Okyanusun derinliklerinde yüzen ispermeçet balinaları, kilometrelerce uzağa ulaşabilen tıkırtı sesleriyle birbirleriyle iletişim kuruyor. Bilim insanları, artık otonom bir sualtı robotu sayesinde bu konuşmaları gerçek zamanlı olarak takip edebildiklerini açıkladı.
İspermeçet balinaları tıkırtıları hem yön bulmak hem de avlanmak için kullanıyor. Aynı zamanda “coda” adı verilen örüntülü tıkırtı dizileri üretiyor ve bu seslerin iletişimde rol oynadığı düşünülüyor. Bilim insanları balinaların ses çıkardığını ilk olarak 1957'de tespit etti. Ancak bu deniz memelileri her saat içinde yaklaşık 50 dakika boyunca 1,6 kilometreden (bir mil) daha derine daldığı için iletişimlerini anlamak güçleşiyor.
Çalışma bu hafta Scientific Reports dergisinde yayımlandı. Araştırmanın ortak yazarlarından, Project CETI'nin kurucusu ve CEO'su, New York Şehir Üniversitesi Baruch College'da biyoloji ve çevre bilimleri profesörü David Gruber konuyu şöyle açıkladı: “Sualtı planörü, dört hidrofon aracılığıyla balinaları dinliyor ve ‘arka koltuk sürücüsü' adı verilen bir özellikle kendini onlara doğru yönlendiriyor.”
Gruber, sistemin işleyişini şöyle anlattı: “Planör, ispermeçet balinalarının kendine özgü seslerini algıladığında gemideki yazılım sesin nereden geldiğini belirliyor ve planörün navigasyon sistemiyle otomatik olarak iletişime geçerek yönünü değiştirip balinayı takip ediyor.”
Planör, suyun kaldırma kuvvetini değiştirerek hareket eden küçük bir robot. Batmak için biraz ağırlaşıyor, yükselmek için ise hafifliyor.
Gruber bu cihazı şöyle tanımladı: “Onu motorlu bir araç gibi değil, sessiz ve uzun mesafe katedebilen bir kâşif, süzülerek uçan bir albatros gibi düşünebilirsiniz. Okyanusta yol alırken bir yandan da dinliyor ve bilgi topluyor.”
Geleneksel takip yöntemleri, birkaç gün sonra düşen vantuzlu etiketlere ya da balinalar uzaklaştığında bağlantısını kaybeden sabit sensörlere dayanıyor. Project CETI ayrıca teknelerin arkasından çekilen hidrofonlar (su altındaki sesleri algılayıp kaydeden cihazlar) kullanıyor.
Gruber'a göre yeni robotik sistemi farklı kılan, akustik veriyi sonradan analiz etmek üzere kaydetmek yerine “suyun altındayken gerçek zamanlı kararlar verebilmesi.”
Önceki yöntemler bilim insanlarına balinanın nerede olduğunu sonradan yeniden kurma olanağı sunuyordu, ancak anlık takip imkânı vermiyordu. Yeni yaklaşım ise “planörün rotasını sürekli güncelliyor; böylece tek bir balinayla aylarca sürebilecek kadar uzun süre kalabiliyor.”
Balinaları daha uzun süre takip edebilmek, Gruber'in “kısa karşılaşmalardan sürekli ilişkilere geçiş” olarak nitelendirdiği bir değişimi temsil ediyor. Bu sayede bilim insanları kısa ve tesadüfi gözlemler yerine aynı balina ya da grupla kalabiliyor; balinaların nasıl iş birliği yaptığını, sosyalleştiğini ve çevrelerine zaman içinde nasıl tepki verdiğini görebiliyor.
Toplanacak veriler, ispermeçet balinalarının iletişim biçimine ilişkin uzun süredir yanıt bekleyen soruları da aydınlatabilir.
Gruber konuya şu örneği verdi: “Anne ve yavru çiftlerini zaman içinde takip ederek yavruların annelerinden ses örüntülerini nasıl öğrendiğini görmeye başlayabiliriz.”
Sistem ayrıca balinaların insan faaliyetlerine nasıl tepki verdiğini de ortaya koyabilir. Araştırmacılar, balinaların iletişiminin insan kaynaklı gürültü karşısında nasıl değiştiğini izleyebilecek; denizcilik, açık deniz inşaatları ve balıkçılığın bu canlıları nasıl etkilediğine dair daha net bir tablo ortaya koyabilecek.
Araştırmacılara göre teknoloji, balina davranışını çevresel baskılarla ilişkilendirerek daha kesin ve kanıta dayalı politika kararlarına yol gösterebilir. Bu kararlar arasında gemi hızlarının düşürülmesi, deniz trafiğinin yönlendirilmesi veya hassas bölgelerde balıkçılık kısıtlamaları getirilmesi yer alıyor.
Gruber, sistemin geliştirilmesinin “Dünya'daki başka bir zekâ biçimini anlamaya bizi yaklaştırdığını” söyledi ve şunu ekledi: “Bunun yalnızca koruma açısından değil, kendi türümüzün ötesinde iletişim ve yaşam hakkında nasıl düşündüğümüz açısından da etkileri var.”
Yine de hassas konum belirleme hâlâ bir sorun. Planör, balinanın yönünü algılayabiliyor ancak kesin konumunu tespit edemiyor; bu da bireysel balinaları birbirinden ayırt etmesini ve doğru biçimde takip etmesini zorlaştırıyor. İletişim de ayrı bir kısıt: Robot, güncellemeleri göndermek ve almak için birkaç saatte bir yüzeye çıkmak zorunda. Bu durum, uzun vadeli ve gerçek dünyadaki izleme çalışmalarının kesintisiz yapılmasını engelliyor.
Gruber için planörün kendi başına harekete geçtiği an, bu teknolojinin neye dönüşebileceğine dair ilk somut işaret oldu. Gruber sözlerini şöyle tamamladı: “Bağımsız çalışabilen ve doğal dünyaya, olaylar gerçekleştikçe tepki verebilen sistemler kurmaya başlıyoruz.”