Kıbrıs'ta çalışanların yalnızca yüzde 22'si 2024 yılında evden çalıştı ve bu oran AB'nin en düşük seviyesi oldu. Ancak evden çalışanlar için bu değişim sadece iş süreçlerini değil, ev yaşamının tamamını derinden etkiledi.
Uzaktan ve hibrit çalışma modelleri pandemi sonrasında dünya genelinde hızla yaygınlaştı. Ancak bu modelin olumsuz tarafı da var: İş ile ev arasındaki fiziksel sınır bulanıklaştığında, insanlar zihinsel olarak işten kopmakta zorlanıyor. Bu durum kronik strese ve zamanla tükenmişliğe yol açıyor.
Değişim sinsi bir şekilde gerçekleşiyor. İnsanlar artık iş günlerine ofis kapısında başlamıyor ya da eve dönüş yolculuğuyla bitirmiyor. Bunun yerine iş; dinlenme, aile zamanı ve uyku ile aynı fiziksel ve zihinsel alanda var oluyor.
İş ve örgüt psikoloğu Maria Charalambous, bu değişimin yalnızca lojistik değil, bilişsel bir dönüşüm olduğunu söylüyor. Charalambous, "Ev birincil çalışma alanına dönüştüğünde, profesyonel ve kişisel yaşam arasındaki psikolojik sınırlar bulanıklaşmaya başlıyor" diyor.
Fiziksel sınırlar net olmadığında iş ile özel hayat arasındaki fark, kişi farkına bile varmadan kaybolabiliyor. Bir zamanlar dinlenme yeri olan ev, yavaş yavaş yeni psikolojik çağrışımlar kazanıyor.
Charalambous, "Bu ayrım ortadan kalktığında beyin, 'çalışma moduna' girmeyi ve günün sonunda 'dinlenme moduna' geçmeyi zorlaşıyor" diyor. "Zamanla bu durum bilişsel yükü artırıyor ve işten kopuşu daha da güçleştiriyor."
Kıbrıs'ta birçok kişinin ayrı bir ev ofisine sahip olma lüksü bulunmadığından, bu sürekli örtüşmeden kaçınmak oldukça zor.
Charalambous ekliyor: "Dar veya çok nesilli evlerde yaşamak, özellikle mahremiyetin sınırlı olduğu durumlarda stres düzeyini artırabiliyor. Aynı zamanda iş, ortak aile alanlarında yapıldığında zihinsel olarak kopmak daha da zorlaşıyor. Kişi fiziksel olarak evde ama psikolojik olarak hâlâ işte."
İşe olan bu sürekli psikolojik yakınlık, tükenmişliğin doğasını da değiştiriyor. Tükenmişlik genellikle uzun çalışma saatleri ve ağır iş yüküyle ilişkilendirilirken, uzaktan çalışma farklı riskler ortaya çıkarıyor.
Charalambous, "Uzaktan çalışmayla değişen şey tükenmişliğin varlığı değil, ona giden yol" diyor. "Daha doğrusu, uzaktan çalışma ortamları bireyleri aşırı çalışma riskiyle karşı karşıya bırakıyor. Net zaman sınırları olmadığında birçok kişi daha erken başlıyor, daha geç bitiyor ve daha az gerçek mola veriyor."
Geleneksel iş gününün yokluğunda iş, bir zamanlar dinlenmeye ayrılmış zamana doğru genişleyebiliyor. Charalambous, "İşe gidip gelme süresinin olmaması 'zaman kaymasına' yol açabiliyor; iş yavaş yavaş kişisel zamana sızıyor" diye açıklıyor. "Bu durum yeterli toparlanma olmadan devam ederse tükenmişliğin artması kaçınılmaz."
Bazı çalışanlar için baskı içsel kaynaklı. Charalambous, "Risk özellikle son derece vicdanlı ve işine bağlı çalışanlar için yüksek. Bu kişiler uzaktan çalışırken üretken olduklarını kanıtlama ihtiyacı duyabiliyor" diyor. "Ayrıca işverenleri tarafından güvenilmediğini hisseden ve bu nedenle gerçekten çalıştıklarını ispatlama baskısı yaşayan bireyleri de etkiliyor."
Kıbrıs'ta uzaktan çalışma henüz gelişme aşamasında olduğundan, psikolojik yapılar bu değişime her zaman ayak uyduramıyor. Charalambous, "Birçok durumda uzaktan çalışma lojistik olarak uygulanıp yönetiliyor ama psikolojik boyutu göz ardı ediliyor" diyor. "Yöneticilerin uzaktan liderlik yapma, performansı saatlere değil sonuçlara göre değerlendirme ve izolasyon ya da tükenmişliğin erken belirtilerini fark etme konusunda eğitilmesi gerekiyor."
İş yükünü yönetmenin ötesinde uzaktan çalışmanın daha az belirgin bir olumsuz tarafı daha var: Günlük sosyal bağlantıların yavaş yavaş kaybedilmesi. Meslektaşlarınızla yüz yüze sohbet etmediğinizde, yalnızlık hissi farkında olmadan sizi sarabilir. Charalambous, "Zamanla yalnızlık hem ruh sağlığını hem de iş performansını olumsuz etkileyebilir" diyor.
Avrupa genelindeki araştırmalar, uzaktan çalışma günlük yaşamın bir parçası haline geldikçe bu deneyimlerin giderek yaygınlaştığını gösteriyor. Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı'nın çalışmaları, evden çalışan kişilerin boş zamanlarında fazla mesai yapma olasılığının daha yüksek olduğunu ve ofiste çalışanlara kıyasla zihinsel olarak işten kopma konusunda daha fazla zorlandığını ortaya koyuyor.
İşten zihinsel olarak kopamazsanız strese ve yorgunluğa kapılmanız kaçınılmaz. Uzmanlar, tükenmişlikten korunmanın anahtarının işten kopabilme becerisi olduğuna inanıyor. İş ile ev yaşamı arasına sınır koymazsanız beyniniz evinizi rahatlama yeri olarak değil, sürekli iş yeri olarak algılamaya devam edecek.
Kıbrıs'ta uzaktan ve hibrit çalışma yaygınlaştıkça hem işverenler hem de çalışanlar uyum sağlamanın yollarını arıyor. Çalışanlar için küçük günlük alışkanlıklar edinmek, kaybedilen sınırları geri getirmede uzun vadede etkili olabiliyor. Örneğin net bir bitiş saati belirleyip buna uymak, beynin çalışma modundan çıkmasına yardımcı oluyor. İş sonrası kıyafet değiştirmek, dizüstü bilgisayarı tamamen kapatmak veya tipik bir "işe gidiş" yolculuğunu simüle etmek için kısa bir yürüyüş yapmak gibi ritüeller de faydalı.
Çalışma ortamı gelişmeye devam ederken birçok kişi için asıl zorluk artık evden nasıl çalışılacağını öğrenmek değil, evde nasıl yeniden var olunacağını öğrenmek.