Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Tasos Chatzivasileiou, Perşembe günü yaptığı açıklamada, tamamlandığında Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail'in enerji şebekelerini birbirine bağlayacak olan Büyük Deniz Ara Bağlantı (GSI) projesinin hayata geçmesi için Türkiye'den izin alınmasına gerek olmadığını belirtti.
Yunan Skai televizyon kanalına konuşan Chatzivasileiou, "Kablo planlaması normal seyrinde devam ediyor. Uluslararası hukuka göre, hele hele Avrupa'yı Orta Doğu'ya bağlayacak barışçıl bir altyapı projesi için izin alınmasına kesinlikle gerek yok" dedi.
Fransız varlık yönetim şirketi Meridiam'ın projedeki çoğunluk hissesini satın almasının da "bir güven oyu teşkil ettiğini ve projenin güvende olduğunu gösterdiğini" sözlerine ekledi.
"Yunanistan hiçbir provokasyona cevapsız kalmayacak ve ulusal çıkarlarından hiçbirinden taviz vermeyecektir... Planlama normal seyrinde devam ediyor. Sakinlik ve sabır. Proje Avrupa projesidir" ifadelerini kullandı.
Bu açıklamalar, Yunanistan hükümetinin önümüzdeki haftalar veya aylar içinde, denizcilere Kıbrıs ile Girit arasında kablo döşenmesi amacıyla deniz tabanı araştırmaları yapılacağına dair uyarıda bulunmak için bir denizcilik uyarı mesajı (navtex) yayımlamasının beklendiği bir dönemde geldi.
Bu arada, ara bağlantı projesinin bu ayın başlarında Meridiam tarafından satın alınana kadar sahibi olan Yunanistan'ın bağımsız iletim sistemi operatörü Admie, deniz tabanı araştırmalarının şu ana kadar yüzde 60'ının tamamlandığını açıkladı.
Etkilenen deniz tabanının geriye kalan yüzde 40'lık kısmının ise hem Yunanistan hem de Türkiye tarafından talep edilen ihtilaflı sularda yer aldığı belirtildi.
Bu zıt iddialar, geçmişte Kıbrıs ve Yunanistan arasında deniz tabanı araştırmaları yapılmasını engellemiş, 2024 yılında İtalyan araştırma gemisi Ievoli Reulme'nin Türkiye'nin kendi suları olarak kabul ettiği bölgeye girmesinin ardından Türk deniz kuvvetleri görevlendirilmişti.
Türk savaş gemileri araştırma gemisini Türkiye sularından uzaklaştırmış, ancak bu süreçte Yunanistan da bölgeye Nikiforos Fokas ve Aittitos fırkateynleri de dahil olmak üzere kendi savaş gemilerini göndermişti.
Yunanistan Dışişleri Bakanı Giorgos Gerapetritis, benzer bir anlaşmazlığın tekrar yaşanması halinde, Türkiye'nin de aynısını yapması durumunda Yunanistan'ın tartışmalı sulara yeniden savaş gemileri göndermeye hazır olacağını belirtmişti.
Suların mülkiyetine ilişkin bu anlaşmazlık, adaların kendi münhasır ekonomik bölgelerini (MEB) oluşturup oluşturmadığı sorusundan kaynaklanıyor.
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne (Unclos) atıfta bulunan Yunanistan ve Kıbrıs, adaların MEB oluşturduğunu savunurken, Unclos'a taraf olmayan Türkiye ise bunun aksini savunuyor.
Türkiye'nin bu konudaki duruşuna göre, her iki adanın da hak sahibi olduğuna inanılan 12 deniz mili karasuyu sınırlarının ötesinde, Kıbrıs ile Girit arasındaki deniz Türk suları olarak kabul ediliyor.
Buna karşılık, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin savunduğu görüşe göre, adalar tam bir MEB oluşturduğundan, Yunanistan ve Kıbrıs'ın MEB'leri Yunanistan'ın en doğudaki yerleşim adası olan Meis'in (Kastellorizo) güneyinde birbirine sınır teşkil ediyor.