Güney Kıbrıs Göç Bakan Yardımcısı Nicholas Ioannides, Avrupa Birliği'nin düzensiz üçüncü ülke göçmenleri için iade süreçlerini hızlandıracak yeni anlaşmasını memnuniyetle karşıladı. Ioannides, anlaşmayı AB'nin göç politikasının güvenilirliğini güçlendiren bir 'dönüm noktası' olarak nitelendirdi.
Ioannides, 'Bu dosyanın kısa bir sürede hızlıca sonuçlandırılması, kurumların bütüncül bir göç sistemi çerçevesinde etkili iadelere yönelik AB kuralları oluşturma kararlılığını yansıtıyor' dedi.
Bakan Yardımcısı, anlaşmanın Kıbrıs gibi ön cephe üye devletleri için taşıdığı önemi vurgulayarak, yeni anlaşmanın düzensiz girişin AB'de uzun vadeli ikamete yol açamayacağı yönünde 'net bir mesaj' verdiğini belirtti.
Ioannides, 'Etkili iadeler ulusal sığınma sistemlerinin yükünü hafifletiyor, sosyal uyumu koruyor ve sığınma prosedürlerinin istismarını önlüyor' ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın daha geniş anlamına dikkat çeken Ioannides, etkili bir iade politikasının AB'de işlevsel bir göç ve sığınma yönetim sisteminin zorunlu bir unsuru olduğunun altını çizdi.
Geçici anlaşmanın, 12 Haziran 2026'da yürürlüğe girecek yeni Avrupa göç ve sığınma paktını tamamlaması bekleniyor.
Ioannides, 'İade tüzüğü yeni paktla birlikte göç akışlarını daha iyi yönetme, kararları daha hızlı alma ve uygulama, uluslararası korumaya gerçekten hakkı olanları koruma ve kalma hakkı olmayanları etkili biçimde iade etme yönündeki Avrupa çabasını güçlendiriyor' dedi.
Yeni tüzük, yasadışı göçmenler için üçüncü ülkelerde 'iade merkezleri' kurulmasını öngörüyor. Bu merkezler ya göçmenin nihai varış noktası ya da göçmenin kendi ülkesine veya başka bir üçüncü ülkeye iadesini kolaylaştıracak transfer merkezleri olarak hizmet verecek.
Düzenleme ayrıca yasadışı şekilde ikamet eden göçmenler için katı yükümlülükler getiriyor. Göçmenler, ilgili üye devleti terk etmek ve yerel makamlarla işbirliği yapmakla yükümlü olacak. Bu hükümlere uymayanlar için yaptırımlar da belirlendi.
Bu yaptırımlar arasında ödenek veya yardımlarda kesinti yapılması ve gönüllü iadeyi teşvik eden imkânların verilmemesi yer alıyor. Bunun yanı sıra üye devletler, ulusal mevzuatın izin verdiği durumlarda hapis cezası dahil cezai yaptırımlar uygulayabilecek.
AB Konseyi'ne göre 'iade ülkesi' olarak belirlenecek ülkeler, ilgili bir anlaşmanın imzalandığı herhangi bir üçüncü ülke olabilir. Ancak bu ülkelerin uluslararası insan hakları standartlarına ve geri göndermeme ilkesi dahil uluslararası hukukun ilkelerine saygı göstermesi gerekiyor.
Bu durum, ilgili üçüncü ülkelerin göçmenleri özgürlüklerine, yaşamlarına ya da diğer insan haklarına yönelik tehditle karşılaşma olasılığı bulunan bölgelere sınır dışı edemeyeceği anlamına geliyor.
Yeni düzenleme aynı zamanda 'Avrupa İade Emri (ERO)' adı verilen bir uygulamayı hayata geçirecek. Bu form, üye devletlerin iade kararının temel unsurlarını girmesini zorunlu kılacak.
AB Konseyi, 'Bu uygulama gelecekte karşılıklı tanımayı kolaylaştıracak. Üye devletler, başka bir üye devletin iade kararını tanımak için gerekli bilgilere sahip olacak' açıklamasını yaptı.
Refakatsiz çocuklar anlaşmanın kapsamı dışında tutuluyor. Ancak tüzük, güvenlik riski oluşturan kişiler için özel önlemler öngörüyor.
Bu önlemler arasında olağan azami on yıl süreyi aşan giriş yasakları, özel güvenlik vakaları için süresiz giriş yasağı ve cezaevinde tutulma yer alabilir.
Üye devletler örneğin, olağan azami on yıl süreyi aşan ya da güvenlik vakaları için süresiz giriş yasağı uygulayabilecek ve cezaevinde tutulma kararı verebilecek.
Tüzük, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal uygulanmaya başlayacak.