Güney Kıbrıs Yüksek Mahkemesi Salı günü, kundaklama şüphesiyle tutuklanan bir kişiden zorla biyometrik veri toplanmasına izin veren bölge mahkemesi kararını iptal etti. Mahkeme, alt mahkemenin yetkisini aştığına (ultra vires) ve tedbirin gerekliliğini ve orantılılığını gerekçelendiremediğine hükmetti.
Dava, geçen Şubat ayında kundaklama şüphesiyle tutuklanan ve tükürük örneği, parmak izi, avuç içi izi ile fotoğraf çekimine rıza göstermeyen bir kişiyi kapsıyordu.
Polis, ardından Lefkoşa bölge mahkemesine başvurdu. Mahkeme, 24 Şubat'ta biyometrik materyalin toplanmasına izin veren kararı verdi.
Başvuru sahibi başlangıçta karara uymuş olsa da daha sonra kararın iptali için dava açtı.
Yüksek Mahkeme Salı günü, alt mahkemenin hem iç hukuk hem de kişisel verilerin işlenmesini düzenleyen mevzuata aktarılan Avrupa direktifleri kapsamında yapılması gereken değerlendirmeyi yapmadığını tespit etti.
Karar, Avrupa hukukunun biyometrik veya genetik verilerin rıza olmaksızın toplanabilmesi için “gereklilik ve orantılılık” konusunda titiz bir incelemeyi zorunlu kıldığını vurguladı.
Mahkeme, bölge mahkemesinin tükürük, parmak izi ve fotoğraf toplanmasının bu davada neden orantılı kabul edildiğine dair hiçbir gerekçe sunmadığını belirledi.
Yüksek Mahkeme, “Hâkim bu tür davalarda otomatik olarak hareket etmez” ifadesini kullandı ve mahkemenin “hem makul şüphenin hem de gerekliliğin var olduğuna tam olarak ikna olması” gerektiğini ekledi.
Kararda ayrıca makul şüphenin “yemin ettiren polis memuru tarafından değil, hâkimin tüm delilleri dikkatlice inceledikten sonra belirlediği” bir konu olduğu vurgulandı.
Yüksek Mahkeme, kaydedilmiş herhangi bir yargısal gerekçenin bulunmamasının, alt mahkemenin kararı vermeden önce gerekli hukuki değerlendirmeyi yapıp yapmadığı konusunda “belirsizlik” yarattığını da ifade etti.