Kıbrıs'ın seçim sistemi ne kadar adil? İçişleri Bakanlığı Genel Müdürü ve Baş Seçim Görevlisi Dr. Elikkos Elia, Anastasia Anthousi'nin Lefkoşa ilçesine bağlı Nikitari'deki bir sandıkta oyların yeniden sayılması talebiyle Seçim Mahkemesi'ne yaptığı başvuruyla ilgili yorum yaparken daha büyük bir konuya dikkat çekti: Temsilciler Meclisi'nin seçim sistemini ciddi şekilde ele alması gerekiyor.
Sandalyelerin nasıl dağıtıldığı ve milletvekillerinin nasıl seçildiği, parlamento seçimlerinden bu yana tartışma konusu. Örneğin Dimitris Barros, Baf'ta sadece 286 oyla milletvekili seçilirken, diğer bölgelerde binlerce tercih oyu alan veya aynı bölgede çok daha fazla kişisel oy toplayan adaylar meclise giremedi.
Ancak şunu belirtmek gerek: Anastasia Anthousi'nin itirazı seçim sistemi veya sandalye dağılımıyla ilgili değil. Nikitari'deki bir sandıktaki oyların yeniden sayılması talebi. Bu yeniden sayım, sadece beş oy yüzünden tüm ülkede bir domino etkisi yarattı.
Anthousi'nin yanı sıra, etkilenenler arasında Limasol'da DIKO adayı Evi Tsolaki, Baf'ta istifa eden ELAM eski lider yardımcısı Michalis Michael ve Girne'de Doğrudan Demokrasi adayı Konstantinos Kyprianou da var. Seçilenler ise Lefkoşa'da ELAM'dan Andreas Papacharalambous, Limasol'da DISY'den Michalis Kounounis, Baf'ta Doğrudan Demokrasi'den Dimitris Barros ve Girne'de DIKO'dan Adamos Aspris oldu.
Tüm bunlar seçim sistemiyle ilgili hararetli bir tartışmayı başlattı ve bu özel değişimle ilgili pek çok soruyu gündeme getirdi. Özellikle: Bu beş oy aslında ELAM'a yazılmıştı, ancak daha sonra EDEK'e ait olduğu ortaya çıktı. Düzeltme ELAM'a beş oy kaybettirdi, bu da ikinci sandalye dağılımını değiştirdi ve ardından gelen değişiklik zincirini başlattı.
Ancak asıl soru, Anastasia Anthousi'nin itirazının nasıl sonuçlanacağının ötesinde: Kıbrıs'ın seçim sistemi gerçekten adil mi?
Cevap elbette siyah-beyaz değil. Seçim yasasına göre sandalyeler partilere aittir, kişilere değil. Yani sandalyeler, her partinin kazandığı yüzdeye göre dağıtılır, bireysel adayın topladığı tercih oyu sayısına göre değil.
Sandalyelerin partiler arasında dağıtıldığını ve her bölgenin sandalye sayısının önceden belirlendiğini kabul ettiğinizde, bu kez Baf'ta Dimitris Barros veya geçen parlamento seçimlerinde Stavros Papadouris gibi örneklerin ortaya çıkması tamamen öngörülebilir, hatta beklenen bir durum. Bir aday birkaç düzine veya birkaç yüz oy toplar ve meclise girerken, çok daha fazla oyu olanlar dışarıda kalır.
Her bölgede en çok tercih oyu alan adayları seçmek daha adil olur muydu? Belki. Ama gerçekten daha adil olur muydu?
Bu mantığı takip ederseniz, sandalye dağılımı tamamen farklı görünürdü: büyük partiler büyük olasılıkla çok daha fazla milletvekili çıkarırdı. Küçük partiler ise daha az sandalye alırdı. Hatta bazıları hiç sandalye kazanamaz ve parlamentoda temsil edilmezdi.
Muhtemelen değişmesi gereken şey, ikinci dağıtımda sandalyelerin nasıl tahsis edildiği. Kesin olan bir şey var: Bu durum Meclis'i endişelendirmeli. İçişleri Bakanlığı Genel Müdürü'nün birkaç gün önce yaptığı açıklamada tam olarak bu konuya değinmişti.
"Seçim sistemimizi, özellikle ikinci dağıtım meselesini yeniden ele almalıyız," dedi. Aynı zamanda son parlamento seçimlerinde "bir sandalyenin beş dakika içinde bölge değiştirdiğini, bir partiden diğerine geçtiğini ve sonunda Baf bölgesinde çok az oy alan birine gittiğini" belirterek durumu, ilgili adaylar için "ruh parçalayıcı" olarak nitelendirdi.