Frederick Üniversitesi enerji sistemleri profesörü ve eski Kıbrıs Enerji Düzenleme Otoritesi başkanı Andreas Poullikkas, Kıbrıs'ın enerji politikasının seçim öncesi sloganların ötesine geçerek tutarlı ve uzun vadeli bir ulusal stratejiye dönüşmesi gerektiğini açıkladı.
Poullikkas, seçim sonrası kaleme aldığı analizde, yeni Temsilciler Meclisi'nin profesyonel, kanıta dayalı ve sürdürülebilir bir uzun vadeli enerji stratejisine yönelmek için hayati bir fırsat sunduğunu vurguladı.
Uzman, "Yeni meclis; seçim öncesi sloganların ötesine geçip ciddi, belgelenmiş ve uzun vadeli bir ulusal enerji stratejisine yönelmek için kritik bir fırsat sunuyor" dedi.
Poullikkas, son seçim kampanyası sırasında enerji tartışmasının büyük ölçüde elektrik fiyatlarıyla sınırlı kaldığını, bu tartışmanın çoğunlukla bilimsel dayanaktan yoksun ve AB müktesebatı ile Kıbrıs'ın yükümlülükleriyle tam uyumlu olmayan basit yaklaşımlarla şekillendiğini belirtti.
Uzman, "Ucuz elektrik konusunda pek çok genel ifade duyduk; ancak arz güvenliğinin, sistem güvenilirliğinin, ekonomik sürdürülebilirliğin ve AB hedeflerine uyumun nasıl sağlanacağı yeterince açıklanmadı" dedi.
Poullikkas, enerji politikasının hayali beklentilere veya parçalı vaatlere dayanamayacağını, aksine tekno-ekonomik belgelere, kurumsal ciddiyete ve planlamada süreklilik ilkesine oturması gerektiğini ifade etti.
Bazı siyasi partilerin daha dengeli öneriler sunduğunu kabul eden uzman, genel seçim öncesi söylemin yine de eksik kaldığını söyledi.
Poullikkas'a göre tartışma neredeyse tamamen elektriğe odaklandı; ulaşım, binalar, sanayi ve ısıtma-soğutma gibi ülkenin enerji ayak izine büyük katkı sunan diğer kritik enerji sektörleri ise göz ardı edildi.
Uzman, "Günlük tartışmalarda enerji çoğunlukla elektrik faturasıyla eşdeğer tutuluyor; oysa enerji dönüşümü ulaşım, binalar, sanayi ve ısıtma-soğutma alanlarına da aynı ölçüde uzanıyor" dedi.
Poullikkas, ulaşım sektörünün hâlâ geleneksel araçların hâkimiyetinde olduğunu ve Kıbrıs'ın 2030'a kadar elektrikli ulaşımı önemli ölçüde genişletmesi gerektiğini açıkladı.
Bina sektörüne de dikkat çeken uzman, mevcut altyapının iyileştirilmesi ve enerji verimliliğinin artırılması için büyük ölçekli müdahalelere ihtiyaç duyulduğunu söyledi.
Sanayi ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin; verimli ekipman, yenilenebilir enerji kaynakları ve hidrojen gibi yenilikçi teknolojilere yatırım yapmak için teşvik ve destek mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu ekledi.
Poullikkas, özellikle belediye düzeyinde yerel ısıtma ve soğutma planlamasına yönelik yapılandırılmış bir çerçevenin bulunmadığını, yerel enerji stratejilerine yönelik desteğin de eksik olduğunu vurguladı.
Uzman, "Kamuoyu tartışmalarında çoğu kez görünmez kalan bu sektörler, elektrik maliyetleri kadar ciddi biçimde ele alınmalı" dedi.
Bu alanların görmezden gelinmesinin hem çevresel hedefleri hem de daha geniş sosyo-ekonomik amaçları zayıflatacağı uyarısında bulundu.
Profesör ayrıca Kıbrıs'ın Avrupa Birliği çerçevesindeki taahhütlerinin bağlayıcı olduğunu ve ulusal planlamanın merkezine yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa Yeşil Mutabakatı, Fit for 55 paketi ve Ulusal Enerji ve İklim Planı kapsamında Kıbrıs; sera gazı emisyonlarını azaltmak, yenilenebilir enerji oranını artırmak, enerji verimliliğini iyileştirmek ve daha dayanıklı, akıllı ve temiz bir enerji sistemi kurmakla yükümlü.
Uzman, "Bunlar seçimlerle değişen siyasi beyanlar değil, tutarlı uygulama gerektiren bağlayıcı taahhütlerdir" dedi.
Poullikkas, bu yükümlülüklerin gelecekteki seçim döngülerinde yeniden müzakere edilemeyeceğini ve ulusal enerji politikasına yerleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Uzman, ülkenin enerji dönüşümünün 2050'nin ötesine uzanan uzun vadeli, kapsamlı ve bilimsel temelli bir strateji gerektirdiğini yineledi.
Poullikkas, "Kıbrıs; sürdürülebilir teknolojilere, akıllı altyapıya, enerji depolamaya, hidrojen ve elektrik bağlantı hatlarına yatırım yaparsa 2050'ye kadar karbon nötr bir yeşil ülke modeline dönüşebilir" ifadelerini kullandı.
Uzman ayrıca enerji planlamasının her siyasi döngüde değişmemesi için bilimsel temelli partiler arası anlaşmalarla politika sürekliliğinin korunmasının önemine dikkat çekti.
Poullikkas, "Enerji politikası her beş yılda bir değişemez veya kısa vadeli siyasi kaygılara teslim edilemez" dedi.
Kıbrıs'ın enerji hedeflerinin tek bir hükümet ya da parlamentonun süresini çok aştığını ve seçim döngülerinden bağımsız olarak süreklilik ile tutarlılık gerektirdiğini ekledi.
Bu çerçevede uzman; 2050'ye kadar uzun vadeli planlama, 2030 ve 2040 için sektörel kilometre taşları, istikrarlı bir yatırım çerçevesi ve enerji dönüşümünde sosyal adalet konularında net partiler arası anlaşmaların yapılması çağrısında bulundu.
Enerji maliyetlerinden en çok etkilenen kırılgan hanelere ve küçük işletmelere özel önem verilmesi gerektiğini vurguladı.
Kurumsal sorumluluklara değinen Poullikkas, yeni meclisin enerji dönüşümü için tutarlı bir çerçeve şekillendirme kapasitesine ve görevine sahip olduğunu söyledi.
Uzman, bunun için meclis komisyonlarının yasama girişimlerini kısa vadeli kaygılara göre değil; tekno-ekonomik analiz, düzenleyici etki ve AB hukukuyla uyum temelinde derinlemesine incelemesi gerektiğini açıkladı.
Poullikkas, "Belki de seçim öncesi dönemden çıkarılacak en önemli ders şudur: Ülke, enerji politikasında daha fazla parçalanmayı kaldıramaz" dedi.
Uzman, elektrik maliyetlerinin haneler ve işletmeler için önemli olmasına karşın, yalnızca buna odaklanmanın yetersiz olduğunu belirtti.
Bunun yerine; doğal gaz rezervleri dahil tüm enerji sektörlerini kapsayan, gerçek verilere dayanan, Avrupa kısıtlamalarıyla uyumlu ve düşük emisyonlu teknolojileri gerçekçi biçimde kullanan kapsamlı bir strateji savundu.
Sonuç olarak meclisin önemli bir denetim rolü oynadığını, ancak asıl sorumluluğun yürütme organına ait olduğunun altını çizdi.
Uzman, "Artık hükümetin görevi; kapsamlı bir uzun vadeli enerji stratejisi oluşturmak ve geniş partiler arası anlaşmalar için siyasi ile kurumsal koşulları yaratmaktır" dedi.
Bu yaklaşımın Kıbrıs enerji politikası için süreklilik, kanıta dayalı karar alma ve net bir stratejik ufuk sağlanması açısından zorunlu olduğunu ekledi.