumuna da fazla ağırlık verilmişti.
Cezayı istisnai derecede hafif bulmasına rağmen temyiz reddedildi
Temyiz Mahkemesi, Başsavcılığın başvurusunu oybirliğiyle reddetti.
Mahkeme, Ceza Mahkemesinin davanın koşullarını yeterince incelediğini ve hem ağırlaştırıcı hem de hafifletici unsurları doğru değerlendirdiğini tespit etti.
Temyiz hakimleri, cezalandırma kararında bir ilke hatası bulunmadığı ve kararın önceki içtihatların çizdiği çerçeveden sapmadığı sonucuna vardı.
Ancak mahkeme, cezayı “istisnai derecede hafif” olarak nitelendirdi ve cezanın “izin verilen aralığın sınırında” kaldığını belirtti.
Bu değerlendirmeye rağmen hakimler, cezanın üst mahkemenin müdahalesini gerektirecek eşiği aşmadığına karar verdi. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin cezalandırma kararı onandı.