Temyiz Mahkemesi, tecavüz, sarkıntılık ve cinsel taciz suçlamalarıyla karşı karşıya olan Kıbrıslı Türk bir sanığın yargılama öncesi tutukluluğunu onadı. Hukuk dairesi Salı günü yaptığı açıklamada, mahkemenin sanığın Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşma başlayana kadar cezaevinde kalması yönündeki bölge mahkemesi kararına yaptığı itirazı reddettiğini duyurdu.
23 Temmuz tarihli kararında temyiz mahkemesi, Mağusa bölge mahkemesinin sanığın tutuklanmasına karar verirken takdir yetkisini usulüne uygun kullandığını belirtti. Mahkeme, savunmanın mahkûmiyet ihtimalini gösterecek yeterli kanıt bulunmadığı ve sanığın kişisel koşullarının kaçma riskini ortadan kaldırdığı yönündeki iddialarını reddetti.
Sanık, aynı mağdura karşı işlendiği iddia edilen ve tamamının aynı zaman ve yerde gerçekleştiği öne sürülen dört ayrı suçlamayla karşı karşıya.
Sanığın yargılanmak üzere mahkemeye sevk edilmesinin ardından savcılık, sanığın duruşmaya çıkmama riski bulunduğunu ileri sürerek yargılama öncesinde tutuklu kalması talebinde bulunmuş ve bu talep kabul edilmişti.
Temyiz mahkemesi, bir sanığın yargılama öncesinde tutuklanmasının istisnai bir tedbir olduğunu ve bu kararın duruşma mahkemesinin takdir yetkisi dahilinde bulunduğunu yineledi.
Mahkeme, temyiz incelemesinin ancak bu takdir yetkisinin usulüne uygun kullanılmadığı veya yerleşik hukuk ilkelerinin göz ardı edildiği durumlarda mümkün olduğunu ifade etti.
Savunmanın mahkûmiyet için gerçekçi bir ihtimal bulunmadığı yönündeki iddiasını değerlendiren mahkeme, bu argümanın kanıtların seçici bir şekilde okunmasına dayandığını söyledi.
Kararda, "Sanık avukatının kanıtların mahkûmiyet ihtimalini göstermediği yönündeki iddiasına katılmıyoruz" ifadesine yer verildi. Mahkeme, savunmanın kanıtların tamamını değerlendirmek yerine mağdurun ifadesini "parçalı ve seçici bir şekilde" okuduğunu belirtti.
Mahkeme, yargılama öncesi tutukluluk değerlendirmesi aşamasında tanıkların güvenilirliğini veya sanığın suçluluğunu ya da masumiyetini belirlemediğini vurguladı. Bunun yerine, kanıtların makul bir mahkûmiyet ihtimalini ortaya koyacak kadar güçlü olup olmadığını incelediğini ifade etti.
Temyiz mahkemesi ayrıca savunmanın, sanığın Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığı da dahil olmak üzere ülkeyle bağlarının kaçma riskini ortadan kaldırdığı yönündeki argümanını da reddetti.
Mahkeme, bu bağları kabul etmekle birlikte, alt mahkemenin bu bağların sanığın duruşmaya çıkmama endişesini gidermeye yeterli olmadığı yönündeki görüşüne katıldı.
Kararda ayrıca sanığın kuzeyle bağlantıları da ele alındı. Mahkeme, tutuklama kararının "sanığın Kıbrıslı Türk olmasına" değil, "Cumhuriyetin etkin kontrolü altında olmayan işgal bölgeleriyle güçlü bağlarına" dayandığını ve bunun kaçma riski açısından değerlendirildiğini açıkladı.
Mahkeme, önceki içtihatlara atıfta bulunarak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığının tek başına bir sanığa daha avantajlı bir muamele yapılmasını gerektirmediğini yineledi.