İdari Temyiz Mahkemesi, yetkililerin bir Kıbrıslı vatandaşın çocuğunun vatandaşlık başvurusunu yıllarca sonuçlandırmayarak yasa dışı davrandığına hükmetti. Mahkeme, idarenin nihai karar takdir yetkisi kapsamında olsa bile, başvuruları makul bir süre içinde inceleme ve yanıtlama yükümlülüğü olduğunu vurguladı.
17 Temmuz tarihli ve Çarşamba günü kamuoyuna açıklanan oybirliğiyle alınan kararda mahkeme, annenin temyiz başvurusunu kabul etti, önceki idare mahkemesi kararını bozdu ve yetkililerin başvuruyu sonuçlandırmamasını yasa dışı ilan etti.
Dava, 2016 yılında Kıbrıslı bir annenin çocuğunu Nüfus Kayıt Yasası kapsamında Kıbrıs vatandaşı olarak kaydettirmek için yaptığı başvuruyu ilgilendiriyor. Mahkeme, temyiz duruşması yapıldığı sırada bile başvuruyla ilgili herhangi bir karar verilmediğini kaydetti.
İdare mahkemesi ilk başvuruyu reddetmişti. Gerekçe olarak, başvurunun doğrudan yetkili makam olan bakanlar kuruluna değil, Nüfus Kayıt ve Göç Dairesi'ne yapıldığını belirtmişti. Ayrıca vatandaşlık başvurularının bakanlar kurulunun takdir yetkisi kapsamında olduğuna ve bu nedenle yasal olarak yapılması gereken bir eylemin yerine getirilmediğine dair bir durum olmadığına hükmetti.
Temyiz mahkemesi farklı bir görüş benimsedi. Mahkeme, davanın vatandaşlık başvurusunun onaylanıp onaylanmamasıyla değil, idarenin başvuruyu inceleme ve karar verme yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğiyle ilgili olduğunu açıkladı.
Mahkeme, annenin mahkemeler aracılığıyla başvurunun onaylanmasını değil, yalnızca yürütmeye ilişkin idari bir işlemle ilgili talebine yanıt almayı amaçladığına karar verdi.
Hakimler, Anayasa'nın 29. maddesi ve İdare Hukukunun Genel İlkeleri uyarınca kamu makamlarının başvuruları incelemesi ve makul bir süre içinde karara bağlaması gerektiğini belirtti.
Mahkeme, gecikmenin süresine özellikle vurgu yaparak, annenin 2016'dan en az 2022'ye, yani ilk derece mahkemesi kararının verildiği tarihe kadar başvurusuna herhangi bir yanıt almadığını kaydetti.
Mahkeme, bu kadar uzun bir sürenin idarenin başvuruyu inceleme yasal yükümlülüğünü yerine getirmede "açık bir başarısızlık" teşkil ettiği sonucuna vardı.
Mahkeme ayrıca annenin, başvuru başlangıçta yanlış idari birime yapılmış olsa bile, yetkililerin yasal olarak başvuruyu yetkili makama iletmek ve başvuru sahibini buna göre bilgilendirmekle yükümlü olduğu yönündeki argümanını da kabul etti.
Temyiz başvurusunu kabul eden İdari Temyiz Mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını bozdu, idarenin makul bir süre içinde yanıt vermemesini yasa dışı ilan etti ve yerine getirilmeyen idari işlemin yapılması gerektiğine hükmetti. Ayrıca davacıya 3.000 avro yasal masraf ödenmesine karar verdi.