Larnaka yakınlarındaki Pyrga bölgesinde taş ocağı faaliyetlerinin genişletilmesine yönelik hükümet planları, çevredeki topluluklarda endişeye neden oldu. Bölge sakinleri, çevresel etkiler ve yerleşim alanlarına yakınlık konusunda sorular yöneltti.
Konu, Akel'in Larnaka Milletvekili Andreas Pasiourtides'in tarım bakanlığından Natura 2000 koruma alanları ağına bağlı bölgelerin yakınındaki taş ocağı operasyonlarının genişletilmesi önerisi hakkında bilgi talep etmesinin ardından siyasi gündeme taşındı.
Bakan Maria Panayiotou Cumartesi günü yazılı yanıtında, inşaat sektöründeki büyüme ve büyük altyapı projeleri nedeniyle taş ocağı malzemelerine olan talebin son beş yılda istikrarlı biçimde arttığını belirtti.
Panayiotou, Kıbrıs genelindeki ruhsatlı rezervlerin yedi ila sekiz yıl içinde tükenmesinin beklendiğini ifade etti. Bakan, agrega yeterliliğinin sağlanması için genişlemenin değerlendirilmesinin "zorunlu" olduğunu vurguladı.
Skyra Lima madencilik şirketi tarafından işletilen taş ocağı, şu anda Kıbrıs'ta en yüksek hacimde agrega malzemesi üretiyor.
Ulaştırma Bakanı Alexis Vafeades, yıllık satışların 2024'te yaklaşık 1,3 milyon tona, 2025'te ise 1,4 milyon tona ulaştığını belirtti. Bu rakamlar, talepte yıllık yüzde yedilik bir artışı yansıtıyor.
Yetkililere göre Pyrga taş ocağı, Larnaka ve Lefkoşa ilçelerine inşaat malzemesi tedarikinde önemli bir rol üstleniyor.
Vafeades, taş ocağının bölgede 1960'tan beri faaliyet gösterdiğini ve 1974'ten sonra hükümet kontrolündeki bölgelerde aktif olan tek taş ocağı olarak özel önem kazandığını söyledi.
Bakanların açıklamalarına göre mevcut taş ocağının kuzeybatısında yapılan jeolojik araştırmalar, "yüksek kaliteli uygun kayaların önemli rezervlerini" ortaya çıkardı.
Yetkililer, genişleme yapılmadan ocağın kapatılmasının inşaat sektöründe tedarik sıkıntısı yaratabileceği ve Larnaka ilçesinde başka bir yerde yeni bir taş ocağı bölgesi geliştirilmesini zorunlu kılabileceği konusunda uyardı.
Vafeades, "Taş ocağı malzemelerinin daha uzak bölgelerden taşınması çevresel ve ekonomik açıdan uygulanabilir görülmüyor" dedi.
Bölge sakinleri ve çevre aktivistleri, taş ocağının yerleşim alanlarına yakın konumu nedeniyle biyoçeşitlilik, toz kirliliği ve gürültü seviyeleri üzerindeki olası etkiler konusunda endişelerini dile getirdi.
Panayiotou, mevcut taş ocağının ve önerilen genişlemenin Natura 2000 alanı içinde yer almadığını belirtti.
Ancak bakan, çevre yetkililerinin değerlendirme sürecinde "korunan habitatlar ve türler üzerinde önemli etkilerin ortaya çıkmamasını sağlamak için" özel ekolojik, toz veya gürültü çalışmalarının gerekli olup olmadığını inceleyeceğini ifade etti.
Yetkililer ayrıca taş ocakları yakınındaki hava kalitesini ölçen çalışmalara da değindi. Bu çalışmalara göre PM10 yoğunlukları yasal sınırlar içinde kaldı ve doğrudan taş ocağı faaliyetlerine bağlanabilecek önemli bir kirlilik tespit edilmedi.